Sağ İdeolojik Çizgi Ağır Örgütsel Sonuçların Nedenidir.

115 0


Haber Merkezi: (Ozan Emre) 
Yargıtay 16. Ceza Dairesi Kasım 2019 tarihinde yirmi üç Maoist Komünist Partisi tutsağın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onayladı. Şaşırtıcı olmadı. Uymakla yükümlü oldukları yargılama usul ve esasların bir kenara atıldığı ilk derece Ağır Ceza Mahkemesi’nin en ağır cezalar verilmesine odaklı siyasi tavrı aynı şekilde Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından sürdürüldü ve toplu cezalandırma yaklaşımıyla 23 Maoist Komünist Partisi dava dosyası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile sonuçlandırıldı. Bir hukuk tartışması kapsamında konuyu ele almayacağız elbette. Ama hukuksal açıdan dosyada farklı durumda olan her yoldaşımıza ömür boyu hapis anlamına gelen ve infazı en ağır şartlarda uygulayan Ağırlaştırılmış Müebbet hapis cezasının verilerek toplu cezalandırmaya gidilmesine kanunlar çerçevesinde düşünen hukukçuları şaşırtsa da bizim için şaşırtıcı değildir. Aksine söz konusu davanın seyri ve sonuçlanma şekli itibarıyla gerekli sonuçların çıkarılması bakımından önemlidir. Bu sonuçlar partimize yönelik kapsamlı ve çok yönlü planlamaya dayandığı apaçık hale gelen Kasım 2012 tarihli başlatılan saldırının amacında gizli. Dosya kapsamında Maoist tutsaklara en ağır cezalar verilmesi en başından itibaren açık olan siyasi tavrın katı biçimde korunarak sonuna kadar tırmandırılmasıyla kalemlerin kırılması Maoist partiye yönelik saldırının gevşetilmeden sürdüğünü göstermektedir.

Kasım 2012 saldırısı kapsamlı ve önemlidir; onun devamı olan süreçlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Komünist, devrimcilere yurtsever Kürtlere, tutarlı demokrat, ilericilere öteden beri faşist devlet diktatörlüğünün mahkemelerinde cezalar yağdırılmakta olduğu için, denilebilir ki 23 Maoist partili tutsağa ağır cezalar verilmesi neden ayrıt edici olsun, yada neden ayrıca değerlendirilmeyi gerektirsin? Proletaryanın öncü kuvvetleri başta olmak üzere tüm muhalif kesimlerin devlet zoru ile ezilmesi, mahkemeler aracılığıyla ağır cezalar ile prangalanması olgusunu tartışmıyoruz tabi ki. Bu toplu cezalandırma dosyasının siyasi içeriği Maoist partinin proleter çizgiden saptırılması, komünist saflığının bozularak ideolojik yozlaşmayla tasfiye edilmesi kapsamlı saldırısıyla olan dolaysız bağı nedeniyle özel bir anlam taşıyor. Yoksa ağır cezaların devrimcilere verilmesi, öldürülmeleri, sınıf çalışmalarının engellenmesinin yeni ve farklı bir yanı yoktur.

Ne olmuştu? Maoist partiye yönelik demokratik alandan gerilla güçlerini içine alan merkezi bir saldırı dalgası başlatılmıştı. Onlarca tutuklama gözaltılar ve 16 Kasım’da proletarya partisinin gerilla güçlerine vurulan ağır darbe ve olumsuz sonuçları ile saldırının finali tamamlanmıştı. Bu gelişmenin sadece fiili bir darbenin ötesinde siyasi ve ideolojik çizginin dönüşümüne sirayet edecek mahiyette olduğunu o dönem görmek istemeyenler bu olguyu acı şekilde görmek durumunda kaldılar. Fiili darbelenmeden önce 2010-11’de partiyi kendiliğindenciliğe bırakan ve bizzat kendileri disiplinsiz tutumlar sergileyerek resmi anlayışın dışında sağ ve hatalı görüşlerini kitle yayınlarında propaganda eden sağ tasfiyeci önderlik, partinin fikir ve eylem birliğini bozucu bu yönelimde ne kadar ısrarcıysa, çeşitli alanlarda baş gösteren ve önlenebilir olan sorunlara müdahale etmeyip, kendi haline bırakarak adeta sorunların büyümesini bekleyen, testi kırıldıktan sonra da basın üzerinden sayıp döken, kükreyen sol tavrı da bir o kadar dikkat çekici olduğu unutulmadan, tüm olumsuzlukların önünün esas olarak merkezden açıldığını hatırlatmak durumundayız. Kasım saldırısından aylar önce basit, çözülebilir sorunlar, çözülmez ve büyük sorunlarmış gibi kartopu gibi yuvarlatılmış çeşitli kurumları karşı karşıya getiren, yıpratma ve karalama faaliyetlerinin açıktan yürütüldüğü, şart koşmalar ve dayatmaların devreye girdiği, alt düzeyde çalışanlara bırakmaların önerildiği ve kurumsal yapının çöktüğü yüzlerce çalışanın mücadeleyi bıraktığı, kimilerinin bırakma aşamasında olduğu, özellikle gerilla güçlerinin ve kimi yönetici kadroların karalama kampanyasının hedefine oturtulduğu bir politik yozlaştırılmış ortamın hazırlandığı koşulların akabinde fiili çökertme saldırısı geldi. Açık alan çöktü, çeşitli düzeyde üyeler ve kadroların mücadeleyi bırakma süreci son sınırına varmış şekliyle tamamlandı. Gerilla güçleri çökertildi ve büyük bir moral bozukluğuna yol açan sonuçlar itibarıyla ve partide tümüyle değişmiş güç dengeleri, örgütsel ortam bakımından üçüncü “kongre”nin teslimiyetçi, sağcı siyasi, ideolojik ve politik ilkelerde darbeci çizgisinin tümüyle egemen olması için gerekli örgütsel şartlar hazır hale getirilmiş oldu. Saldırıdan önce örgüt içinde çözülebilir basit sorunlara bile müdahale etmeyen kendiliğindenci, ilgisiz, pasifist sağcı önderlik fırsatı avantaja çevirmeyi ihmal etmeden alelacele darbeci metotla, MLM ideolojisini terk eden, proletarya diktatörlüğünü reddeden sağ siyasi çizgisini ilan ederek çizgi dönüşümünü dayatmaya vardırarak ayrılığa yol açtı. Üçüncü “kongre”cilerin çizgisi bu anlamda devrimci ilerleme, toparlanma ve direnişin aksine, çöküş, çürüme, dağılma ve teslimiyet ruhu üzerinde oluşturulmuştur.

Partinin devrimci dinamikleri üzerindeki egemen sınıf baskısının sürmesi saldırı ve tasfiye ile elde edilen taktiksel üstünlüğün korunması, toparlanmaya fırsat verilmemesi, hali hazırda pasif ve yaygınlık kazanmış edilgen karamsar ruh halinden kurtulamayan kesimlere ürkütücü bir mesajın verilmesi anlamını da taşıyan bu cezalandırmalar esas olarak Maoist partinin darbelenmesi ve sağ tasfiyeci ideolojik, siyasi çizgiye evrilmesi saldırısının bir parçası ve devamı olarak değerlendirilmeli.

Bir diğer önemli noktayı vurgulamadan geçmeyelim. Maoist tutsaklar başından itibaren partiye yönelik saldırı amacının muhtevasını kavrayarak hareket etmiş, hiçbir kaygı taşımadan kendilerini yargılamaya kalkışan faşist diktatörlüğün mahkemelerini sömürücü sistemin yargılandığı, komünizm yüce ideolojisi ve amacının savunulduğu kürsüye dönüştürmüşlerdir. Büyük bir dezavantaj, moral bozukluğu ve esas olarak yenilgiyle başlayan süreç, komünist tutsakların davaya, halka olan bağlılıkları, etkin çabaları ve hataları aşma iradeleri ile devrimci sınıf tavrı savunulmuş, süreç baş eğmeyen duruşla sonuçlandırılmıştır. Komünist tutsaklar saldırıyı yeni aşamalarıyla yanıtlamakta hiç tereddüt etmezken üçüncü “kongre”cilerin mültecileşmiş önderleri ne 16 Kasım’ı yaratan nedenler ile nede tutsak yoldaşların durumuyla ilgilendiler. Hapishane ve mahkeme süreçlerinde olumsuzlukların derinleştirilmesi çabası tutsaklarımızın kararlı duruşu ile boşa çıkarılmıştır. Çizgisel savrulmaları resmileşince saldırıların ideolojik, siyasi, toplumsal ve tarihi yönleriyle ve tutsakların durumu ile neden ilgilenmedikleri de daha iyi anlaşılmış oldu.

Üçüncü “kongre”cilerin ideolojik, siyasi savrulmaları bir sonuçtur ve bu sağ çizginin resmi ilanını sağlayan örgütsel ortamın hazırlanmasında Kasım 2012 saldırısı ve partinin darbelenmesi bir milat olsa da çizgi sapması sadece bunlarla amaçlanamaz, dönüşümün gelişim diyalektiği daha eskiye doğru Maoist partinin önemli tarihi dönemeçlerinde aranmalı tarihi toplumsal ve ideolojik yönleriyle bu dönemler değerlendirilerek açıklanmalıdır.

Sömürücü sınıflar iktidarının yıkılması ve yerine proletaryanın önderliğinde sosyalist toplumsal devlet düzeninin kurulması için savaşan Maoist parti tarihinin her döneminde yoğun saldırılara uğramıştır. Savaşım içinde beş Parti Genel Sekreteri başta olmak üzere yüzlerce kadro, üye, ileri sempatizan, savaşçısını yitirmiştir. İdeolojik saldırılara, modern revizyonist akımlara karşı durmuştur. Güçlerini koruyamamasından, konumlanma meseleleri, taktik hatalar ve faşizmin saldırılarıyla yoğun kadro kayıplarından önderlik sorununu giderememesi partiyi neredeyse her dönemde ayrılık, kopma, parçalanma ve bırakmalarla daha fazla yüz yüze getirmiştir. Tüm olumsuzluklar ve zorluklara rağmen proletaryanın siyasi iktidar amacından vaz geçilmemiştir. Ama önder kadroların yitirilmesi ve yeri doldurulamayacak nitelikte alınan ağır darbeler dizisi zamana yayılmış biçimde ideolojik siyasi olarak parti çizgisini aşındırma sağ tasfiyeci yönelimin kümülatif birikimi uygun şartlar ile büyümüştür. Komünist kadroların yitirilmesi, proleter niteliğin zayıflaması ile küçük-burjuva sağ anlayışın güçlenmesi arasında diyalektik bağ unutulursa karşılaşılan yıkıcı sonuçlar açıklanamaz. Önemli bir tarihi kesitin oluşturan 94 ayrılığı sonrası komünistlerin bölünmüş güçlerinin kaçınılmaz dezavantajlarının ağır, zor koşullarına rağmen kısa sürede toparlanan ve güçleri büyüyen partimizin gelişiminin durdurulması ve denetim altına alınan bir yapı haline getirilmesi gayesiyle daha önceden sızdırılmış ajan ve işbirlikçiler aracılığıyla müdahalede bulunulmuştur. Sınıf düşmanının kaleyi içten fethetme saldırısı Kongre Hazırlık Konferansı iradesiyle Karşı-Devrimci Hücre elemanlarının açığa çıkarılması ve ezilmesi karşı hamlesiyle yanıtlanarak saldırı boşa çıkarılmıştır. Fakat çok yönlü şiddetli kuşatma sürmüştür. Düşman unsurların açığa çıkarılması başarısına karşı “komplo” kara propagandası başlatılmış, yolunu şaşırmış ve gözleri grupçulukla kararmış gizli planlar içinde olanlar başta olmak üzere, puslu havada gerçekleri ayrıt edemeyen ve hatalar ve suçların ortağı durumuna gelen içteki unsurların sağ tasfiyeci yıkıcı tutumları hareketimize yönelik karalamaya ciddi katkı sağlamıştır. Her şeye karşı bu engeli de aşan partinin 94’ten sonra karşılaştığı ve daha sonraki şekillenmesine etkide bulunacak ilk büyük kırılma komünist önder Cüneyt Kahraman’ın yedi yoldaşıyla ölümsüzleştiği olaydır. İkinci büyük kırılma Cüneyt Kahraman yoldaşın ölümsüzleşmesinden sonra bir kaos, karmaşa iç birliği zayıflatan tasfiyeci süreçle adeta güçlerin eridiği örgüt yapısının 2002 Birinci Kongre’siyle toparlanmasına önderlik eden ve ileriye doğru atılmış adımların mimarları olan ve parti önderliğini yürüten 17’lerin 2005 Haziran’ında imha edilmeleridir.

Devrimci sınıf hareketinin şiddetli saldırılara maruz kaldığı 19-22 Aralık 2000 hapishaneler katliamıyla uygulamaya konulan F-Tipi tecrit-tredman sistemiyle verilen siyasi mesaj, Kürt ulusal hareketinin “barış ve çözüm” adı altında uzlaşmaya çekildiği reformizm bayrağının yükseltilerek radikal mücadele aleyhtarlığına dönüştürüldüğü; dahası emperyalist planlar kapsamında Türkiye’nin yeniden dizayn edildiği ve burjuvazinin konumunu yenilediği şartlarda Maoist komünistlerin iktidar hedefli çizgisiyle 2002’de kongre ile toparlanmaya gitmeleri teslimiyetçi ve tasfiyeci esintiye verilmiş bir yanıttı. Oldukça sol, keskin söylemler içinde olan küçük-burjuva devrimci örgütlerin çoğu keskin söylemlerini unutarak esen reformizm rüzgarına kendilerini bırakmaları 2000 yılında devreye konulan şiddetli saldırı ve dönüşüme zorlama konseptiyle doğrudan bağlantılıdır. Kimisi sol söylemlerle sosyal şoven çizgiye, kimi örgütler tasfiye olurken, kimi örgütler ise legalizm kulvarına evrilerek politikada reformcu oldular. Kürt ulusal hareketinin “barış” planıyla masa başında tasfiye edilmesi amacına sorunsuz ulaşılabilinmesi için komünist hareketin ezilmesi, parçalanması, olası çıkışlara izin verilmemesi gerekiyordu. Bu temelde toparlanma içinde olan ve gelişme dinamiğine sahip Maoist partinin önderliği doğrudan genel kurmayın planlamasıyla 2005 yılında Dersim Mercan’da ikinci kongreye giderken katledildi.

Siyasi yön tayininde ve devrimci ideolojik kavrayışta zayıf, örgütsel ilkelerde tutarsız, dürüstlükten uzak yaşamları ve örgüt içi hileli metotlar kullanma özelliği taşıyan sağcı öğelerin potansiyel olarak varlığı ajan ve işbirlikçilerin açığa çıkarıldığı 1996 Kardelen Harekatı sürecinde en açık ve en net biçimleriyle görülmüştü. Kongre Hazırlık Konferansı sağ sağ oportünizm tehlikesi tespiti; birinci kırılmanın 1997’de parti genel sekreteri Cüneyt Kahraman’ın, 2005’te ise 17’lerin yitirilmesi ikinci kırılmasıyla birer gerçek olarak karşımıza çıkarak ve çeşitli aşamalardan geçtikten sonra üçüncü kırılma da 2014 yılında üçüncü “kongre” ile gelişimini tamamladı. Ve üçüncü büyük kırılma ile sağ ideolojik dönüşümün egemenliği darbe metoduyla ilan edildi. Sağ oportünizmin içteki yığınağı bilinmeyen bir olgu değildi. Komünist önderliğin her darbelenmesi burjuva fikirlerin etkisi altında olan oportünist öğelere alan açmıştır. Hileli ve ilkesiz yöntemlerle programsal değişime gidilmesi de bu eğilimin niteliğine uygundur. Keza üçüncü “kongre”cilerin ajan ve işbirlikçilerin “onurlarını iade etme” uğraşları tesadüf olmayıp bu sağ oportünist çizginin dayanaklarının birinci ve ikinci büyük kırılmada olduğunu gayet iyi bilinmektedir.

Bu süreçler hatırlatmasıyla bakıldığında Maoist partinin komünist niteliğinin değiştirilmesi yönelimini ifade eden üçüncü “kongre” sağ oportünist çizgisinin egemenliğine örgütsel ortam hazırlayan Kasım 2012 saldırısı son derece önem arz etmektedir. Kökleri eskiye uzanan üçüncü kırılmanın ideolojik ve toplumsal nedenleri üzerinde de dikkatle düşünülmeli.

Türkiye-K. Kürdistan toplumsal nesnel gerçekleri devrimcidir, ama aynı zamanda hatalarımızın bir kaynağı da yine aynı toplumun köklerindedir. İşçi sınıfı toplumsal üretimin en büyük sayısal gücünü oluştursa da, küçük burjuvazi sınıfı hala toplumun ikinci büyük nüfusunu oluşturmaktadır. Devrimci sınıf hareketi proletarya sınıfı içinde yeterli örgütlenmeye sahip değildir. Şimdiye kadar ideolojik sapmaların beslediği hatalardan proletaryaya dayanmayı başaramadı. Örgütlerin esas olarak küçük-burjuva sınıftan gelenlere dayanması ve örgütlerde işçi potansiyelin çok sınırlı olması, küçük ve sınırlı mülkiyet dünyasının üzerinden biçimlenen ve burjuvazinin etkisi altında olan sınırlı ve dar bakış açısıyla küçük-burjuva düşünüş örgüte etki etmekte ve hatalara kaynaklık etmektedir. Bizde 2014’te olduğu gibi partide bu zararlı siyasal ideolojik eğilime karşı etkin ve kararlı ideolojik mücadele yürütülmediğinde kaçınılmaz olarak küçük-burjuva siyasal düşünce egemenliğini ilan eder.

Keza örgüte taşınan çarpık demokrasi anlayışı da aynı toplumsal kaynaktan beslenmektedir. Demokrasi kültüründen yoksun faşist egemen burjuva sınıf fikrinin etkisi altında olan küçük-burjuvazi sınıf hareketinde proleter iç demokrasinin zehirlenmesine de kaynaklık etmektedir. Disiplinsizlik, şefçilik, grupçuluk, dost güçlere karşı şiddet kullanımı, kendisine demokrasi başkalarına disiplin, dayatmacılık, örgütte darbeci maceracılık, çetecilik, lümpen katmanlara özgü davranışlara yatkınlık gibi yozlaştırıcı eğilimler aynı toplumsal zemine dayanmaktadır. Hataların toplumsal kökenlerine karşı proletaryanın ideolojisine dayanmak ve komünist hareketin saflarına daha fazla işçinin katılmasını sağlamak gerekmektedir.

Kökleri eskiye uzanan ve değişim yönünü revizyonizmi uygulama olarak belirleyen açıklamaya çalıştığımız bu sağ oportünist çizgi burjuva fikirlerin etkisi altında esasta ideolojik olarak öznelci düşünceden beslenmektedir. Tüm sorunların kaynağında MLM ideolojisinden uzaklaşmak, diyalektik tarihi materyalizm felsefesi ile Türkiye-K. Kürdistan toplumsal nesnel gerçeklerine bakmanın başarılmaması, halk kitlelerinin ve işçi sınıfının durumunun ve gereksinimlerinin doğru tespitinin yapılamaması, sübjektif fikirlerin, dogmatik formüllerin toplumsal gerçeklerin yerine konularak savunulması düşüncesi vardır. Marksizm’in çarpıtılmasını öznelci ve dogmatik düşünceyle sunan sağ oportünist çizgi hatalı örgütsel hattında içte sol sekter, yıkıcı ve tasfiyeci iken, siyasal iktidar mücadelesinde sağcı, sınıf işbirlikçidir. Hatalı ideolojik çizgiyle halk kitlelerine önderlik edilemez, doğru örgütsel çizgi oluşturulamaz ve tayin edici siyasi iktidar savaşımı verilemez. Mevcut durumda Maoist partinin karşı karşıya kaldığı krizin kaynağındaki bu toplumsal ideolojik ve tarihi nedenler görülmeden tasfiyeciliğin nedenleri anlaşılamaz. Başından beri küçük ve orta burjuvazinin siyasal eğilimi olan reformculuk bayrağını omuzlayacağını ilan etmiş bu zararlı, zehirli akıma Maoist komünistler karşı durdular, duracaklar!

Bu bakış açısıyla yeniden belirtmeliyiz; Maoist tutsakların toplu cezalandırılması bir sonuçtur, esas olan ise bu sonucu doğuran sürecin ve nedenlerin ne olduğunun iyi bilinmesidir. Komünizm güneşi hapishanelerin karanlığına gömülemeyeceğine göre aslolan proletaryanın sınıf mücadelesinin geliştirilmesidir. Bunun için Marksizm, Leninizm, Maoizm teorisinin uygulanması ve revizyonizme karşı durulması zorunludur.

 

Related Post