POLİTİKADA REFORMCULUK

101 0

Haber Merkezi: (Erol Önder) Siyasal baskının arttığı, sınıf egemenliğinin devlet zor aygıtlarıyla – ordu, polis, hapishane vd. – ezilen ve sömürülen sınıflara çok daha fazla gaddarca dayatıldığı, hatta baskının sadece devrimci işçi sınıf ve demokratik, ilerici katmanlara uygulanmasıyla sınırlı kalmayıp, egemen olan kliğe karşı muhalefet eden burjuvaziye de sindirilmesi ve ezilmesi için baskı çemberinin genişletildiği faşizm koşullarında orta burjuva demokratik yasal partiler ve radikal gözüken küçül-burjuva hareketlerin daha da hareketleneceği sanılır ama beklenilenin aksine devletin koyulaşan faşist baskısına göğüs geremeyen bu kesimler siyasal baskıyla özdeşleşen egemen burjuva kliğe karşı muhalefette olan burjuva kliğe yanaşarak görece daha gevşek olan eski siyasal koşullara dönme ve çeşitli anayasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi düşüncesinde olsalar da, esasta baskı ortamının son bulması umuduna tutunurlar. Sosyalizmi kendine maske eden reformist demokratik partiler ve bu yönlü akımlar sınıf mücadelesi çizgisinden bir bütün olarak uzaklaşarak muhalefetteki burjuva parti ve bloğa yaklaşarak baskının hafifletilmesinin bu yolla mümkün olabileceği hatalı ve oportünist düşüncesini emekçi halk yığınlarına pazarladıkları oranda esasta faşist diktatörlüğün işini kolaylaştırmış olmaktadırlar.

Gezi 2013’ten itibaren adım adım sertleşen, 2015^te daha da tırmandırılan koyulaştırılmış baskı ve ezmenin Kürt ulusuna karşı savaşla birleştirilen koşuların 15 Temmuz askeri darbe girişimiyle yeni bir mecraya girmesi ve 20 Temmuz 2016’da fiilen uygulamaya konulan darbe rejiminin faşist tüm saldırılarıyla sürmesi sadece egemen burjuva siyasetin yeniden şekillenmesi, yeni güç dengeleri ve ayrışmaların yaşanmasını beraberinde getirmekle kalmadı, iki egemen siyasal kutup olarak ayrışan burjuvazinin muhalefetteki bloğuna kendini “sosyalist, komünist” olarak tanımlayan reformist orta burjuva partilerin yanı sıra Kürt ulusal hareketi de dahil, devrimci etiketi taşıyan sendikalar, çeşitli meslek birliklerini kapsayan geniş bir muhalefet bileşenlerini CHP’nin öncülüğünde şekillenen burjuva muhalefete yakınlaştırdı. AKP’nin siyasal baskısından – ki bu özünde devlet aracılığıyla uygulanan egemen sınıfın faşist baskı siyasetidir – kurtulmanın çözümü CHP’nin güçlendirilmesinde bulunmuştur.

Mevcut politik, siyasi durumda keskin bir ayrışımla rekabet halinde olan burjuvazinin her iki kanadı tarafından belirlenen güncel siyaset reformist-parlamentarist partileri bu gündemlere hapsetmiştir. Elbette halk kitlelerinin sınıf menfaatleri doğrultusunda canlı bir biçimde güncel siyasetin geliştirilmesi bir görevdir. Ama reformist akım, küçük-burjuva devrimciliği güncel siyaset denilince AKP ve CHP arasında belirlenen gündemdeki konulara söz yetiştirmek ve bunlara dair tavırlardan söz etmek, sosyalist amaç ve sınıf mücadelesinden ziyade sistemde mevcut olan sorunlara muhalefet etmek olarak kavranmaktadır. Tamda böyle bir muhalefet zemininde durduklarından hareketle siyasal faşist baskıdan kurtuluş adına muhalefetteki burjuva partilere yedeklenilmektedir. Bilinmeli ki, komünistim diyen herkes komünist olmadığı gibi kendisine komünist partisi diyen partide gerçekte komünist parti değildir. Komünizm amacını bir kenara atan, MLM bilimi üzerinde tepinerek burjuva gündemler etrafında “güncel siyaset”e dönüşmüş ve yitip gitmiş bir yığın “komünist”, “sosyalist” parti, çevre mevcuttur. Bu partilerin hitap ettikleri ve aldattıkları belli bir emekçi halk kitlesi vardır ama bu olgu onların düzenin sınırlarını aşmayan reformist-oportünist partiler olduğunu değiştirmiyor. Bilakis daha önemle bu tasfiyeci akımlara karşı ideolojik mücadelenin verilmesi gerekmektedir.

Komünistleri diğer tüm muhalif parti, çevre ve kişilerden ayıran nitelik sınıfları ve eşitsizliği doğuran özel mülkiyeti kaldırmak, üretim araçlarını toplumsallaştırarak bir avuç egemen sömürücü sınıfın iktidarına son verme hedefine sahip olmalarıdır. Proletaryanın egemen bir sınıf olarak kendisini örgütlemesi anlamına gelen proletarya diktatörlüğü amacını çekip attığınızda komünistlerin modern toplumda çok çeşitlik olan diğer muhalif parti, oluşum ve çevrelerden bir farkım kalmaz. Bu anlamda açlık, yoksulluk, eşitsizlik ve her türden yozlaşma ile toplumsal çürümeyi yaygınlaştıran kapitalizmi aşacak devrimci sınıf mücadelesinin iktidar hedefinin reformist-parlamentarist tasfiyeci sosyalist partiler ve bu zehirli akımla aynı havuzda buluşan küçük-burjuva devrimci bir çok yapı ve çevre tarafından tümüyle yadsındığı Türkiye’de bu akımın burjuva güçler arasında kızışan rekabette ikisinden birine yedeklenmeleri de şaşırtıcı değildir. Çünkü mevcut sömürü düzeninin yıkılması ve proletaryanın önderliğinde iktidarın kurulması amacı terk edildiği oranda kendilerine ne kadar komünist devrimci derlerse desinler onların diğer burjuva muhalefetiyle pek farkı kalmamıştır. Proletaryanın uluslararası mücadele günü 1 Mayıs’ta burjuva parti temsilcilerinin kürsüye çıkartılmasından tutunda, seçimlerde halk yığınlarını kapitalistlerin, bankaların, büyük toprak sahiplerinin, büyük tüccarların partisi CHP’ye oy vermeye çağırmasına kadar sosyalist reformcu-parlamentarist partiler düzen ile birleşmişlerdir.

Komünist proleter hareketin görevi Marksizm, Leninizm, Maoizm bilimsel teorisi ışığında işçi sınıfı emekçi köylü ve tüm halk yığınlarını perü perişan yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik, baskı ve sömürünün toplumsal nedenlerini devrimin itici gücü olan yığınlara açıklamaktır. Bu doğrultuda yüksek ve sonu gelmez bir enerji ile propaganda faaliyeti sürdürmek, emperyalizm, kapitalizmden kurtuluşun ancak sınıf bilinciyle hareket eden ve proletarya partisinde gücünü birleştiren yığınların eseri olacağını kavratma mücadelesini ısrarla sürdürmektir. Biz komünistler her hangi bir muhalif parti değiliz, sömürüye dayanan zevk ve sefa içinde yaşayan bir mutlu azınlığın koruyucusu devlet düzeninin yok edilmesi, yerine proletaryanın sınıf diktatörlüğünün kurulması mücadelesini veriyoruz. Bu basitinden en karmaşık biçimlerine kadar güncel politikamız, burjuvazinin gündemleri etrafında dönüp durmak, bir gerici kliğin yerine bir diğer gerici kliğin almasını kurtuluş gören saçmalıklara kapılmak değil, devrimci iktidar hedefimizle uyumlu olmak durumundadır.

İşçi sınıfının kurtuluşu kendi ellerindedir. Demokrasi ise sınıf mücadelesinin kopmaz parçasıdır. Reformist partiler varsın düzende kendine yer arasın, komünist hareket işçilere ve tüm emekçi halk kitlelerine faşist sömürücü düzeni yıkmak için birleşme ve mücadele çağrısı yapmayı ve örgütleme çalışmasını sürdürmeye devam edecektir.

Related Post

SİSTEM ZOR VE BASKIYLA AYAKTA DURUYOR

Posted by - 14 Kasım 2018 0
Haber Merkezi: 2019 Mart tarihinde yapılacağı belli olan ve yaklaşan süre itibarıyla tartışmaların yoğunlaşmaya başladığı bir dönemin başında DBP/HDP’nin belediyeleri kazanması…

Suriye Savaşında Son Halka Türkiye

Posted by - 26 Eylül 2018 0
Makale: Suriye Savaşında Son Halka Türkiye  Ortadoğu’da sular durulmuyor. Emperyalist kapitalist sistemin ağırlaşmaya devam eden krizi dünyanın her yerinde kaçınılmaz etki…