VENEZUELA’DAN SONRA HANGİ ÜLKE VAR.

91 0

Haber Merkezi: İktisadi krizden bir türlü çıkamayan ve çok daha büyük tehlikenin ufukta belirdiğini gören emperyalistlerin saldırganlığı ivme kazanıyor. Kapitalizm çürümüş bir sistemdir. Kan ve ölümle besleniyor. Afganistan, Irak, Libya, Yemen, Mali, Çad, Sudan ve Suriye’de yapılanların bir benzeri de Venezuela’da yapılmak isteniyor. Ve daha sırada kimler var? sorusu endişesi saçan bir hayalet gibi dolanıp duruyor.

Belli başlı emperyalist ülkeler arasında keskinleşen çelişki ve boğaz boğaza rekabet yarı-sömürge ülke pazarları üzerinde yeniden paylaşım süreciyle ilerliyor. Bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde; emperyalist ülkeler ile yarı-sömürge (gelişmekte olan ülkeler, orta düzeyde gelişmiş ülkeler dedikleri ülkelerin tümü bu kapsam içindedir) ülkeler arasındaki çelişki olabildiğince şiddetlenmiştir. Asya, Ortadoğu, Doğu Avrupa, Afrika, Amerika’da yapılan işgal, saldırı, kışkırtılan iç savaşlar, askeri darbeler, suikast ve komplolar bu karşıtlığın sonucudur. Belli ülkelerle sınırlı olmayan, bağımlı görece daha güçsüz ülkeler üzerinde emperyalist haydut ülkelerin paylaşımı tekil, bölgesel değil bir dünya politik, siyasi ve iktisadi süreci olarak görülmesi meselenin kavranması açısından son derece mühimdir.

Sermaye güçlerinin tek derdi azami kârdır, onlar demokrasi ve ulusların özgürlüğü ve eşitliğine önem vermezler. Genel seçimler kendi ülkelerinde “demokrasi ölçüsü” ama yıkmayı hedefledikleri ülkelerde ise hükümet yüzde 90 oy oranıyla seçilse bile onlar için “diktatör” olarak gösterilebiliyor. Tüm ölçüler sermayenin emperyalist yayılmacılığın hizmetinde. Venezuela’da olanlar demokrasileriyle övünen AB, ABD’nin burjuva politikacılarının ne derece iki yüzlü ve sahtekar olduklarını dünya emekçi halklarına ve ezilen uluslarına bir kez daha gösterdi.

HANİ NEREDE ULUSALRIN BAĞIMSIZLIĞINA SAYGI.

Venezuela’da Meclis Başkanı Juan Guaido aylar öncesinde ve uzun bir arka planı olan ABD yönetimi ile yaptığı görüşmelerdeki hesaplamalar ve hedefler doğrultusunda 23 Ocak 2019’da Maduro hükümeti karşıtı burjuva muhalefetin mitinginde kendisini geçici devlet başkanı ilan ettikten sonraki gelişmeler kapitalist-emperyalist dünyada ulusların iç işlerine karışılmaması, bağımsızlık hakkına saygı duyulmasına dair vb. vs. söyleyen burjuvazinin ıvır zıvır ifadelerinin ne derece boş olduğuna dair komünistlerin öteden beri yaptıkları tespitleri doğrulayan son örnekten biri oldu.

Emperyalist ABD hemen J. Guaido’nun devlet başkanlığını tanıdığını Maduro hükümetinin ise “gayri-meşru” olduğunu ilan etti. Akabinde, Kanada, Avustralya, İsrail, Kolombiya, Peru, Ekvator, Paraguay, Brezilya, Şili, Panama, Arjantin, Kosta Rika ve Guetamela’da ABD uşağı olan J. Guaido’yu tanıdıklarını açıkladılar.

Avrupa cephesinden Almanya, Fransa, İngiltere Madura’ya “8 gün içinde seçime gitme” şartını ileri sürdükten sonra J. Guaido’yu desteklediklerini de açıkladılar. AB’nin tavrı ABD ile uyumlu biçimde gelişti.

Güney Amerika’da Küba, Meksika ve Bolivya dışında Venezuela’ya destek verip emperyalist ABD’nin darbesine karşı tavır alan ülke çıkmadı. 1898’den beri ABD’nin Latin Amerika halklarına yapmadığı kötülük kalmadı. Saydığımız ülkelerin tamamında ABD emperyalizminin uşağı hükümetler yönetimdedir.

Amerika kıtasında ticari ilişki ve sermaye yatırımını genişleten Çin ve kendisine yönelik kuşatma harekatını karşı hamlelerle yanıtlayan Rusya, Venezuela’ya destek verdiler. Emperyalist ABD ile diğer emperyalist kamp olan Çin-Rusya arasındaki sert karşıtlıklardan yararlanmak, kendisine yönelik atakları da gözeterek çeşitli ticari ve siyasi hesaplamalar dahilinde AKP hükümeti de Maduro’ya desteğini açıkladı.

Burjuva hükümetlerin destekleri de, karşıtlıkları da tümüyle çıkar temeline dayanmaktadır. Demokrasiden ve ulusların temel haklarından yana oldukları için değil sürekli kazan politikası ile hareket edilmektedir.

Emperyalizme karşı durmada tutarlı olanlar sadece komünistlerdir. Enternasyonal komünist hareket her yerde tereddütsüz

Venezuela yada bir başka ülke fark etmez her türden işgal, tehdit ve baskıya karşıdır. Ulusların tam hak eşitliği ve bağımsızlık hakkının savunulması ve hiçbir ulusun iç işlerine bir başka ulusun müdahale etmemesi konusunda tutarlı ve tavizsiz politikaya yalnız komünistler sahiptir. Bu anlamda gerçekten devrimci proletarya her bir parçada Venezuela halkının yanındadır ve emperyalizme karşıdır. Milliyetçi söylem ve payelerle anti-emperyalist olunmaz. Emperyalizm çağında anti-emperyalist olmak ancak kapitalizm karşıtı olmakla mümkündür. Buda komünist olmayı gerektirir.

KOMÜNİST BİLİNÇLE EMPERYALİZME KARŞI DURMA ZAMANIDIR

Maduro hükümeti karşıtı burjuva muhalefet kliği 2014-2017 yıllarında sokak şiddeti ile Venezuela’da bir kaos konseptiyle amacına ulaşmaya çalıştı. Başarılı olamadı ama yıpratma politikasında bir etki alanı yarattı. ABD’nin mali fonlarından yararlanan Guaido onursuzca ABD ve Avrupa emperyalistlerini Venezuela’ya müdahaleye çağırdı.

ABD Venezuela’daki petrol rezervinin üstüne oturmak istiyor. 2002’de H. Chavez’i askeri darbe ile devirme planı arkasında olan ABD kendisini geçici başkan ilan eden J. Guaido’yu resmen tanıdıktan sonra açıkça Venezuela’yı işgal etme ve savaş tehdidi aşamasına geldi. 1999 yılında Chavez ile yüksek gerilim sürecine giren Venezuela ile ABD ilişkileri hiç normalleşmedi. ABD büyükelçisi birçok kez sınır dışı edildi. Venezuela çeşitli mali operasyonların hedefi oldu. Durum çok açık Küba’dan sonra Latin Amerika’da hiçbir ülkenin Washington’a karşı durması, hele hele Çin, Rusya ile bu ülkelerin iktisadi, siyasi ilişkiler geliştirip örnek oluşturması istenmiyor.

Sosyalist söylemler kullanılsa da Venezuela hükümeti sosyalistlikle ilgisi olmayan kapitalist bir hükümettir. Sanayi, meteoroloji, tarım ve alt yapı alanlarında rolü genişleyen devlet ekonomisi, eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim hizmetlerine daha fazla bütçe ayrılması, konut yapımı vd. vs. önemli harcamaların olması neoliberal emperyalist sermayenin her yanı talan eden saldırganlığı düşünüldüğünde olumlu bir direniş noktası olarak ilgi çekebilir ama bu durum emperyalist sermayeye bağımlı kapitalist ekonomiyi ve burjuva sınıf hakimiyetini ortadan kaldırmıyor. Tamda bu noktada sosyal ağını genişleten sisteme rağmen Venezuela’da yoksulluğun artışı engellenemiyor. Çünkü üretim ve ticaret burjuvazinin egemenliğinde onlar zenginleşiyor emekçi yığınlar ise yoksullaşıyor. 2000’li yıllarla parlatılan “21’inci yüzyıl Latin Amerika Sosyalizmi” pompalanan bir reformizmdi, kapitalizme dokunmadan kitlelere özgürlük, eşitlik, adalet vaat eden sosyal-demokrasinin bir versiyonuydu ve sonuna gelindi. İşe yaramadı. Fakat Latin Amerika’da komünist, devrimci akımların tasfiyesi ve sistem içine çekilmesinde önemli rol oynadı.

AMBARGO İNSANLIK SUÇUDUR

Burjuvazi her yerde ikiyüzlü ve ahlaksızdır. İnsan hakları, demokrasiden söz edip insanseverlik üzerine demediğini bırakmazlar ama çeşitli ülkelere uyguladıkları ambargolarla milyonlarca yoksulun ölümüne yol açarlar. ABD, Venezuela’ya ambargo uyguluyor. Yeterli sanayi yatırımı olmayan ekonomi petrol fiyatlarında yaşanan düşüşle birleşince petrol gelirlerine dayanan ülke ciddi bir biçimde zorlanıyor. 2008’de 140 dolar olan bir varil petrol 50 doların altına düşmüştür. ABD ve Avrupa emperyalistlerinin işbirlikçisi ticaret burjuvazisi temel gıdalarda stokçuluk yolu ile karaborsa piyasası oluşturarak halkın hükümete yönelik tepkisini büyütüyor, sistemin reorganize edilmesi için sermaye gücünü kullanıyor.

Venezuela halkı direniyor. Ordunun çoğunluğu hükümetten desteğini çekmediği için darbe planları pek işe yaramamaktadır. Ayrıca kitlelerin çoğunluğu askeri darbeye karşıdır. Silahlı halk milisleri olası ABD işgaline karşı direneceklerini açıklamışlardı. İç karışıklıkların köpürtülmesi iç savaş çıkarılması yolu ile “muhalefet eziliyor” yaygarasıyla “demokrasi koruyuculuğu” safsataları eşliğinde Venezuela’ya saldırma planı uygulanmaya kondu. Venezuela sınırındaki Kolombiya’ya yapılan ABD askeri gücü amaçlananı göstermiştir. Yüzde 68’lik gibi yüksek bir destekle seçilmiş Venezuela hükümeti “gayri-meşru” ilan edilerek ülkeye açık bir saldırı başlatıldı ve kuşatma tüm araçlarıyla daraltıldı.

Mesele D. Trump değildir; emperyalizmin gerici, faşist politik karakteridir sorun olan. Obama döneminde “ekonomik yaptırımlar”la yoğunlaşan kuşatma D. Tramp’la açıktan askeri saldırı seviyesine vardırıldı. Ekonomik yaptırımlar Venezuela halkının gıda, ilaç gibi temel yaşam ihtiyaçlarına ulaşmayı engelliyor ve ölümlere yol açıyor. Toplumsal bir cezalandırma yapılmaktadır. Irak’ta ambargodan milyonlar öldü (rüldü). Yapılan bir insanlık suçudur. Nazizmin ABD versiyonudur. Hükümet değişimi planıyla halk kitlelerinin öldürülmesi ordulara karşı verilmiş bir savaş değil, halka karşı sürdürülen savaştır ve bu faşizm değilse nedir?. ABD emperyalizmi gücüne göre dünyaya “itaat ya ölüm” dayatıyor. “Önce Amerika” sloganı aynı zamanda yeni dönemin saldırgan politikasını ifade eder. CIA senaryolarının birer piyonu olan Guaido gibi onursuz tipler ise işbirlikçi burjuvazilerinin temsilcileri olarak her ülkede bulunur.

Maduro’nun ABD diplomatlarını ülkeden kovması Tramp’ı pek etkilemedi. ABD silahlı saldırıyı gündemleştirdi. Devlet petrol şirketi olan PDVSA’nın hesaplarını dondurdu, Kolombiya’ya asker yığdı ve diğer tüm araçlarını harekete geçirdi. 2009’da Honduras’ta 2012’de Paraguay’da askeri darbe gerçekleştirilmiş, Brezilya’da hükümete darbe tezgahı kurulmuş Lula hapishaneye konulmuş faşist Balsonaro’su Washington’da hizmette el ele vermiş durumdadırlar.

Gelişmelerin nasıl sonuçları doğuracağı bilinmez ama dünya halklarının anti-emperyalizm bilincinin çok daha güçleneceği sürecin hızlandığı çok açıktır. “Bolivarcı sosyalizm” denilen reformculukla ne emperyalizme karşı durulabilir ne emekçi yığınlar kölelikten kurtulabilir. Ulusların özgür ve gerçekten bağımsız olabilmelerinin tek yolu sosyalizmdir. Bu temelde işgal ve yıkım tehdidi altında olan ülke halkları başta olmak üzere dünya işçi sınıfı ve tüm emekçi halk kitleleri her yerde çürümüş kapitalist sisteme karşı savaşmak zorundadır. Venezuela halkı ile ezilen, baskı görenler başta olmak üzere dünya ezilen ulusları ve halklarının çıkarı ortaktır. Görev dayanışmak, enternasyonal bir ruhla herkesin bulunduğu yerde devrim davasını ilerletmesidir.

Related Post

DAVAYA BAĞLILIK, SAMİMİYET

Posted by - 5 Nisan 2019 0
Haber Merkezi: (Ozan Emre) Devrim mücadelesinde sade yaşayıp sıkı çalışmanın altın kuralı komünizm amacına bağlılık ve samimiyettir. Davaya bağlılık ve sınıf…

YENİLENMEK ZORLU BİR MÜCADELEDİR

Posted by - 19 Kasım 2018 0
Makale:Komünistler dünyayı değiştirme eyleminin önder güçleridir. Toplumsal olgulara tek yanlı değil, çok yönlü bakarlar ve olgulara dayanırlar. Nesnel dünyanın yerine…

DAHA AZ ÇAĞRI, DAHA FAZLA MÜCADELE

Posted by - 16 Kasım 2018 0
Makale: Neredeyse tüm devrimci, demokratik, ilerici güçler, birleşik mücadeleden söz etmektedir. Faşist sınıf diktatörlüğüne karşı ezilenler cephesinde birleşik mücadelenin önemine vurgu…