Mücadele Süreklidir.

476 0

Koşulların zorluğu tartışmasız bir olgudur. Emperyalist sistem dünyayı bir ağ gibi sarmıştır. Sadece sermayenin çıkarları gereği bir çok zayıf ve bağımlı ülkeye saldırmakla kalmıyor, aynı zamanda teknik ve sermaye alanında kendisine bağımlı yada bağımlılık derecesi yarı-sömürgeler gibi olmasa da etki altına alınmış orta ve gelişmiş ama görece daha güçsüz kapitalist ülkeleri de etki altına alan ve finans kapitalin yasalarına tabi kılan bir dünya sistemi söz konusudur. Yarı-sömürge siyasi karakterde olan Türkiye gibi ülkelerdeki faşizmin dolaysız desteklenmesi de emperyalizmdir.

Yaratılan baskı, şiddet, toplama kampları işlevi gören hapishanelere konulan binlerce devrimci, yasaklanan kitlesel protestolar, yürüyüş, işçi grevleri, emir talimatla çalışan yargı, sonsuz yetkilerle donatılmış ordu ve polis, islam dinin afyon gibi kitleleri sistemin bekaası uğruna uyuşturulması için imamlar ordusunun devlet fonlarıyla seferber edilmesi, komünist, devrimci fikirlere karşı barikat oluşturulması gayesi ile eğitimin dinselleştilmesi; milliyetçi, İslami dindar kuşakların sistem tarafından yetiştirilmesinin esas alınması devlet cihazının şiddet ve baskı tekeli ile birleşmesi durumu düşünüldüğünde çok büyük zorluklar gögüslenerek sınıf mücadelesinin sürdürüldüğünü anlamak zor değildir.

İşçi sınıfının devrimci mücadelesi ve Kürtlerin ulusal mücadelesine karşı tırmandırılan ve sınır tanımayan faşist açık saldırganlığın boyutu yaşamın her alanında görülmektedir. Sömürücü sınıf iktidarı tüm mücadele dinamiklerini yok edecekleri üzerine bir gerici propaganda eşliğinde saldırmaktadır. Lakin sınıf mücadelesi durdurulamadığı, mücadele dinamiklerinin yok edilmesinin mümkün olmadığı gibi Kürt ulusal savaşımı da genişlemeye devam etmektedir. Sınıf düşmanlarımızın taktik üstünlüklerini kullanarak geçici başarılarla övünmeleri onların stratejik olarak zayıflığını ortadan kaldırmıyor. Çünkü sömürüye dayanan sınıf egemenliği yada kapitalizm geleceği temsil eden bir temele sahip değildir. Kapitalist barbarlık geri, eski ve yok oluşu, sosyalizm ise geleceği, insanın özgürleşmesini güvenceleyecek yeni sistemi ifade etmektedir.

Biz stratejik olarak güçlü olan, örgütlendiğinde ve gücünü birleştirdiğinde bir avuç sömürücü sınıfı silip süpürecek güce sahip proleyaryanın haklı davasına dayanıyoruz. Bu anlamda toplumu nefessiz bırakacak düzeyde süren faşist sınıf saldırganlığı devrimci sınıfın üretim temeline dayanan hareketin ileriye doğru yürüyüşünü durduramaz. Twitter da bir slogana, bir iki cümlelik eleştiriye tahammül gösterilmeyerek toplumsal eleştirinin tutuklamalarla, binlerce insana açılan ağır ceza dosyalarıyla, takip ve gözaltılarla bastırılmaya kalkışılması devlet düzeninin Türkiye’yede güçsüz olduğunun göstergesidir. Egemen zorbalar halkın gücünden korkmaktadır. Emekçi yığınların birleşmesinden, ortak hareketinden korkmaktadırlar. Bu durum devrimci olanakların uygunluğunu karamsarlığa kapılanlara hatırlatmaktadır.

Komünistlere büyük görevler düşmektedir. İktidar hedefli mücadele hattında kararlılıkla öne çıkarak gelişme kaydetmeleri tamamen mümkündür. Sınıf savaşımının geliştirilmesi için ne gerekiyorsa onu yapmaktan asla sakınmayan bir kadro tipi, yeni bir insan ruhuyla ataletin, sinizmin atılmasına ihtiyaç vardır. Beklemeci, pasifist sosyalizmin iktidar gayesinden uzaklaşmış bir yönelimle düzenle barışık reformist politikasının aksine sınıf mücadelesini esas alan bir stratejik duruşla kitlelere gidilmesi Maoist komünistlerin vazgeçilmez çizgisidir. Proletaryanın iktidar hedefini muğlaklaştıran her söylem, tarz ve tutumun devrim saflarında savrulmanın temeli olduğu Türkiye sınıf hareketinin çeşitli bileşenlerinde yaşanmakta olan yaygın kırılmalardan görülebilir.

Mevcut politik durum, uygun nesnel şartlara rağmen subjektif kuvvetlerdeki zayıflık, giderilmesi gerekli görevleri ağırlaştırıp çoğaltsa da sebatla ve daha yüksek sarsılmaz bir inançla çalışmayı gerektirmektedir.

Unutulmamalı zayıflıklar, örgütsel dağınıklık, yenilgiler, hatta ihanet ve tasfiyeci darbeler mücadele ile aşılabilir gerici karakterdedir, iktidar hedefli mücadele ise yeni başarılar, eylem ve irade birliğini sağlama, dağınıklıkları aşarak toparlanmayı da içerir sürekli niteliktedir. Bu anlamda örgütlenmeyi öğrenmeliyiz. Hatalı tarzları terk etmeli. Yeni koşulları anlamalı uygun adımlar atmakta gecikmemeliyiz. Sınıf savaşımının tarihi deneyimlerini kavrayarak kitlelere gitmek aynı zamanda amaçların, yöntemlerin, dost ve düşmanların en iyi biçimde anlatma ustalığını kapsadığı unutulmamalı. Bu nedenle devrimci teoriyi kavramalı ve devrimci pratiğe uygulamalıyız.

Related Post

Suriye Savaşında Son Halka Türkiye

Posted by - 26 Eylül 2018 0
Makale: Suriye Savaşında Son Halka Türkiye  Ortadoğu’da sular durulmuyor. Emperyalist kapitalist sistemin ağırlaşmaya devam eden krizi dünyanın her yerinde kaçınılmaz etki…