SINIF MÜCADELESİNDE GÖRÜŞ AYRILIKLARININ KÖKENİ KÜÇÜK BURJUVAZİNİN DÜŞÜNCE YÖNTEMİ ÜZERİNE NOTLAR (2)

158 0

Haber Merkezi: KÜÇÜK BURJUVAZİNİN DÜŞÜNCE YÖNTEMİNE KARŞI İDEOLOJİK MÜCADELE

Birinci bölümde partide görüş ayrılıklarının nereden geldiği üzerinde durduk. İdeolojik mücadelenin önemini vurguladık. Konumuzla doğrudan bağlantılı olan küçük-burjuva düşünce yöntemini ele alalım ve bu zararlı fikir ve pratiğe karşı devrimci proletaryanın tutumunu değerlendirmeye devam edelim.

İdeolojik donanımı zayıf bir parti kökeni sınıflara dayanan sağ yada sol çizgilere karşı başarı sağlayamaz. Parti içinde küçük-burjuva düşünce metoduna karşı durulması ve proleter çizginin derinleştirilmesi, sağlamlaştırılması ideolojik donanıma sahip bir önderlikle mümkündür. Küçük burjuva düşünce, kültür ve siyasal eğilimi özü itibarıyla burjuva ideolojisinin proletarya partisine tesir etmesi çeşitli biçimler altında politik yaşamda ve siyasal çizgide açığa çıkmasıdır. Geçmiş sınıf alışkanlıkları, yaşam şekillenişleri, ruh halleriyle küçük burjuva kökenli üyelerin burjuva düşünceye daha fazla açık olmaları çelişkinin içeriğine uygundur. Örneğin, askerileşmiş fabrika düzeni içinde üretimde bulunan bir işçinin parti disiplinine uyması, kurallara tavizsiz uyması ve uygulaması zor olmaz, çünkü yaşamı disiplinle örülüdür ama yaşamına pek disiplin uğramamış küçük-burjuvaya, küçük burjuva yarı-aydına parti disiplininin zor gelmesi çekilmez görünmesi ve onu aşındırma ruh halinde olması içinden geldikleri yaşam alışkanlıkları, üretimdeki yerleriyle açıklanabilir.

İşçi sınıfı partisi hatalardan muaf değildir. Politik, askeri alanda hatalar olabilir, sağ yada sol eğilimler dönem dönem ortaya çıkabilir. Bu hatalar düzeltilebilir. İdeolojik ve siyasi çizgi tayin edicidir. Marksizm, Leninizm, Maoizm ideolojisinde sapma egemen çizgi halini alırsa, veyahut da Marksist proletarya diktatörlüğü siyasal hedefi terk edilirse bu durumda bir parti kendine ne derse desin komünist parti olamaz. Lenin yoldaş “proletarya diktatörlüğünü reddedene komünist denmez” demişti. Kendine komünist diyenler proletarya diktatörlüğü devlet öğretisini ve iktidar anlayışını savunmak zorundadır. Kalkmış kimisi bu temel ilkeyi reddediyor ve kendisine halen Maoist diyor. Tutarlılığın zerresi yok bunlarda. MLM diyorsan kendine proletaryanın ilkelerini savunacaksın. Bu tayin edici olan devrimci siyasal çizgiden sapan üçüncü kongreciler buna örnektir. Proletarya diktatörlüğünü programlarından çıkardıkları, savunmadıkları ve çarpıttıkları için onlara komünist denmez. İdeolojik ve siyasi çizgide gerçekleştirilmiş böylesi sağ oportünist değişiklikler örgüt yapısında da bu sağ çizgiye göre şekillendirilir.

Komünistler ideoloji ve proletarya diktatörlüğü öğretisinden taviz vermezler. Bu konuda Kruşçev modern revizyonizmine karşı ÇKP ile RKP polemiklerine bakılabilir. Lenin ve Stalin yoldaşların değerlendirmelerinin devlet teorisi üzerine çok daha kapsamlı olduğunu da belirtelim. Tavizler hiç verilmez değil, taktik anlaşmalar ve uzlaşmalar sınıf mücadelesinde mümkündür ama ilkelerden taviz verilmediği sürece… Aksi taktirde siyasi temsiliyet olur.

Örneğin sınıf mücadelesinde diğer tüm teori ve taktikleri bağlayıcı önemde olan proletarya diktatörlüğü üçüncü kongreciler tarafından reddediliyor ama kendisine MLM diyen partide çoğunluk bu revizyonist-oportünist değişikliğe sessiz kalıyorsa, Marksizm teorisinin neredeyse “gözden geçirilme”yen yönü bırakılmadığı halde yapılanlara cemaat ruhuyla kafa sallanıyorsa o partide siyasi temsiliyetin çoktan kök saldığını gösterir. hiçbir şey aniden gerçekleşmez, her şeyin oluş, gelişme ve sonuca ermeyi içeren bir diyalektik süreci vardır. Örneklediğimize benzer gelişmeler küçük-burjuvazinin alışkanlıklarından, ruh hali, kültür ve düşüncesinden kurtulamayanların gerçeklerin yerine kendi isteklerini koyan sübjektif (öznelci) anlayışının partide hakim olmasını ifade eder. Bu aynı zamanda burjuva ideolojisine teslimiyettir.

Küçük-burjuvazinin düşünce yöntemine ilişkin Mao Zedung şu saptamaları yapar:

“Küçük burjuvazinin düşünce yöntemi esas olarak öznelcilik ve sorunları incelemede tek yanlılık olarak ortaya çıkar. Yani, sınıf güçleri dengesinin nesnel ve kapsamlı görüntüsünden hareket etmez. Öznel dilekleri, etkilenmeleri, boş lafları gerçek kabul eder, bir tek yönü tüm cepheler diye benimser, parçayı bütün ağacı orman zanneder.” (Mao Zedung, Seçme, Eserler Cilt: 3, Sf, 250)

Diyalektik tarihi materyalist felsefe nesnel gerçekliğin çok yönlü ve bağıntıları içinde incelenmesine dayanır. Her türden tek yanlı incelemeyi nesnel dünyanın yerine idealist metafizik felsefi düşüncenin konulmasını reddeder. Öznelci düşünce yöntemiyle sorunları ele alan eğilim proletarya partisinde burjuva düşüncenin gelişmesine yarar siyasi teslimiyetin kapısını açar. Öznelcilik toplumsal gerçeklerden kopma zemininde yeşeren dogmatizm ile kardeştir. Kendi sübjektif düşüncelerinin nesnel olguların yerine konulması, somut şartların canlı tahliline dayanan devrimci sınıf mücadelesi teorisi ve pratiğini baltalar, onu donuklaştırıp, yozlaştırır ve yolundan saptırır. Tarif edilmesi zor çöküşlere yol açılır.

Küçük-burjuva düşünce yönteminin bir çok biçimde Türkiye’de sınıf hareketinin çeşitli parti ve örgütlerini esir aldığını söylemek hatalı olmayacaktır. Komünist, devrimci parti ve örgütlerin ideoloji, siyasi çizgi ve pratik faaliyetlerinde izledikleri taktik politika ve metotlar yanı sıra iktidar anlayışına bakıldığında öznelcilikten beslenen sol sekterizm, dogmatizm, liberalizm, dar deneycilik, yöntemde tek yanlılık, açık oportünist reformist akımlarla benzer biçimde MLM ideolojisini revize eden sapmalar, siyasi alanda iktidar hedefinden geriye düşme ve reformculuk çok açık görülür. Bünyeyi saran hastalık olabildiğince ilerlemiştir.

Bu düşünce ideolojik yozlaşma ve düşünce yöntemi sınıf savaşımını zayıflatır partide hastalıkların kaynağı olur. Çünkü kendi isteklerini toplumsal gerçeklerin yerine koyar. Gerçeklere dayanmadığı için zorunlu olarak toplumsal gerçeklerin bilimi olan Marksizmi her adımda çarpıtır. Bilimsel bilgiyle değil, içi boş duyumlar, toplama yüzeysel bilgiyle, burjuvazinin sunduğu teorik bombardımanın etkisiyle hareket edilir. Görüşlerin nereden geldiği üzerine tartışmak, ideolojik mücadele vermek yerine bireyleri tartışır. Bu anlayış dedikoduyu, karalama ve damgalamayı ideolojik mücadelenin önüne alır. Stratejik düşünme yerine anlık ve kısa hedefli düşünür. Kolay yoldan ve hızlı zafer elde etme ruh hali içindedir, düşündüğü gerçekleşmediğinde karamsarlığa kapılmaktan kurtulamaz. Ne partinin nede toplumsal sorunları bütünlüklü düşünür. Tek tek sorunları bütünün genel hedefleri bağlamında çözmek yerine bütünü parçaya kurban eder. Mükemmel bir demokrasi portresi çizer ama yetkiyi eline aldığında karşı eleştirileri bastırmakta üstüne yoktur. Bireyci çalışma tarzıyla kolektif çalışma, bilimsel güç ve kültüre zarar verir. Proletarya partisinin bu tür düşünce ve pratiklerle boğuşmadığını kim iddia edebilir?.

Örneğin eğer proletaryanın devrimci örgütlenme ilkeleri doğrultusunda kolektif çalışma disiplin ve demokrasi anlayışına bağlılık esas alınıp, grupsal, kliksel, anti-demokratik tutum benimsenmeseydi; proletarya diktatörlüğünün reddedilmesi başta olmak üzere “yeniden yorumlama” yolu ile Marksizm, Leninizm, Maoizm teorisinde başlı başına –emperyalizm, devlet öğretisi, demokrasi, ittifaklar, artı-değer teorisi, aşırı üretim (üretim anarşisi) ve kapitalist kriz, kapitalizm ve savaş, proletaryanın niteliği ve önderlik rolü gibi daha saymadığımız bir çok konuyu içerecek boyutta – çarpıtmalar eşliğinde stratejik değişiklikler tepeden dayatılmamış olunsaydı 2014 yılında partide ayrılık olur muydu? Olmazdı.

Demek ki Marksizm’den bir sapma olarak öznelcilik, revizyonizme sarılırken örgüt yöntemlerinde darbeci, kolektif çalışmayı yadsıyan karakterdedir.

Son ayrılıkta da görüldüğü gibi küçük-burjuva öznelci -sübjektif-  düşünce ve yöntemdeki tek yanlılık, sonuçtan başka bir bağıntıyla ilgilenmeyen metafizik anlayış kolektif düşünüş, çalışma ve amacı yadsımış, kolektif düşünce ve çalışma yerine “ben bilirim”ci bireyci anlayış ve yöntemi koymuştur. Tasfiyecilik ve ayrılığa yol açan sınıf ideolojisi ve yöntemleri kavranmazsa sonuçların nedenleri açığa çıkarılamaz. Maoist partinin yüz yüze kaldığı ağır sonuçlar sadece politik hatalarla açıklanamaz. Politik hatalarda burjuva ideolojisinin etkisinin bir sonucudur ama bir partide siyasi ideolojik dönüşüm gerçekleşmişse bu durum politik hatalar kategorisinde değil, ideoloji ve siyasi çizgi alanlarında görülmelidir. Kendi mücadele hattımız üzerinden olumsuzlukların yarattığı sonuçlar üzerine örnekler veriyoruz çünkü derslerin çıkarılmasını istiyoruz.

Sağlam bir iç demokrasinin yerleşmesi için demokratik işleyiş diye yutturulmaya çalışılan kötü örneklerden öğrenmeliyiz.

Küçük-burjuva yapılarda egemen olan başarısızlıklar ve hataların nedenlerinin kendi dışında arama yanlışlığına düşülmemeli. Eğer partinin komünist niteliği içinde oportünist siyasi çizgi gelişmiş ise – ki bu birden bire olan bir değişiklik olmadığına göre – ideolojik, siyasi açıdan nedenlerinin isabetle tespit edilip değerlendirilmesi şarttır. Bataklığa yol açan nedenler ortaya çıkarılmalıdır. Partinin örgütlenme, demokrasi ve disiplin, merkezi anlayışında oportünizme hangi anlayışların alan açtığını, çizgi çatışmasında ideolojik mücadele görevinde komünistler açısından eksik, hatalı yönlerin görülmesi proleter mücadele çizgisinin gelişimi bakımından önem arz etmektedir.

Peki burjuva ideolojisinin proletarya partisi içindeki etkisinin kırılmasının mücadele yöntemi nedir? Bunun biricik yöntemi ideolojik mücadeledir.

Burjuva ideolojisinin proletarya partisinde etkisinin kırılmasının yegane yolu demokratik merkeziyetçilik işleyişi içinde iki çizgi mücadelesidir. Diğer ifadeyle ideolojik mücadelenin kesintisiz sürmesidir. Canlı ve kararlı bir fikir mücadelesinin olmadığı bir partide devrimci teori ve siyasi bilinç gelişmez. Böyle bir partinin çöküşü kaçınılmazdır. Öte yandan ideolojik mücadele parti içi demokrasi ile birlikte düşünülmelidir. Proleter demokrasi kapsamında kongre, konferans ve diğer organsal mekanizmalarla partiye hesap verme esası üzerinde tam bir fikir özgürlüğü güvencesi ile fikir mücadelesinin işlerlik kazanması halinde ancak o partide iki çizgi mücadelesinden ve bu mücadelenin geliştirici sonuçlarından söz edilebilinir. Örneğin kurulduktan sonra hiç kongre yapmayan ama kurulurken benimsenen fikirleri program olarak kabul eden ama hiç kongreye gitmediği için bu programı tartıştırmayan bir örgütte ne iki çizgi mücadelesinden nede kelimenin gerçek anlamında proleter iç demokrasinin güvencelediği fikir özgürlüğünden söz edilebilir. Çünkü program ve teorik meselelerde farklı fikirler ileri sürmeye çalışan her üyeye “bunlar kongre konularıdır, tartışılmaz” denilip hiç kongre yapmayan bir örgütte fikirler donmuştur, burada fikir özgürlüğünden söz edilemez. Fikirlerin dondurulduğu yerde canlı tartışmada olmaz. Oysa proleter nitelikte bir parti üyelerinin fikir özgürlüğünü kağıt üzerinde değil gerçekten pratikte kesintiye uğramayan-uğratılamayan bir proleter iç demokrasi işleyişi ile güvenceye alır. Denilebilir kongre yapılınca her şey yolunda mı gidiyor demektir. Hayır bu bakışta yanlıştır. Yalnızca kongrenin yapılması da başlı başına bir demokratik işleyiş ölçüsü değildir. Kongrenin demokrasi işleyişine uygun yapılması gereklidir. Canlı tartışma ortamı yaratılmasını sağlayacak olan tüm farklı görüşleri partiye yayma, en küçük birimlerden, alt kongrelerle yukarıya doğru temsilcilerini seçme, tartışmalar kapsamında teori ve stratejide parti iradesini alttan yukarıya doğru açığa çıkaracak demokratik işleyişe uygun kongre yapmak yerine çeşitli bürokrat küçük burjuva şeflerin, klik ve grupların kendi aralarında kulis ve uzlaşmalar yolu ile ama fikirlerini partiyle tartışmadan gerçekleştirdikleri değişiklik ve kararları kongre adı altında partiye dayatılmasına da kongre denilmez. Denilse bile bu bir darbe kongresidir. Böyle bir örgütte ve işleyişte de üyelerin fikir özgürlüğünden söz edilemez.

Burnu havalarda küçük-burjuva “ben bilirim”ci hesap vermez yönetim – hatta yönetememe – ve örgüt anlayışına son verilmesi, parti iradesinin hakim kılınması için iç demokrasi anlayışının geliştirilmesine ihtiyaç var.

Açık olan şudur: sınıf mücadelesinin en büyük komünist örgütlerinin eşsiz deneyimleri oportünizme karşı mücadelenin ancak demokratik işleyiş ve güvencelenmiş fikir özgürlüğü ile parti gücünün harekete geçirilmesi, canlı tartışmalarla siyaseten eğitilmesi yolu ile zafer kazanıldığını göstermektedir. Bir çok parti ve örgütün merkez komitesinde var olan görüş ayrılıklarından bu örgüt ve partilerin üyelerinin haberi bile yoktur. Görüş ayrılıklarının itinayla üyelerden gizlenmesi bu politik ilkeye uyulmadığı demokrasi mekanizmasının kurulamadığını göstermektedir. Bu sakat örgüt anlayışı sahipleri fikir mücadelesinin yöntemlerinin kavranmamasının burjuva ideolojisinin partide güçlenmesini kolaylaştırdığını göremezler. Bu nedenle küçük-burjuva düşünce yöntemi ve pratik tutumlarının teorik olarak sıralanmasından ziyade, içteki oportünizme, hatalı yöntemlere karşı ideolojik mücadele yürütme mekanizmasının işlevleşmesi, üyelerin bu mücadele yolu ile siyasi bilinç yönünden eğitilmesi gerekmektedir. Çarpık demokrasi anlayışının egemen olduğu örgütte burjuva ideolojisine karşı zafer kazanılması olanaksızdır. “Ben bilirim” tarzının yerine “örgüt bilir” ilkesini hatırlatıyoruz. “Ben bilirim” tarzı liberalizm, sol sekterizm, öznelci düşünce, bireysel çalışma, parçacılık, kolektifizmin dışlanması, çok fazla taktik hata, dogmatizm vd. vs. zararlı eğilimler iç demokrasi yoksunluğunda güç kazanır. Komünist örgütlenmenin bilimsel bilgi tekrarından ziyade bu bilimsel bilginin özünün kavranması ve uygulanmasına ihtiyaç vardır. Bu görev için Marksizm, Leninizm, Maoizm devrimci teorisi ile donanmış bir önderlik gereklidir.

İzlenmiş taktik politika yada alınmış bir darbe, hatalı geçici yönelim veyahut da başarısızlık üzerine bir değerlendirme yapmıyoruz, değerlendirilmeye çalışılan doğrudan tehlike altında olan komünist niteliktir. Kabul edilsin yada edilmesin tasfiyeciliğin vardığı boyut budur. Maoist hareketi vuran sağ oportünist siyasi çizgi, burjuva ideolojisinin beslendiği zemin iyi görülmesi gereklidir. Çözülme sürecinin yeniden komünist çizginin kurulmasına evrilmesi komünist kadroların sürece önderlik etme kabiliyetine sıkı sıkıya bağlıdır.

Marksizm, Leninizm, Maoizm bilimsel ideolojisini rehber edinen sınıf bilinçli proleter, öncü önder kadrolar burjuva ideolojik kuşatmayı kırarak sınıf mücadelesinde proletarya partisinin komünist çizgisini yeniden canlandırma görevi ile karşı karşıyadır. Demokratik merkeziyetçilik örgütlenme ilkesinin özünü kavrayan ve uygulamaya koyan bir parti ve önderlik anlayışının hakim olacağı çizgi sağ oportünizme karşı duracağı gibi komünist partiyi tarihi iddiası ve amacına uygun bir kuvvet haline getirecektir. Biz komünizm ideolojisinin yenilmez olduğunu söylüyoruz. Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’yu “yeniden yorumlama” adıyla yol alan revizyonistler ile aramızda kalın ve aşılmaz bir çizgi vardır. Komünizm ideolojisi ile donanmış bir parti ve bu partinin önderliği ile sınıf mücadelesinin sürdürülmesi komünistler için vaz geçilmezdir. Maoist komünistlerin birliğine de bu stratejik doğrultu ile yaklaşıyoruz. Lenin yoldaşın tanımladığı gibi “revizyonizm uluslararası bir olgudur” bu anlamda partimizin içinden revizyonist üçüncü kongrecilerin çıkması bizi sarssa da, sırtımızı bükse de, yavaşlatsa da mücadelenin bir sorunu olarak değerlendiriyoruz. Bu durum bizi yolumuzdan alı koyamadı, alı koyamaz…

Related Post

İDEOLOJİ ÇİZGİYİ BELİRLER

Posted by - 29 Kasım 2018 0
Makale: Ekonomik kriz, yoksulluk, artan işsizlik, şiddetlenen toplumsal çelişkiler, kapitalist tolumun tüm kötülüklerinin enfeksiyon gibi yaydığı kültürel çürüme ve egemenlerin daha…

Mücadele Süreklidir.

Posted by - 30 Ağustos 2018 0
Koşulların zorluğu tartışmasız bir olgudur. Emperyalist sistem dünyayı bir ağ gibi sarmıştır. Sadece sermayenin çıkarları gereği bir çok zayıf ve…