Makale: Ne için mücadele yürütüldüğünün içsel mantığının kavranması bir proleter devrimcinin geleceği açısından hayati önemdedir. Bu durumun tek tek devrimcilerden sınıfsal boyuta taşınarak düşünülmesi halinde sınıf mücadelesinin zorunlu içsel mantığının proletarya tarafından kavranması gerektiği sonucuna ulaşılır. İşçi sınıfını kendisi için sınıf haline getiren sınıf bilincidir. Sınıf bilincine erişmiş proletarya kendisini sömüren kapitalistler sınıfına karşı yenilmez bir kararlılıkla mücadele etme kuvvetini elde etmiş olur. Bu gerçeği bilen burjuvazi istisnasız her ülkede işçi sınıfının birleşmesini sağlayacak sınıf bilincinin öncüleri komünist işçilerin çalışmasını bastırır. Komünist hareketin bastırılmasında hiçbir katliamdan geri durulmaz. Var olan sömürücü sistemi kapitalist barbarlığın ortadan kaldırılması ve yerine proletaryanın önderliğinde, ezilen ve sömürülen diğer sınıflarla devrimci ittifak içinde proleter sınıf iktidarının kurulması mücadelesi veren komünistler, burjuva toplumda var olan – demokratik talepler uğruna mücadele eden çok çeşitli eğilim ve oluşumlarda dahil – tüm muhalefet katmanlarından ayrılırlar.

Bu anlamda kitlelere sınıf bilincinin taşıyıcı önder gücü komünist parti bir tepki hareketi değil, toplumu devrimci temelde değiştirmenin ve komünizme ilerlemenin hareketidir. En nihayetinde devrim kimin iktidar olacağını çözüme bağlayan kitlesel kanlı ve zora dayalı büyük bir toplumsal dönüşüm ve değiştirme eylemidir. Komünist sınıf mücadelesi tarihinden de çok net tecrübe edildiği gibi sömürülen ve ezilen halk kitlelerine önderlik eden komünist partisi olmaksızın devrimin zafere ulaşma olanağı yoktur. Halk kitlelerinin karşısında tepeden tırnağa askerileşmiş sınıf iktidarı vardır. En gelişkin burjuva cumhuriyetlerde bile emek ile sermaye çelişmesinin keskinleştiği iktisadi bunalım dönemlerinde yönetememe krizine girmiş burjuva sınıf egemenliğinin bekası için faşistleştirilmiş devlet düzenine geçiş yapılmaktadır. 1930’lu yıllarda kapitalizmin genel bunalımında pek demokratik görünen Batı Avrupa ülkelerinde faşizme nasıl geçiş yapıldığı, Hitler, Musolini, Franko’ların insanlığı nasıl kana buladıkları akılda tutulmalı. Türkiye gibi bağımlı ülkelerde ise faşizm süreklileşmiş ve kurumsallaşmış bir devlet düzeni olarak sürdü, sürmektedir. Sınıf savaşımı da bu sömürücü faşist sınıf egemenliğine uygun konumlanmayla sürdürülmek zorundadır. Demokrasiyi dışlamanın dolaysız ifadesi olarak varlığı sürekli olan baskı türlerine karşı durmanın iktidarın fethedilmesi nihai hedefiyle sürdürülmesi zorunlu sınıf mücadelesi ile bir birine karıştırılması halinde devrimci amaç silikleşip kaybolur. Bu anlamda güncel politik çalışmalar, devlet baskısının her türüne karşı direniş komünist siyasi amaç doğrultusunda süren mücadele ile uyumlu sürdürülmesi devrimci duruşun korunması bakımından tayin edicidir. Nitekim iktidar bilincinde zaaflı, sınıf mücadelesi yerine ‘’pratik politika’’ adına devlet baskısına duyulan kaçınılmaz tepkinin reformcu tarzda örgütlenmesi proletaryanın iktidarı kazanma mücadelesinin önüne koyan ve sağ tasfiyeciliğe demirleyen devrimci örgütlerin savrulma örnekleri mevcuttur. Nihai devrimci hedef kaybolduğunda sınıf mücadelesinin yerini burjuva düzenin reformlar yolu ile iyileştirilmesi almaktadır. Oysa halk kitlelerinin gerçekten özgür olabilmeleri ve demokratik bir toplumun yaratılabilmesi için sömürücü, eşitsiz ve kötülük saçan düzen yok edilmeli. Sınıf savaşımı olmaksızın bu devrimci hedefe ulaşılamaz. İşçi sınıfının en ileri, gelişkin ve kararlı öğeleri olarak komünistler toplumsal egemenliğin proletaryanın eline geçmesi hedefinden asla vazgeçmezler. Proletarya diktatörlüğü gayesinden vazgeçenlere ise komünist denmez.

Burjuvazinin toplumsal egemenliğini kendi elleriyle proletaryaya teslim etmediği, proletaryanın iktidarı kazanması için çok zorlu ve kanlı bir savaş yürütmek zorunda olduğu tarih bilgisi olan herkesin bildiği bir hakikattir. Tamda bu realiteye bağlı olarak adanmış profesyonel devrimcilerden oluşmuş komünist partisine ihtiyaç vardır. Merkezi, disiplinli savaşçı bir parti ve onun önderliği olmadan proletarya sosyalizmin yaratıcısı haline gelemez. İşçi sınıfının bilinçli foknsiyonerlerinin partilerini her türlü tehlikeye karşı koruması, zayıfsa güçlendirmesi zorunluluğu sınıf savaşımının realitesine dayanmaktadır.

Tarih sahnesine proletaryanın sınıf mücadelesi bayrağı ile çıkan Maoist parti yarattığı devrimci gelenek ve değerler bütünüyle dikkat çektiğimiz komünist öze dayanmaktadır. Siyasi amaçlarına bağlı kaldıkça engelleri aşma iradesini gösterme kabiliyetine sahiptir. Sınıf savaşımının bilimine, vazgeçilmez yasalarına sadık biçimde zorlukların göğüslenmesi aynı zamanda günümüz Türkiye’sinde dayatılan reformist sınıf teslimiyetçiliğine karşı mücadeleyi ifade etmektedir. Partimizin önderleri, üye ve savaşçıları Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da hangi sınıfın yöneteceği sorusunu proletaryanın lehine çözüme bağlama büyük inancına bağlı olarak dün mücadele yürütmüş oldukları gibi Kaypakkaya hareketinin komünist çizgisinin sürdürücüleri bugünde yarında sınıf savaşımının ilkelerine bağlı mücadele vermeye devam edeceklerdir. Bu nedenle sınıf çatışmasının antagonist karakterinin içsel mantığını sunan proletarya sınıfının iktidar bilincinin derinden kavranması her bilinçli emekçi için çok daha sağlam ve kararlı mücadele yürüyüşü demektir. Kendimizi ve toplumu dönüştürmeye devam edelim…

Related Post

DAHA AZ ÇAĞRI, DAHA FAZLA MÜCADELE

Posted by - 16 Kasım 2018 0
Makale: Neredeyse tüm devrimci, demokratik, ilerici güçler, birleşik mücadeleden söz etmektedir. Faşist sınıf diktatörlüğüne karşı ezilenler cephesinde birleşik mücadelenin önemine vurgu…

Suriye Savaşında Son Halka Türkiye

Posted by - 26 Eylül 2018 0
Makale: Suriye Savaşında Son Halka Türkiye  Ortadoğu’da sular durulmuyor. Emperyalist kapitalist sistemin ağırlaşmaya devam eden krizi dünyanın her yerinde kaçınılmaz etki…

Esas Halkadan Tutmak

Posted by - 20 Eylül 2018 0
Devrimci objektif koşullar uygun ve gelişme seyri yükselişte olmasına rağmen sübjektif kuvvetler geri ve dağınık olabilir. Bu durumda sübjektif kuvvetlerin…