MKP: “KOMÜNİZME ADANMIŞ YAŞAMLARA ÖRNEK 17’LERİMİZ MÜCADELE ÇAĞRISIDIR”

360 0

Haber Merkezi: Maoist Komünist Partisi (MKP) 16-17 Haziran 2005’te Dersim/Mercan’da devletin kapsamlı saldırısı sonucu ölümsüzleşen 17 Halk Savaşçısını yaptığı yazılı açıklama ile andı.

Elimize e-posta ile ulaşan MKP açıklamasında:

KOMÜNİZME ADANMIŞ YAŞAMLARA ÖRNEK 17’LERİMİZ MÜCADELE ÇAĞRISIDIR

Tarihin yükü ağırdır ve yaşayanların omuzlarındadır. Toplumsal karşıtlıklara olduğu gibi çıplak bakabilenler tarihi de olduğu gibi kavrar ve onun sunduğu tecrübelerden yararlanabilirler. Sınıf mücadelesi tarihinin yaşayan canlı sınıf bilinçli proletaryaya bıraktığı yük elbette ki proleter dünya devriminin zafere ulaştırılmasıdır. Uluslararası proletaryanın her bir halkası bulunduğu ülkede sömürücü sınıf düşmanlarını yenilgiye uğratmak görevini yerine getirme mücadelesini ilerlettiği oranda bu yükü omuzlamış demektir. Çünkü komünizm davası ne devrimlerin yenilgisi, nede milyonlarca işçi, emekçinin canını alan savaşlarla nede proletaryanın sınanmış, sınavlardan geçmiş en seçkin önderlerinin katledilmesi ile durdurulabilir. Yenilgiler, ağır darbeler geride kalan devrimci kuşaklara çok daha kapsamlı acımasız ve sert muhaberelere hazır olunması gerektiğini öğreten acı dolu tecrübeler içerir. Devrim amacına sadakatini yitirip reformizme sapan oportünistlerin aksine biz komünistler enternasyonal proletaryanın kanla yazılmış sınıf mücadelesi tarihi başta olmak üzere amacı ve düşüncesi uğruna canını vermekten çekinmeyerek ölümsüzleşen partimizin önderleri, üye ve savaşçılarından büyük güç almaya devam ediyoruz. 17’ler de bize güç ve aydınlık sunan sönmeyen yıldızlarımızdır.

Büyük kayıpların olduğu bir tarihe sahibiz. Önderimiz İbrahim Kaypakkaya başta olmak üzere, parti genel sekreterlerinin devlet güçleri tarafından katledildiği bir mücadele tarihine sahibiz, fakat parti sekreteri ve merkez komite çoğunluğunun ve parti merkezi görevlerinde yer alan deneyimli ve en ileri üyelerinin içinde olduğu kadrolarla birlikte parti önderliğinin toplu bir imhaya uğradığı 17 yoldaşımızın yitirilişi özgün ve ayrı bir öneme sahiptir. Maoist partinin tarihinde 17’ler her yönüyle üzerinde düşünülmesini gerektiren bir eşiği ifade eder.

1.     Kongrenin mimarları 17’ler 2. Kongre’yi gerçekleştirmek üzere gittikleri Dersim’de 16-17 Haziran 2005 tarihinde bizzat MGK genel sekreteri Yaşar Büyükanıt’ın Erzincan ordu merkezinden yönettiği kapsamlı askeri harekatla Mercan dağlarında katledildiler.

Proletarya partisinin 1. Kongre sonrası girdiği toparlanma sürecinin kesintiye uğratılması konsepti faşist diktatörlük tarafından imha saldırısı ile yanıtlandı.

Dersim-Mercan’da ölümsüzleşen 17’lerimiz arasında partimizin 5. Genel Sekreteri Cafer Cangöz, Sekreter Yardımcısı Aydın Hanbayat, Merkez Komite Siyasi Büro Üyesi Okan Ünsal, Merkez Komite Üyesi Ali Rıza Sabur, ve Siyasi Büro Merkezi Yazı Kurulu Üyesi kadrolardan Alaattin Ataş, Cemal Çakmak, Yurt Dışı Büro üyeleri Berna Saygılı Ünsal, Kenan Çakıcı, Şehir Parti Komitesi üyeleri Ökkeş Karaoğlu, Taylan Yıldız, Binali Yıldırım, İbrahim Akdeniz, Dursun Turgut ve partimizin öbür üye ve Halk Kurtuluş Ordusu savaşçıları Gülnaz Yıldız, Ahmet Perktaş, Çağdaş Can ve Ersin Kantar yoldaşlarımız yer almaktaydı. Bugün ve gelecekte de onların mücadelesinden güç alıyor, proletaryanın kurtuluş davasına adanmış yaşam örnekleri olarak onlardan öğreniyorsak bu 17’lerin ölmediğinin kanıtıdır. Yoldaşlarımız fiziken bizden alındı, emekçi halk kitlelerine hizmet etmeleri engellendi ama yoldaşlarımızın kendilerini adadıkları stratejik manada yenilmez olan komünizm mücadelesi durdurulamadı. 17’lerimizin devrimci tutumu, düşüncesi, amacı, felsefesinin, proleter ahlaki duruşlarının sınıf savaşımının kızıl damarı içinde taşınması engellenemedi. Yoldaşlarımızın korunamaması bizim başarısızlığımız, ama 17’ler ve tüm devrim ve komünizm uğruna ölümsüzleşenlerin yaşamlarını verdikleri değerlerin mücadele bayrağı ile taşınması ise sınıf düşmanlarımızın başarısızlığı olmaya devam edecektir.

Bugün partimizin istenilen seviyede olmaması büyük tarihi değerlerimizin önemini azaltmaz, bilakis bu durum geçmişin gelecek için kavranarak sınıf savaşımının ilerletilmesi görevinde çok daha kararlı çalışması gerektiğine işaret eder.

Proletaryanın sınıf iktidarı amacıyla önderimiz İbrahim Kaypakkaya tarafından teorik ve pratik temelleri oluşturulan komünist sınıf mücadelesi çizgisinin savunucusu, partimizin önderleri 17’lerimizin imha edilmesinin anlamı ve önemi büyüktü. Değişen ve hareket halinde olan toplumsal koşullarda gelişme dinamizmi taşıyan, genişlemek ve derinleşme zeminini güçlendiren Kaypakkayacı komünist hareket engellenmeliydi. Tutuklanmalar gelişimi engelleyemezdi. Marksist, Leninist, Maoist parti niteliğinin zayıflatılması, zamanla dönüştürülmesi ve iktidar hedefinden saptırılması için yoldaşlarımızın katledilmesine karar verilmişti. Takip edilen yoldaşlarımızın hiçbir engel ile karşılaşmaksızın bir araya toplanması ve sonrasında hava bombardımanı ve kara harekatını kapsayan merkezi kapsamlı bir saldırı ile 17’lerin katledilmesi çok önceden iyi hazırlanmış bir imha planının uygulanmasıydı.

Bu büyük ve acısı dinmeyen kaybın nedenlerinin tüm yönleriyle açığa çıkarılması ve açıklanması konusunda ne yazık ki kendisinden beklenilen ciddiyete uygun partimizin sonuçlar çıkardığı söylenemez. Yapılan açıklamalar ise büyük kaybımızın nedenlerini açıklığa kavuşturan nitelikten uzak 2. Kongre’de 17’lerin katledilmesi olayının üzerinde durulacağına dair anlayış ve karar olmasına olmasına rağmen bu konuda paylaşılan bir araştırma olmadığı gibi mülteci-revizyonist kliğin darbeci 3. Kongresinde 17’ler olayı hiç gündem yapılmazken 1996 yılında Kardelen Harekatı ile aşığa çıkarılan partimize sızdırılmış Karşı Devrimci Hücre elemanlarının onurlarının iade edilmesi tartışması yürütüldü. Maoist hareketin çizgisel savrulmadaki faktörler ile değerlendirildiğinde faşist diktatörlüğün parti önderliğini toptan katletmesinin belli düzeyde sonuçlarını aldığı görülmek durumundadır.

Saf bir komünist, çelişkisiz kitleden oluşmayan partide proleter komünist çizginin hakim olmasına rağmen her dönem burjuva düşüncenin etkisi altında kalan revizyonist-reformist fikirler ve eğilimler vardı. Komünist çizgiye önderlik eden kadrolar toptan imha edilince legalist, reformcu, parlamentarist eğilim adım adım egemen çizgi haline geldi. Marksizm, Leninizm, Maoizm yüce ideolojisini çarpıtan ıvır zıvır revizyonist teoriler mülteci tasfiyeciler öncülüğünde üçüncü kongrecilerin ideolojik perspektifi olarak benimsendi. Amaç hasıl olmuştu.

Burjuva yöntemler ile proletaryanın devrimci yöntem ve örgütsel ilkeleri, burjuva fikirler ile komünist fikirler arasında bu uzlaşmazlık ayrılıkla sonuçlandı. Maoist komünistler revizyonizme sapan çizginin ideolojik, siyasi özünü deşifre etti…

Türk, Kürt, çeşitli milliyetlerden Türkiye ve K. Kürdistan proletaryasının devrim mücadelesinde 17’ler büyük tehlikenin reformizm olduğu tespitinde bulunmuş, sınıf mücadelesi çizgisinin daha da yukarı kaldırılacak bayrağını omuzlamışlardı. 17’ler bir eşikti diyoruz çünkü legalist, düzen içi yaşama mahkum olan parlamentarizm reformist eğilimin önü açıldığı gibi parti anlayışı ve kültürünün yozlaştırılması yoldaşlarımızın kaybından sonra hızlandı. Yozlaşmadaki kümülatif birikim uygun koşullarda ideolojik dönüşümünü tamamladı ve saflardaki ayrışımı kaçınılmaz kıldı.

Yoldaşlarımız ölmedi, onlar iktidarı zaptetme mücadelesinin sınıf bilinçli savaşçılarının bilincinde ve kalbinde taşınıyor. Özel mülkiyet dünyasını reddeden ve onun mutlaka kaldırılacağına olan inançla sosyalizm mücadelesinin en önünde yer alan adanmış yaşamların övgüye ihtiyaçları yoktur. Kuru ve ruhsuz övgüler içi boş söylemler dişe diş mücadelede ölümsüzleşenleri sadece incitir. Övgü değil, yoldaşlarımızdan öğrenmeliyiz. Tıpkı onlar gibi ne olursa olsun sınıf mücadelesinden, partinin Marksist, Leninist, Maoist çizgisinden, iktidarı fethetme amacından asla kopmamalıyız. Revizyonizme-oportünizme karşı durmalıyız. Reformizm bayrağına sarılanların aksine devrimci politikada ısrar etmeliyiz. Sosyal şovenizm şampiyonlarıyla “güncel politika”, “taktik” adına kol kola girenlerin aksine sosyal şovenizme karşı ideolojik mücadeleyi sürdürmeliyiz.

Yeri doldurulamayan ağır kaybımızın yükü partimizin omuzlarındadır. Çok büyük yaralar almasına rağmen düştüğü yerden doğrulup ilerleyen Kaypakkayacı hareketin komünist çizginin düzen içine çekilmesine izin vermediği gibi toparlanarak mücadele geleneğine uygun ilerleyeceğine tanık olunacaktır. 17’lerin mücadele bilincine sahip olmak bu kararlılık anlamına gelir. Gerçekten yoldaşlarımızın devrimde ısrar eden yaşam ve gayelerine layık olup olmadığımız mücadeledeki azim, tutum ve duruşumuzla orantılıdır. 17’ler bizim için durdurulamaz mücadele azmi, kararlılık ve komünizme bağlılıktır. Devrimci proletarya mutlaka devrimle muzaffer olacaktır. Saygıyla andığımız yoldaşlarımız sönmeyen yıldızlar olarak yolumuzu aydınlatmaya devam ediyorlar. Ölümsüzleşenler yaşayan yığınları kendi kurtuluşlarını ancak sosyalizm ile gerçekleştirebilecekleri mücadeleye çağırıyor.” ifadelerine yer verildi.

Related Post

Yolcu otobüsü devrildi; 30 yaralı

Posted by - 25 Ekim 2018 0
Haber Merkezi: Diyarbakır Bingöl karayolunda yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu 30 kişi yaralandı. Diyarbakır Bingöl karayolunda yağış nedeniyle kayganlaşan yolda yolcu otobüsü…