MKP: “PARTİNİN KURULUŞUNDA İLK AMAÇ; PROLETARYANIN SİYASAL İKTİDARI KAZANMASIDIR.”

155 0

Haber Merkezi: Maoist Komünist Partisi (MKP) yaptığı yazılı açıklama ile  47’nci yalında parti kuruluşunu selamladı.

Elimize e-posta ile ulaşan açıklamayı haber niteliğinden dolayı paylaşıyoruz.

MKP açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“PARTİNİN KURULUŞUNDA İLK AMAÇ; PROLETARYANIN SİYASAL İKTİDARI KAZANMASIDIR.

İşçi sınıfının önderliğinde güçlü bir halk hareketinin yaratılması için kırk yedi yıl önce yükseklere kızıl bir bayrak çekildi.

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya Ocak 1972’de “Kahraman işçi sınıfımızın, fedakar köylülerimizin ve yiğit gençlerimizin mücadelesi hızla yayılan Marksist-Leninist eserler, Çin’de Başkan Mao’nun önderliğinde yer alan Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin dünyayı sarsan etkileri bütün bunlar ülkemizin toprağında yığınların mücadelesine önderlik edecek genç bir komünist hareketin fışkırmasına elverişli ortamı hazırlıyordu.

Yığınların mücadelesini, gerici kliklerin bazen birini, bazen diğerini iktidara getiren bir kaldıraç olmaktan kurtaracak olan, bu mücadeleyi muzaffer bir halk devrimine dönüştürecek olan, kitlelerin şiddetle gerek duyduğu komünist bir önderlik” dedikten üç ay sonra 24 Nisan 1972’de Maoist Komünist Partisi’nin önceli olan Türkiye Komünist Partisi, Marksist-Leninist kuruldu.

O günden bugüne kızıl nehir akmaya devam etmektedir. Çok setler çekildi akışın durdurulması için ama nafile…

Proletarya partisinin mücadele çizgisi teorik birikimi ve gelişimi Kaypakkaya yoldaşın oluşturduğu ideolojik temelden bağımsız düşünülemez. İşçi sınıfının gelişme dinamiklerinin çoğaldığı, işçi ve köylülerin, gençliğin kitlesel eylemlerinin çığ gibi büyüdüğü ama aynı dönemde sınıf hareketini geriye çeken her türden burjuva düşüncenin dallanıp budaklandığı bir tarihi dönemde partimiz şekillendi. Devrimci etiketi yapıştırılarak kitlelerin aldatılması için tedavüle sokulan burjuva fikirlere proletarya cephesinden İbrahim Kaypakkaya yoldaş Marksiszmin teorik ışığında ideolojik bir neşter çekti. TKP revizyonistleri ve onun etki alanında olan parti ve çevrelerin devrimci ve ilerici göstermeye çalıştıkları Kemalist burjuva düşüncenin özünü Kaypakkaya deşifre etti. Karşı devrim cephesini temsil eden Kemalist yönetimle ve onun devamcısı ve mirasçısı CHP gibi partilerle ittifak yapmanın bu düşünceye dayanmanın bizzat karşı-devrim safına iltica etmek demek olduğu temellendirildi. Dramatik olan ise kırk yedi yıl sonra bile hala sosyalizmi maske edinen reformcu kimi tasfiyeci partilerin hakim burjuvazinin en köklü partilerinden CHP ile seçim ittifakı yapabiliyor olmalarıdır.

Türkiye İşçi Partisi reformizmine, TKP revizyonizmine, demokratik, devrimci ve ilerici içeriği yüklenerek sınıf hareketine benimsetilmeye çalışılan ama özünde komprador burjuvazinin siyasi ve ideolojik bakışının bir kişilik üzerinden sembolleştirilmesinden öte bir şey olmayan Kemalist düşünceye, askeri darbe ile devrim beklentilerine, proletaryanın önderliğini, geleceği ve yeni olanı temsil edişini kavramayan küçük mülkiyet bakış açısıyla örülü küçük-burjuva demokratlığından kurtulamayan eğilimlere, ezen ulusun burjuva düşüncesinin etkisi altında büyük bir zalimlikle baskı altına alınmış olan, asimilasyon ve jenoside uğrayan çeşitli azınlık milliyetler ve Kürt ulusunun durumunu göremeyen sosyal-şovenizme karşı cepheden bayrak açan İ. Kaypakkaya’nın ideolojik mücadelesi proletarya partisinin siyasal ve teorik çizgisine temel oluşturdu.

1970’lerin başında reformizmi yadsıyan küçük-burjuva radikalizmin değişen şartlar ve politik atmosferin değişken zemininde proletaryanın komünist çizgisine yaklaşmak yerine burjuvaziye yanaşması ve yeniden reformizme dönmesi Türkiye küçük-burjuva devrimci örgütlerin gelişim hikayesi bakımından dikkatle üzerinde durmayı gerektirir. 1970’in başında yadsınan reformizmden çok daha kötü bir savrulma içinde olan küçük-burjuva devrimciliğinin diyalektik dönüşümü proletaryanın önderliği ile buluşmayan çizgilerin burjuvaziyle yakınlaşmak zorunda kalacağının somut örneğini oluşturmaktadır. Bu nedenle hatırlatıyoruz.

Mülkiyetle bağını koparmış, modern sanayinin özel ve asıl ürünü proletaryanın öncü müfrezesi olma gayesi ile partimiz düşünce ve eylemde devrimci olarak tarih sahnesine çıktı. Ona yön veren geçmiş değil gelecek, eskimiş olan değil yeni olanı temsil eden proletaryanın komünist düşüncesi ve siyasi amacıydı. Toplumun tüm emekçi kesimlerinin sömürücü düzenden acı çeken insanlığın tümünün kurtuluşunu omuzlarına alan işçi sınıfının partisi olmanın adımları atılır atılmaz faşist diktatörlüğün azgın saldırılarına maruz kalması boşuna değildir. Komünist çizgi sınıf bilinçli adanmış yüzlerce savaşçının canını feda eden mücadelesi ile taşındı. Yarım yüz yıla yaklaşan tarihi kesitte birikmiş bir teorik külliyat, doğru ve hatalı olanı birbirinden ayırt etmemize yardımcı olan ve yol gösterecek yeterli düzeyde bedellere mal olmuş yenilgi, hata ve eksiklikleri de barındıran zengin ve kararlı bir mücadele tecrübesi mevcuttur. Yeter ki yararlanmasını bilelim.

Sınıf mücadelesinde yüce komünizm ideolojisini benimseyen Maoist parti Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’nun düşüncelerini bütünlüklü savunmaktadır. Gerilla savaşı kıvılcımı çakıldığında siyasi özü itibarıyla sömürücü sınıfların iktidarının mutlaka yıkılacağı ilan edilmiştir. Bu tarihi misyon sürmektedir. Proletaryanın önderliğinde tüm emekçi halk kitleleriyle birleşerek faşist diktatörlüğün yerle bir edilmesi ve yerine proletaryanın sınıf iktidarının kurulması gayesi vazgeçilmezdir. Süleyman Cihan, Kazım Çelik, Cüneyt Kahraman, Cafer Cangöz gibi yeri doldurulmaz parti genel sekreterinin içinde olduğu değerli yüzlerce kadro, üye ve savaşçısı bu uğurda sınıf mücadelesinde ölümsüzleşmiştir.

Parti dinamik bir organizasyondur bünyesi durağanlığı kaldırmaz. Pratik yönü gibi, teorisi de gelişme halindedir. Parti düşüncesinin dönemin şartları içinde doğuşunda revizyonist (sosyal-şoven, reformist, parlamentarist) oportünist akımlara yönelik ideolojik eleştirilerin içeriğinden ibaret olmayıp, Marksizme düşman akımlara karşı sürdürdüğü mücadele kapsamında düşünce ve eylemde önemli birikimler edinmiştir. Bu anlamda sınıflar arası güç dengeleri, devrimin itici güçleri, devrimin karakteri, stratejisi ve araçlarının tespiti meselesinde proletarya partisinin tümüyle objektif koşulların analiz edilmesine dayanmıştır. Bu dayanak her dönem sınıf mücadelesinin öncü müfrezesinin somut şartların tahliline dayanması gerektiğini göstermektedir. Tarihi çıkışın ideolojik mücadele zenginliğine tespit ve taktik araçlarına yönelik güçlü atıflarda bulunmak gerekli iken diğer yönüyle bakıldığında tarih günün somut sınıf mücadelesi sorunlarına çözüm üretmez. Çözüm ancak dönemin yaşayan insan bireyleri tarafından somut olguların tarihsel bağlamı içinde kavranışıyla yeniden üretilir. Partinin çıkışında var olan Marksizmin canlı ruhu proletarya partisinde sürekli olmalıdır. Toplumsal başlıca çelişmeler durmadan hareket halinde olan iktisadi ve sosyal değişiklikler gerçeğe en yakın biçimde analiz edilerek devrimci programla sunulan çözüm ve bununla uyumlu bir sınıf mücadelesi çizgisi sürdürüldüğünde ancak 72 komünist çizgisi temsil edilebilir.

Komünizm teorisi ve siyasal amacını yolundan saptıran, yozlaştıranlara karşı ideolojik mücadele içinde temelleri atılmış ve özel mülkiyet düzenini ortadan kaldırmanın öncü müfrezesi olarak kapitalistlere büyük toprak sahiplerine savaş ilan etmiş proletarya partisinin bugün her bir neferinin bu stratejik amaca tam bağlılık içinde her yönlü mücadeleyi geliştirmesi görevi vardır. Tarihe sığınmak değil, güne odaklanılmalı…

Birkaç adım sonra neler ile karşılaşılacağı belli olmayan puslu ve son derece zorlu politik süreçlerden geçilmektedir. Bu açıdan önemli olan sınıf mücadelesinde gerekli olan önderliğin yapılıp yapılmadığı; partinin tarihi doğuşuna layık biçimde yükseklere çekilmiş kızıl bayrağının lekesiz bir biçimde taşınıp taşınamayacağıdır.

Enternasyonal proletaryanın uluslararası komünist hareketin bir halkası olan partimizin siyasi amacı devrimdir. Bu özel mülkiyetin muhafazasını değil, kaldırılmasını içermektedir. Diğer ifadeyle buna komünizm yürüyüşü de denilebilir. Bu politikada reformculuğu değil devrimci olmayı zorunlu kılar. Stratejik yönelimine uygun araçlar ve koşullara uygun değişebilen taktiklerin tümü siyasal iktidarın kazanılması nihai hedefiyle uyumlu şekillenmesi tüm bu nedenlerle zorunludur.

Sınıf savaşımı yerine sınıflar arası uzlaşmayı koyan ve reformizm bataklığına saplanan küçük ve orta burjuvazinin demokratik reformculukla sınırlanmış düşünceler ile arasına mesafe koyamayan devletin dümeninde hükümetteki AKP-MHP burjuva kliğine karşı demokrat ilerici kesilen muhalefetteki bir diğer burjuva CHP-İP kliğine yedeklenen reformist, tasfiyeci partilerle – EMEP-ÖDP gibi ve CHP’nin kuyruğundan hiç ayrılmayan revizyonist, sosyal-şoven TKP gibi – ittifaklara giren, aynı kulvarda politika yapan veyahut da HDP çizgisine yedeklenen anlayışlar proletaryanın devrimci sınıf mücadelesi çizgisini temsil edemezler. Proletaryanın ideolojisi ve öz gücü yerine küçük ve orta burjuvaziye dayanarak politikada bu sınıfların eğilimine yanıt verecek biçimde reformculuğa evrilmiş her çizginin sonu karşı-devrimin cephesinde tükenmektir. Her türden burjuva düşünce ve eğilimi ile kendi arasına kalın ve belirgin bir hat çizilmesi dünde bugünde proletarya partisinin mücadele çizgisinin özüdür.

Biz komünistler için parti sönmeyen ateşten bir bilimsel güç ve durdurulamaz sınıf mücadelesi ve iktidarın mutlaka kazanılması sınıf bilincidir. Türk, Kürt ve çeşitli azınlık milliyetlerden Türkiye ve Kuzey Kürdistan proletaryasının sınıf mücadelesi ile şekillenmekte olan geleceğe önderlik etme misyonunun emrettiği doğrultuda yüksek bir çaba ve kararlılıkla Maoist partinin bayrağının ileri taşınması zamanı. Kapitalist burjuva toplum içi arayışlar, parlamento ve seçim hayalleri, reformlar ötesini göremeyen anlayışlarla işçi sınıfı kurtuluşuna önderlik edilemez. Ağır kapitalist sömürüye, ücretli köleliğe, yokluk ve yoksulluğa, çekilen sonu gelmeyen acılara, ekonomik krizin getirdiği çekilmez yüklere, işsizliğe son verilebilmesi işçi sınıfının kendisi için sınıf olma bilincini edinmesi ve halk kitleleriyle birleşerek devrimci eylemin ana öğesine dönüşerek iktidarı kazanmasıyla başarılabilir. Bu yüce amacın öncü müfrezesi olarak 47 yıl önce doğan Maoist partinin mücadelesi sürüyor, sürecek…

Selam Olsun 47. Yılında Öncüye!

Yaşasın Partimiz MKP!

Yaşasın Halk Savaşı!

Maoist Komünist Partisi”

 

 

Related Post