Makale: Ekonomik kriz, yoksulluk, artan işsizlik, şiddetlenen toplumsal çelişkiler, kapitalist tolumun tüm kötülüklerinin enfeksiyon gibi yaydığı kültürel çürüme ve egemenlerin daha fazla şiddet, daha fazla yasak ve baskıya başvurmalarına rağmen yönetme krizini aşamamaları durumu ayan beyan ortadayken, devrimci sınıf hareketinden deyim yerindeyse çıt çıkmıyor. Devrimci nesnel koşulların varlığından, yükselişe geçmesinden, çok uygun objektif avantajların ortaya çıktığı tespitinde bulunmayan bir örgüte rastlanması pek mümkün değil, lakin oldukça uygun devrimci toplumsal şartlara rağmen gelişme sağlaması gereken devrimci hareketlerin neden pekte gelişme gösteremedikleri, aksine burjuva ideolojik, siyasi etkinin proletarya saflarındaki varlığından başka bir şey olmayan reformizm-parlamentarizme doğru çok daha fazla savrulmanın açıklanmasına dair dikkate değer değerlendirmelerin yapıldığı, yeni kararların alındığı bir durumda söz konusu değildir. Çok ciddi bir eleştiri ve özeleştiri yoksunluğu göze çarpmaktadır.

Devrimci nesnel şartların oldukça elverişli olmasına rağmen sübjektif kuvvetlerin bir türlü kendisini toparlayamaması neyin ifadesidir? İki temel noktadan bu konuya yaklaşılabilir. Sorunların kaynağı ya ideolojik ya örgütsel yada her iki boyutunu da kapsayan ideolojik ve örgütseldir. Ciddi politik sorunların devrimci teoriyle olan dolaysız ilişkisi elbette unutulmamalı, lakin teorik, programsal fikir ayrılıklarının olmadığı halde ağır politik sorunlar ortaya çıkabilir ve olumsuz sonuçlara yol açabilir; ayrılıkların nedeni haline gelebilir. Devrimci komünist örgüt için başlı başına tayin edici önemde olan devrimci teoride sapma olması, veyahut da toplumsal koşulların gerisine düşecek düzeyde gerçeklikten kopuk olması halinde bu olumsuz durum örgütsel bütünlüğü ve gelişme meselesini belirler. İdeoloji tüm siyasal çalışmaların can suyudur. Örgütsel sorunlar esasta giderilebilir olduğundan örgütsel ayrılık gerektirmez, ama buna rağmen olabilmektedir. İdeolojik ve programsal ayrışımlar ise kaçınılmaz olarak örgütte ayrılığa varır. Çünkü teori ve programda sağlanmamış birliğin pratik çalışmada sağlanması mümkün değildir. Proletaryanın büyük önderi Lenin’in veciz biçimde ifade ettiği ‘’devrimci teori olmadan devrimci hareket (örgüt) olmaz’’ sözünün anlamı çok önemlidir. Proletaryanın sınıf hareketinin teorisi komünizm teorisidir. Somut toplumsal koşulları, iktisadi alt yapı ve ona denk düşen üst yapının gerçeğe en yakın somut tahlilinin yapılması, asgari ve azami programın, siyasi amacın saptanması, siyasi amaca ulaşmada kullanılacak aracın yaratılması, parti denilen biricik bu aracın dayanması gereken stratejinin ortaya çıkarılması görevinin bilimsel temelleriyle Marksizm, Leninizm, Maoizm ideolojisi kavranmadan üstesinden gelinemez. Devrimci teoride yetersizlik, revizyonist-oportünist (reformizm, parlamentarizm, sosyal şovenizm) sapmalarla devrimci teorinin her yozlaştırılması kendi düşüncesine uygun yozlaşmış bir örgüt formu ortaya çıkarır. Bu örgütün teorisi Marksist bilimsel özde değilse o örgütte devrimci tutarlı pratik beklenemez. Proletaryanın sınıf örgütüne dönüşmenin biricik koşulu komünizm siyasi amacında net, somut bir programı belirlemiş devrimci Marksist bir teori ve buna uygun çalışma yürütecek kuralları açık ve net örgütün varlığıdır. Tüm bu halkalardan oluşturulmuş canlı organizma yoksa sınıf savaşımında başarı beklemek ham hayaldir.

Türkiye sınıf hareketinde genel olarak örgütsel sorunlardan önce belirleyici önemde olan ideolojik sorunların geldiği inkar edilemez açıklıkta bir olgudur. İdeolojik savrulma ve kafa karışıklıklarının olduğu yerde zaten köklü problemlerden bir türlü kurtulamayan yapıların örgütsel sorunlarının çözülmesi de beklenemez. Değişen toplumsal koşullar, artan sınıf saldırganlığı ve egemenlerin yeni konumlanmalarına yanıt olunabilmesi ve zayıflıklardan kurtulmanın yollarının bulunabilmesi için devrimci hareketin söylem ve pratiğinin devrimci teorisinin sık dokunmuş eleğinden geçirilmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde sınıf hareketini güçten düşüren sapmaların verdiği zararlar ve yol açtığı sonuçlardan dersler çıkarılabilir, ideolojik mücadelenin hedef tahtasına oturtularak mücadelenin eğitim konusuna dönüştürülebilir. Küçük-burjuva düşüncesinin kaçınılmaz kaderi olan reformculuk, parlamentarizm limanına demirleyen yapılardan kendilerini sorgulayarak devrimci rotaya dönmeleri beklentisinin anlamsız olacağını burada yeri gelmişken belirtelim. Tüm çağrımız ve çabamız sınıf mücadelesinin çok çeşitli olan sınıf hareketinin genel politik güçlerinin içinde bulunduğu durumdan; proleter çizgi ile burjuva çizgiler arasında belirginleşen ayrışımların çok daha çarpıcı kıldığı görünümlerden komünist öğelerin sonuçlar çıkarmasına yöneliktir. Çünkü meselenin özü politikada ve siyasi amaçta devrimcilik mi yoksa reformculuk mu uzlaşmaz sorusuna dayanmaktadır.

Komünistlik, sosyalistlik adına kimseye söz bırakmayacak düzeyde kızıl sloganlar atan ama pratikte proletaryanın sınıf mücadelesinin özü olan iktidar hedefinin bir kenara atılarak, sistemin sınırlarını aşmayan reformcu değişiklikler bir gerici burjuva kliğin yerini biraz daha demokratik bir başka kliğin hükümet olması isteği, parlamento yolu ile işçilere, emekçi tüm halk kitlelerine özgürlükçü ve eşitlikçi bir toplumsal düzenin mümkünlüğünü seçim çalışmalarının pratik politikası ana içeriği haline getirilerek kitlelerin aldatılması hattında ilerleyen küçük-burjuva kimi devrimci yapıların politika tarzında legal reformist patilerle aynı düzleme gelmesi görmezden gelinemez. Bir değişim ve ayrışımın yaşandığı, sınırlarına vardığı, devrim yerine burjuva demokratik iyileştirmeleri hedefleyen çizgiye evrilen akımların en belirgin pratik ortaklığı seçimlerin politikanın ana odağına yerleştirilmiş olması ve bağımsız bir sınıf siyasetine sahip olmamalarıdır. Yaklaşan yerel seçimlere yaklaşımda da nüans farkı taşıyan ama özde benzer amaçlarla hareket eden legal parti kurmadan reformist legal partilerin çizgisine gelen hareketler ile reformist burjuva demokratik partilerin sınıf mücadelesiyle ilgisi olmayan bir seçim çalışması anlayışına sahip oldukları görülmektedir. İktidarı kazanma bilincinden uzaklaşıp burjuva düşünceye yaklaşmak tutumunun nedeni nerede olursa olsun ideolojiktir.

Komünist hareket reformist akımın tam tersi yönde proleter sınıf siyasetiyle örgütlenmek, ideolojik mücadeleyi aksatmadan iktidarı kazanma bilinciyle sınıf savaşımını geliştirmek zorundadır. Şartlar bizden yanadır…

Related Post

DAHA AZ ÇAĞRI, DAHA FAZLA MÜCADELE

Posted by - 16 Kasım 2018 0
Makale: Neredeyse tüm devrimci, demokratik, ilerici güçler, birleşik mücadeleden söz etmektedir. Faşist sınıf diktatörlüğüne karşı ezilenler cephesinde birleşik mücadelenin önemine vurgu…