Mücadele Tarihinin Çarpıtılması Devrimciliğin Tahrip Edilmesidir.

112 0

Haber Merkezi: (Ozan Emre) Partimizin devrimci çizgisinden kopan sağ oportünistler sıklıkla tarihimizin hakkında değerlendirmelerde bulunmaktadırlar. Savrulup gittikleri yolda sözde “yeni çizgi”leri ve “tamamen bilimsel” diye sunulan sübjektif düşünceler yığınıyla muzaffer bir saldırının nasıl örgütlenebileceği konusunda yeteneksiz ama soldan eserek yenilgi tatmaktan kurtulamayacak komutanlar gibi saldırmaktadırlar, ama onlar yenilginin teorisini yapıyorlar. Çünkü ne toplumsal gerçeklere ne dünya sosyalizm devrimler tarihine, nede partimizin tarihine dürüstçe yaklaşma ve değerlendirme durumundalar. Sağ sapmacıların tarihi değerlendirmeleri sübjektif görüşlerine uygun düşen olayları bağlantısız, dönemin koşullarından bağımsız, tek yanlı alarak bu olayları almakta, çok yönlü ve tarihi geniş kapsam bağlamına oturtularak genelleştirmek şeklindedir. Tek yanlı anlayışla alınan tek tek olaylar sanki tüm tarihi süreçlere damgasını vurmuş gibi abartılıp sunulma yöntemiyle kendi görüşlerine kanıt oluşturmaya çalışmaktadırlar. Örneğin, düşman unsurları olarak kimi dönemlerde yapılan işbirlikçi, ajan cezalandırma olaylarının tek yanlı biçimde alınarak abartılması, vahim, yıkıcı bir kılıfa sokulduktan sonra Maoist partinin askeri çizgisinin “esasta ajan ve işbirlikçileri cezalandırmak olduğu” değerlendirmesinde bulunulması gibi. Örneğin, Kaypakkaya güzergahında mücadele yürüten proletarya partisine sızmış ajan ve işbirlikçilerin proletaryanın adaletli demir yumruğuyla ezilip bir kenara atılarak, partiye yönelik geliştirilen “içten ele geçirmesi” düşman planlarını boşa çıkaran Kardelen Harekatı sürecinde (1996) hatalı sorgulama yöntemine sürekli vurgu yapılarak parti tarihi tek yönlü ve çarpıtılarak sunulmakta, sanki parti tarihi işkenceden ibaretmiş gibi tüm bu ve benzer olumsuzluklar ile örüntülü sunulması gibi. Tek tek olaylar, politik taktikler, kimi hatalar uzun süreli devrim mücadelesinde ancak bu olayların gerçekleştiği koşulların özel ve genel çok yönlü ilişkileri içinde değerlendirilerek tespitlerde bulunulabilir. Tek tek olaylar sanki süreklilik kazanmış bir çizgi halinde sunularak devrimci tarihin kimi olumsuz olaylarından ibaretmiş gibi gösterilmesi tarihi gerçeklerin saptırılması ve kendi öznel düşüncelerine tarihteki kimi olaylar seçilerek savrulmalarına kılıf yaratılması çabasından başka bir şey değildir.

Sınıf mücadelesinin karmaşık sorunları karşısında ve zorlukları içinde devrime emek veren her tutarlı devrimcinin rahatlıkla anlayabileceği ve bizzat çeşitli deneyimler ile gördükleri gibi hatasız bir örgüt ve tarih yaratan harekete rastlamak pek olası değildir. Hatalar olur olacaktır, önemli olan hatalara dürüstçe yaklaşılması ve hataların kabul edilerek devrimci anlayışla kitlelerin sınıf çıkarlarına uygun biçimde aşılabilmesidir. Partimizin hataların kabul edilmesi ve kitlelere açıklanması konusunda ilkeli bir duruşu vardır. Yığınla hatalar yapmalarına rağmen hiç hatalarından söz etmeyen çeşitli örgütlerden bizi ayrı kılan bu doğru tutumun doğruya ulaşma ve uygulamada yol gösterici olduğu da bilinmektedir. Bu anlamıyla geçmiş hatalardan ibaret bir yük değil, ders alınması gereken bir öğretmendir. Fakat geçmişin hatalar yığınından ibaret görülmesi, devrimci faaliyetin yarattığı bilinç, kazanım, çaba ve uğruna ölünen davanın yaratılan olumlu değerlerin taşıdığı anlamı hiçleştiren, tarihi olumsuzluk kesesine koyup kendi sübjektif tartısında değersizleştirmesi oportünizmin dik alasıdır.

Sağ sapmacılar ezilen ve sömürülen halk kitlelerinin gereksinimini karşılayacak devrimci politika üretmekten uzak konumlanmalarını meşrulaştırma, devrimci ruh ve enerjiden yoksun karamsarlık yayan tasfiyeci pratiklerinin ağır yükünün geçmişin omuzlarına bırakılmasına ihtiyaç duymaktadırlar. Böylece dibe vurmalarının nedenlerinin yürürlüğe konulan ideolojik, siyasi, örgütsel çizgide değil, olumsuzluklar ile yüklü geçmişin bugün kendilerine bırakılan miras olduğunu başarısızlıkların bu geçmiş temele dayandığı söylenmiş olmaktadır. Sistemli olarak geçmişin ayrıntılarıyla meşgul olmaya zorlanan parti kitlesi, çevre ve taraftarlar, üyeler ve diğer ileri sempatizanların dikkatinin sürekli tasfiyecilik üreten yürürlükteki ideolojik, siyasi, politik çizgiye yönelmesi engellenmiş olmaktadır. Örneğin, kadro, üye, ileri sempatizanların örgütü bırakmalarının, tasfiyeden bir türlü çıkılmaması, 16 Kasım 2012 teslimiyetinin, 2014 ayrılığını doğuran nedenlerin açıklanmasını içeren hesap soran tartışmaların yürütülmesi, soruların sorulmasındansa tabanın ve örgütün halk düşmanı faaliyetleri açığa çıkarılmış ajan ve işbirlikçilerin olmayan “onurlarının iade edilmesi” tartışmalarıyla meşgul edilmesi, bu olaylar hakkında karalamaya varan gündemler oluşturarak bakışların geçmişe odaklanmasına çalışılması sağ tasfiyecilerin devrimciliğin dününü çarpıtma ve bugününün tahrip edilmesi yönelimi olarak görülmeli.

Uluslararası komünist hareketin tarihi ve Türkiye devrimci hareketin tarihinin bizlere gösterdiği gibi tüm revizyonist-oportünistlerin yaptıkları ilk iş Marksist devlet öğretisini çarpıtmaksa ikinci yaptıkları ise komünizm tarihini öznelci düşüncelerine uygun düşecek biçimde çarpıtmak, tek tek olaylardaki olumsuzlukları genelleştirip abartmak ve karalamak olmuştur. Avrupa’nın Sosyal Demokrat akımı Sovyet Sosyalist Devrimine “kızıl terör” diyerek saldırıyordu. Stalin yoldaş öldükten kısa süre Kuruşçov revizyonizmi proletarya diktatörlüğünün sonlandırıldığını, yerine “tüm halkın emekçi devleti”ni ilan edip proletaryanın büyük önderi Stalin’in mezarı üzerine pislikleri yığdı, Sovyet tarihini masaya yatırıp devrimci tarihi mahkum edip karşı devrimcilere “onur iadesinde” bulundu. Başkan Mao 1978’de öldüğünde Deng Xiaoping revizyonist kliğinin ilk işi aynı yıl içinde, henüz Başkan Mao’nun yassı Çin işçi ve köylülerinin ruhunda iken, Mao yoldaşın çizgisine sadık komünist önderleri tutuklayıp kurşuna dizmek, tarihi yeniden değerlendirme tartışmalarını başlatmak ve Mao Zedung’un sosyalizm perspektifi yerine kapitalist yolu geçirmek, Proleter Kültür Devrimi’ni ise “Çin devriminin başına gelmiş en büyük felaket” olarak tanımlamak olmuştu. Sosyalizmin o büyük kaleleri, proletaryanın o şanlı tarihinin iki büyük örnek ülkesi Rusya ve Çin bugün emperyalist iki ülkedir. Bu nedenle devrimci sınıf tarihine yönelik saldırılar basit bir mesele değildir.

Bizim perspektifimiz açık ve yalındır. Hatasız bir geçmişe sahip olduğumuz iddiasında değiliz. Tarihimizin devrimci temeli üzerinde hatalardan dersler çıkarılarak ilerlemek esas anlayışımızı özetler. Geleceği kazanmak istiyoruz; geleceğin kazanılması komünizm mücadelesinin insanlık ailesine kattığı büyük tarihi birikimlerin devrimci teoriyle kavranması, günün koşullarına uygulanması, çok daha iyisinin yaratılmasını emretmektedir. Tasfiyeciler geçmişin olumsuzluklarına sarılırlar, komünistler ise günün görevleri için geçmişin devrimci olan neyi varsa bugüne taşır ve onu yeni koşullarda yeniden yaratırlar. Bu onlarla tarihe bakışta aramızdaki temel farktır…

Related Post