İDEOLOJİK, POLİTİK ÇİZGİ SORUNLARI ve ZORLUKLARIN ÜSTESİNDEN GELME ÇALIŞMALARI

211 0

Haber Merkezi: (Erol Önder) Ortalığı kırıp geçiren tasfiyeci dalganın, reformizmin sınıf mücadelesinin öncü, önder kuvvetlerinin üzerinde yarattığı tahribatları ve egemenlerin kesintisiz saldırıları ve artan baskısına karşı çok zorlu süreçten geçildiği inkar edilemez gerçektir. Ama sınıf düşmanlarının saldırıları ne denli sert ve acımasız olursa olsun tasfiyecilik, dağınıklık, sağ ve sol sapmalar, politikada reformculuk, siyasi çizgide teslimiyetçilik gibi savrulmalar burjuvazinin saldırganlığı ile açıklanamaz. Sapma ve savrulmaların ana kaynağı siyasi çizgide ve onu tayin eden ideolojik özde yaşanan kırılmadan ileri gelir. Doğru bir perspektif ve siyasi çizgi yoksa partinin zorluklara göğüs germesi mümkün değildir. Kökleri zayıf olan ağaçlar sert bir fırtınada devrilirler. Ama sert fırtınalar kökleri sağlam ağaçları yerinden sökemez, dalları kırılsa bile yeniden büyümeye devam eder. Doğru ve yol gösterici parti çizgisi kökleri toprağın derinliklerine inmiş ağaçlar gibidir, kitlelerin içine kök salmış mücadele çizgisini ifade eder.

Tarihin tanık olduğu iktidarın kazanılmasına önderlik etmiş büyük komünist partileri ve bir bütün sınıf mücadelesinin tecrübeleri doğru rotayı gösteren bir parti çizgisi doğrultusunda kitleler bu devrimci çizgiyi uygulamak için örgütlene bildiği oranda başarının mümkün olduğunu bizlere göstermektedir. Eğer doğru bir çizgi yok ise iktidar hedefinin tartışılması da anlamsızdır. Çünkü iktidarın kazanılmasına önderlik edecek bir partinin siyasi çizgisi doğru olmak zorundadır. Yol gösterici çizgiye sahip olunsa da böyle bir parti perspektifini uygulamazsa teorisinin tam tersini yaparsa doğru çizginin anlamı da kalmaz. Demek oluyor ki, sınıfa önderlik edecek parti doğru bir siyasi perspektife sahip olması gerektiği gibi o çizgiyi tutarlılıkla yaşama geçirmesi de gereklidir.

Türkiye’de verili politik görüngeye bakalım: Proletaryanın iktidar hedefine odaklanmış açık ve net doğru rotayı gösteren ve bu yürünmesi gereken yolda yapılması gerekenleri hayata geçiren komünist, devrimci parti ve örgütler gösterilebilinir mi?. Türkiye’de sınıf hareketinin en acil ve en önemli sorunu iktidar bilinci ve çizgisinden kırılma yaşanması, bir kısmının ise bu bakıştan tümüyle yoksun olmasıdır. Çeşitli partilerin teorik olarak iktidar hedefini amaçları arasında sayması işin özünü değiştirmiyor, çünkü uygulanan politika iktidarın kazanılması hedefiyle uyumlu değildir. Hedefte belirsizlik, perspektifsizlik, sağa sola yalpalama durumundan çıkılamıyor. “Güncel politika” adına sağa sola koşturan burjuvazinin yarattığı gündemlerin peşinden sürüklenen ama gerçekte hangi hedefe yönelmeleri gerektiğini bilmeyen küçük-burjuva devrimciliğinin zor koşullarda sol söylemlerle şişirilmiş yelkenlerinin inmesi de şaşırtıcı olamaz. Perspektifsiz bir yaşama mahkum olmuş partiler önder parti konumuna gelemezler. Bu tür örgütler dönüp dolaşıp kapitalist toplumun burjuva reformcu eğilimleriyle bütünleşir ve işçi sınıfının aldatılmasında burjuvazinin sözcülerine dönüşürler. Yerel değil genel karakter taşıyan oportünizm akımının geride bıraktığı ihanet ve teslimiyet tarihi tüm bu olguları kanıtlamıştır. O halde doğru sonuçlar elde edebilmek isteniyorsa çeşitli parti ve örgütlerin tek tek politik pratiklerinden ziyade doğru bir siyasi çizgiye sahip olup-olmadıklarına bakılmalı. Doğru siyasi çizgi sahibi ve bu çizgiyi uygulamada sadık bir parti ezilenler ve sömürülenler adına reformculuğa batmaz, seçimler yolu ile burjuva parlamentosundan yığınlara demokrasi, özgürlük ve eşitlik geleceği yanılsamasına yol açan söylemler ve pratiklere girmez, devlet diktatörlüğünün yerel hizmet birimleri olan belediye yönetimlerinin elde edilmesini sanki devrimci iktidar kazanılmış, sanki o kentte ve yerelde özgürlük ve eşitlik egemen olacakmış gibi bilinç çarpıklığını kitlelere yutturmaya kalkışmaz. Devrimci siyasi çizgiye sahip bir parti kapitalizmin kaçınılmaz ağır sonuçlarını yalnızca hükümetteki partiye yükleyerek kapitalizm ve sömürücü sınıf iktidarını aklamak olan bu anlayışla hükümet değişimini kitleler için bir özgürlük ve eşitlik müjdesi gibi sunarak muhalefetteki burjuva partilere veya bu partilerin gerici siyasi kampına halk yığınlarının yedeklenmesini caiz gösteren siyasi teslimiyet hattını onaylayamaz.

Devrimci siyasi çizgiye sahip bir parti proletarya diktatörlüğü hedefini programından çıkararak reformlar için mücadeleyi öne alamaz. Ulusal meselede komünist enternasyonal bilinci öldürecek biçimde ezilen ulusun özgürce ayrılma ve devlet kurma hakkını savunmayı bırakıp onun yerine dil ve kültür reformlarını koymaya kalkışmaz. Özcesi sapmaların tümü ideolojik ve çizgi sorunudur.

Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’nun temsil ettiği komünizmin yüce bayrağını taşımaya sadık kalınarak ancak yolunu ve yönünü şaşırmış reformist oportünist akıma karşı durulabilir. Bu nedenle Marksist, Leninist, Maoist bir parti olmak birinci koşuldur. Komünizm bilimine dayanarak ve Türkiye-K. Kürdistan nesnel koşullarının somut tahliliyle doğan Kaypakkaya’nın önderlik ettiği proletarya hareketi nereye ve hangi hedefe yönelmesi gerektiğini bildiği için önemli bir avantaja sahipti. Her türden sapmadan kendisini ayrıştırdığından partimizin siyasi çizgisi iktidarı kazanma bilinci doğrultusunda tutarlı bir pratik sergilendiği dönemlerde kendisini toparlaması ve gelişmeler kaydetmesi tesadüfi değildir.

Bir çok küçük-burjuva yapı kendilerinden önce ayrı rotada yürüyen ve birer reformist demokratik partiye dönüşen örgütler gibi Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’yu “yeniden yorumlama” çizgisini takip etti, ediyorlar. Bu “yeniden yorumlayıcı” örgütler ve partiler burjuvazinin Marksizm teorisine yönelik bilinen çarpıtmaları dışında yeni bir şey söyleyemiyorlar. Sosyalist devrimlerin kapitalizm cephesi karşısındaki geçici yenilgisi “Marksizmin yenilgisi” ve “Marksizmin eskide kaldığı” sonucuna vardırıldı. Bunlara göre yüz, yüzelli yıl önce ileri sürülmüş teori bugün işe yaramazmış!. Burjuva düşüncelere secde edenler konumlarının meşruluğu ve savunularının doğruluğuna inanılması için Marksizm, Leninizm, Moizm’e böyle saldırıyorlar. Oysa Marksizm işçi sınıfının çıkarlarının bilimsel ifadesidir. İşçi sınıfı var oldukça MLM eskimez ve geride kalmaz. İşçi sınıfının hayati nihai çıkarları komünizm bilimi olmadan savunulamaz. Komün yenilmişti ama Sovyet devrimi komünizmin şanlı bayrağıyla kırk altı yıl sonra doğdu. Sovyet devrimiyle başlayan komünist devrimler süreci yenilgiyle sonuçlandı diye kim daha büyük komünist devrimler dalgasının doğmayacağını güvenceleyebilir?. Her taraftan kan, ölüm, sömürü fışkıran kapitalizmin safsatacı, dolandırıcı savunucuları mı devrimlerin olmayacağını güvenceleyecek?! Proleter devrimin kızıl bayrağı yükseldiğinde böylelerine dünyada yer kalmadığı da görülecektir.

Reformizm bayrağının tutulduğu ve sınıf hareketinin tümüyle teslimiyetçi bir çizgiye çekilmek istendiği bir sınamanın daha gelip çattığı koşullarda Maoist komünistler tarihi miraslarına, tarih sahnesine çıkış amaçlarına uygun bir biçimde alnının akıyla bu süreçten çıkmak zorundalar.

Marksizm teorisini “yeniden yorumlayıcılar”ın tam aksine proletarya partisi Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’nun kaldırdığı şanlı bayrağa sarılmalı, yüksek bir enerji ve şaşmaz bir kararlılıkla devrimci teoriyi kavrayarak sınıf mücadelesinde hayata geçirme çalışmasını güçlendirmeli. Bu öğretiye sadık kalmadan gelişme gösterilemez. Tüm bunlar ideolojik politik önderlik sorunları kapsamındadır.

İdeolojik, politik önderlik sorunlarında somut görevlere odaklanmak gerekmektedir. Dağınık, çok parçalı, pasifize olmuş, seçimlerden başka bir şeyi görmeyen parlamentarist akılla yükselen ruh halinin dağıtılması, yönsüzlüğe darbe vurulması ancak doğru ve net siyasi hedefleri gösteren komünist çizginin sağlam örgütlenmesiyle mümkündür. Devrimci fikirler ışığında örgütlenmeyi öğrenmeliyiz. İdeolojik alanda teorik ve siyasi seviyenin yükseltilmesi, organların ideolojik çalışmalarının güçlendirilmesi giderilmesi gerekli sorunların başında gelmektedir. İdeolojik çalışma aksatılmaya gelmez. Bu pratik çalışmaların aksatılması şeklinde anlaşılamaz, mücadelenin teorik ve pratik diyalektik birliği içinde kavranması anlamına gelir. Teorik geriliği aşamayan örgüt gerçekliğinden yararlanan mülteci oportünistlerin MLM karşıtı ne kadar çarpık, zehirli fikirleri nasıl kolaylıkla mürit kafalı üyelere yutturdukları hafızalarda canlılığını korumaktadır. Sonuçta “yeni yorumlayıcılar”ın sapması partiye büyük darbe vurdu. Bu ultra sağ görüşlerle hareket edenler Maoist partinin komünist niteliğinin dışına çıktılar. Bunların hala Maoist parti ismini kullanmaları onları asla komünist yapmaz. Lenin’in emperyalizm teorisi yerine Kautsky’nin emperyalizm teorisini, proletaryanın egemen bir sınıf olarak örgütlenmesi ve proletaryanın önderliği yerine küçük-burjuvazinin önderliği ve iktidarını, proletarya diktatörlüğü devlet teorisi yerine küçük burjuvazinin önderliğini ön gördükleri “emekçiler devleti” teorisini  – ve daha birçok saçmalıkla beraber – koyanlara ne dedir?. Böylelerine komünist değil ultra sağcı denir. Bütün bu gelişmeler unutulmamalı.

Komünizmin yeminli düşmanlarının değirmenine su taşıyan zehirli düşüncelere karşı durmak komünistlerin görevidir.

Sapmaların partide yarattığı tahribatlar henüz onarılamadı. İdeolojik politik alanda görevlerin yanı sıra aktüel ciddi sorunların varlığı mevcuttur, bu sorunların varlığı ne derece kavranırsa üstesinden gelen çalışmaların başarılmasının o derece acil ihtiyaç olduğu da anlaşılır.

  • Bu bakış açısıyla yaklaşıldığında ideolojik, politik alanda partinin teorik seviyesini yükseltmek için MLM ideolojisini kavrama çalışmasının sistemli yürütülmesi,
  • En üstten en alta kadar partide ideolojik çalışmaların yapılması. Bir eğitim ve dönüşüm seferberliği ile hareket edilmesi;
  • Marksizm ideolojisine düşman akımlara karşı ideolojik mücadele verme görevinin yerine getirilmesi için kararlıca çalışmak.
  • Çeşitli küçük-burjuva devrimci örgüt ve partiler, reformist burjuva demokratik legal tasfiyeci partilerin siyasal, ideolojik çizgisi ile proletarya partisinin siyasi çizgisi arasındaki farkın temellendirilerek açıklanmasına dayanan ideolojik mücadele ve propaganda görevini yerine getirme çalışmasını hazırlamak;

Evet tüm bunlar ideolojik çalışma alanında yapılması gerekenler.

Keza yerine getirilmesi gereken yığınla görev var. İşimizin çok zor olduğunu bilmeyen yoldaş yok. İçinden geçilen süreç ve parçalanmanın getirdiği ağır sonuçlar nedeniyle parti çizgisinin yeniden hazırlanması için sadece ideolojik alanla sınırlı değil, politik çalışma alanlarında da yapılması gerekli yığınla iş var.

Demokratik merkeziyetçilik örgütlenme ilkesi esası üzerinde bugün örgütsel çalışmada neye ihtiyacımız var:

  • Eleştiri ve özeleştiriyi örgütsel sağlamlaşma ve ilerlemenin silahı haline getirilmesi çalışmasının güçlendirilmesi,
  • Güçlerin toparlanması, örgütlenmesi en küçük ilişki hücresinde komiteleşmeye gidilmesi, bunlara yeni komitelerin eklenmesi, organların, kurumların yaratılması ve organlar arası eşgüdümünün sağlanması ve sıkı bir ilişki ağı ile birlikte merkezileşecek fikirler için amaca uygun disiplinli bir tartışma kültürünün yaratılmasına yönelik çalışmalar,
  • Görevlerin yerine getirilmesinde engellerin saptanması ve çözüm yollarının geliştirilmesi hedefe ulaşmada mutlak uyumluluk;
  • Görevlerde insan seçiminin doğru yapılması ve kararların uygulanmasının denetlenmesi, keza kararların uygulanmasını engelleyen tarzların düzeltilmesi çalışmalarının aksatılmaması.

Tüm bu çalışmalara ve sayılmayan görevlerin yerine getirilmesine ihtiyaç var. “Zafer hiçbir zaman kendiliğinden gelmez, genellikle yorucu bir mücadele ile elde edilir” (J. V. Stalin) Zorluklar varsa, örgütsel çalışmalarımız henüz bu zorlukları aşamamışsa bu bizim başarısızlığımızdır. Mücadeleyi örgütleyerek bu çetin engeller ve zorlukların üstesinden gelme dışında bir çözüm yolu bulunmuyor. Örgütlenme çalışmasını partinin tarihi misyonu ve siyasi çizgisinin seviyesine çıkarılması için çok kararlı bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Lenin “örgütsel çalışmada esas meselenin insan seçimi ve kararların uygulanmasının denetimidir” düşüncesini her komünist kulağına küpe etmeli. Ve komünist çizginin uygulanmasını zorlaştıran tüm setlere karşı ihtiyaç duyulan çetin mücadelenin örgütlenmesinin önemi, siyasi çizginin kaderini bu örgüt çalışmasının belirliyor olmasında yatar.

Related Post

İDEOLOJİ ÇİZGİYİ BELİRLER

Posted by - 29 Kasım 2018 0
Makale: Ekonomik kriz, yoksulluk, artan işsizlik, şiddetlenen toplumsal çelişkiler, kapitalist tolumun tüm kötülüklerinin enfeksiyon gibi yaydığı kültürel çürüme ve egemenlerin daha…