FAŞİZM DEVLET SİSTEMİDİR AKP’DE DEVLET PARTİSİDİR

170 0

Makale: FAŞİZM DEVLET SİSTEMİDİR AKP’DE DEVLET PARTİSİDİR

Yalnızca kapitalizmin çürümüşlüğünden söz etmek yetmez, kapitalizmin içinde mayalanan devrimi gerçeğe en uygun şekilde açıklamak ve toplumsal, siyasal olgulardan söz etmek Marksist düşüncenin gereğidir. Ne olursa olsun devrimci koşulların uygunluğu altında devrim en nihayetinde proletarya öğesinin kuvvetine, diğer ifadeyle devrimci öncü sübjektif kuvvetin bilinçli eylemine bağlı olduğu unutulamaz.

Faşizm Türkiye’de kök salmıştır. Yüzyıl boyunca tepeden, bizzat devlet eliyle aşağıya doğru geliştirilen ve bir devlet siyasi düzeni olarak sistemleşmiş faşizmin yaratılmış kitle temeli dikkate alınmadan her hangi doğru sonuçlara varılamaz. AKP yüzyıl boyunca üst üste binmiş ve hazır hale getirilmiş faşizmin milliyetçi-ırkçı ve islami gericiliğin kitle temelinden beslenen bir hükümettir. ‘’Cumhur ittifakı’’ adı altında MHP, BBP gibi kafatasçı, ırkçı, milliyetçi partilerle AKP’nin ortaklaşması, en gerici, saldırgan ve doymak bilmez egemen Türk burjuvazisinin merkezileşmiş gücünün koyulaşmış faşizm ile sürdürülmesine duyulan ihtiyacın bir sonucudur. Faşizmin koyulaşması sınıf mücadelesi öğelerinin çok daha belirgin olmasını ifade eder. Devrimci gelişmelerin ön koşullarının oluşması, devrimci kitlesel atılımların gerçekleşebilmesi şartlarının apaçık hale gelmesi burjuvaziyi korkutmakta, dehşete düşürmektedir.

AKP, MHP halkçı gözükmektedir oysa halkçı değildir. İşçi sınıfının en ufak ekonomik talepli grevlerini yasaklama, grevlerde ısrarcı olan işçilerin tutuklanması ‘’terörist’’, ‘’provokatör’’ ilan edilmesi ve işçi grevlerinin kendi dönemlerinde sonlandırılmasıyla övünmeleri tek başına bu faşist hükümet ve partilerin en bağnaz halk düşmanı olduğunu göstermektedir.

Osmanlı sultanlarına övünen değişmez reisleri ve faşizmi ve gericiliği konsolide eden ve devlet partisine dönüşmüş AKP vatansever olduğunu söylüyor ama vatanseverlikle ilgisi yoktur. ABD, Avrupa, Rusya başta olmak üzere emperyalistlerin işbirlikçisi rolünü sürdüren borç kölesine dönüşmüş Türkiye halklarının boynuna takılmış halkayı ağırlaştırmaktadırlar. Emperyalist bankaların düzeni neyi emrediyorsa AKP onu yerine getirmektedir.

AKP sanayi, sermaye üretim, tarımda, buna bağlı olarak yönetmede dışa bağımlı olan kendisinden önceki hükümetlerin en merkezileşmiş, saldırgan ve gelişmiş örneği olan faşist diktatörlüğün faşist bir hükümetidir. AKP’nin vatanseverliği sermayenin kârıdır, rant, yolsuzluk, rüşvet, bir kesimin zenginleşmesi ve emekçi halkın perişan edilmesidir.

Koşullarının iyileştirilmesini isteyen 3’üncü havalimanı işçilerinin gece polis-jandarma tarafından kapıları kırılarak ‘’burada çalışmak istemeyenler varmış’’ vb. sözler eşliğinde işçilere doğrultulmuş namlular ve dövülerek, sürüklenerek 500’den fazla işçinin bir defada karakollarda gözaltına alınması, şantiye odalarının sorgu odasına dönüştürülmesi ve işçiler ‘’provokatör’’, ‘’terörist’’ damgası ile ulusal basına servis edilmesi ve işçilerin haklı meşru çığlığının duyulmasını yasaklayan katı medya sansürü vd. gelişmelerin tek bir işçi eyleminde ortaya çıkmış olması sermayenin azgın temsilcisi olarak AKP’nin kararlı her direnişte işçilere daha da vahşice saldıracağını gösteren son örnekti.

Kitleler Din ve Milliyetçilikle Uyuşturuluyor.

Kapitalizmin mengenesine sıkıştırılmış yoksulluk, sefalet ve ıstırap içinde kıvranan halk kitlelerinin ihtiyaçlarını vaatlerle speküle eden AKP kitleleri İslam dinin afyonuyla uyuşturuyor, milliyetçilik sloganlarıyla safa diziyor. İslamiyet bayrağını en üstte tutarken, farklı din ve inançların özgürlük alanını yok ediyor. Suriye, Irak devletleri sınırları içinde Kürdistan’ın işgal edilmesini yüceltilen Türk milliyetçiliği ile normalleştiriyor. RTE Kürt düşmanlığını besliyor ve büyütüyor. Tüm bunlara ‘’faiz karşıtı’’ Müslüman lider kültüne, son süreçte ABD ile arası bozulduğu için ABD karşıtı söylemleri kitlelerin anti-ABD düşüncelerini istismar edecek şekilde kullanılması suretiyle ‘’anti-emperyalist’’ etiketiyle bir değişmez ‘’ulusal lider’’ kültü pazarlanmaktadır. Oysa Erdoğan ve AKP bir ABD projesidir. Erdoğan halktan yana görüntü oluşturacak popülist söylemleriyle kitlelerin isteklerini, beklentilerini, hatta korku ve çaresizliklerini kullanarak sermayenin çıkarlarını en iyi şekilde korumaktadır. Devrimci kitleler, sınıf örgütleri, ezilirken AKP-Erdoğan reisleri hükümeti hoşnutsuz yığınlara savaşı, işgali, ulusal nefreti, kadının aşağılanmasını, dinci gerici eğitimi, fanatik dinci gericiliği, egemen sınıfa, devlete itaati öğütleyen kaderciliği, üstün ulus olma dürtüsünü kaşıyan güçlendiren bir milliyetçilik İslam dini hamurundan yoğrulmuş egemen kurtuluş ideolojisi sunmaktadır. Bu anlamda faşist devlet diktatörlüğünün kitle temelinin pekiştirilmesi ve güçlü tutulması yönünde devlet partisine dönüşmüş AKP önemli bir işlev görmektedir.

Öte yandan AKP’nin MHP, BBP gibi kendileriyle aynı kandan beslendikleri partilerle ittifak kurması, AKP’nin kitleleri maniple etmedeki gücünün zayıfladığını gösterir. Lakin bu durum halk kitlelerinin karşı karşıya kaldığı karanlık saldırgan tehdit ve tehlikeyi ortadan kaldırmıyor. Faşist diktatörlüğün güçlendirilmesi için her yol ve yöntem kullanılacaktır.

Egemenler Halktan Korkuyor

Devrimci kitlesel atılım koşullarının varlığı egemenleri korkutmaktadır. Devrimci atılımın yükselişi dünya genelinde bir olgu olup Türkiye-K. Kürdistan’ı da kapsamaktadır. Yığınsal hareketlerin parlayıp parlayıp sönmesi daha büyük patlamaların biriken enerjisidir. Toplumsal şartların devrimci niteliğinin kavranması sınıf mücadelesi açısından çok mühimdir.

Devrimci koşulların küçümsenmesi zararlı ama devrimci koşulların görülmesine rağmen uygun şartlara göre aktif ve etkin mücadele yürütmekten kaçış da çok daha zararlıdır.

Parlamentoyu kitlelere bir kurtuluş gibi sunan reformistler ve onlara yanaşan kimi küçük-burjuva devrimci örgütler seçim sandığı endeksli politik yönelimleri kitlelerin bilincini bulandıran bir rol oynamaktadır. Bu anlamda reformistlere karşı kitlelerin örgütlenmesi görevinde ideolojik mücadele önemlidir.

Aslolan işçi, emekçi köylüler, tüm emekçi halk kitlelerinin proletaryanın önderliği ile örgütlenmesidir. Uygun devrimci koşullardan neredeyse söz etmeyen yok. Lakin emekçilerin birleşmesinde önderlik etme meselesine gelince koşulları yanıtlayan sübjektif kuvvetlerden pek söz edilemiyor.

Koşullar uygun ve her şey açıktır. Faşist sınıf diktatörlüğünü yıkma stratejik hedefine sıkı sıkıya bağlı olanlar yığınları örgütleme görevine dört elle sarılmak zorundadır.

Krizin maliyetini emekçi halkın sırtına yıkan kapitalistler sınıfının saldırısına karşı yığınların haklı direnişi ve eylemselliğinde gelişmeler olacaktır.

İşçi sınıfının ve tüm emekçi kitlelerin çıkarları için mücadeleyi destekleyecek, eylemleri ileri taşıyacak, yaygınlaştıracak sistemli ve kararlı mücadelenin örülmesine olan ihtiyaç apaçıktır. Artan sömürüye ve faşist gericiliğe karşı gelişecek eylem, protesto ve direnişler kitlelerin birleşmesi aracına dönüştürülebilecek politik irade ve atılganlık ruhu gereklidir. Sarı, işbirlikçi sendikacılığa karşı devrimci kitle sendikaların güçlenmesi, keza ileri kitleler üzerinde parlamentarist-reformistlerin etkisinin kırılması için mücadele edilmesi sınıf mücadelesinin ilerleyiş payesi bakımından çok önemlidir.

Kitleler vergilerin sürekli arttırılmasına, dolaylı vergilere, toplu işten çıkarılmalara, ücretlerin düşük tutulmasına, devletin bankaları işverenleri kurtarma kredilerine, işsizlik fonunun işverenleri kurtarma fonuna dönüşmesine karşıdır. Tüm bu sömürü ve zulüm çarkı kendiliğinden kırılmayacaktır. Tamda bu nedenle kurtuluş için proletarya diktatörlüğü uğruna işçi sınıfının nihai savaşına ihtiyaç vardır. Bunun için birleşmek ve savaşmak zorunludur.

Related Post

DAHA AZ ÇAĞRI, DAHA FAZLA MÜCADELE

Posted by - 16 Kasım 2018 0
Makale: Neredeyse tüm devrimci, demokratik, ilerici güçler, birleşik mücadeleden söz etmektedir. Faşist sınıf diktatörlüğüne karşı ezilenler cephesinde birleşik mücadelenin önemine vurgu…

DAVAYA BAĞLILIK, SAMİMİYET

Posted by - 5 Nisan 2019 0
Haber Merkezi: (Ozan Emre) Devrim mücadelesinde sade yaşayıp sıkı çalışmanın altın kuralı komünizm amacına bağlılık ve samimiyettir. Davaya bağlılık ve sınıf…

ÇİZGİYİ TEMSİL ETMEK

Posted by - 10 Eylül 2018 0
Örgütlenmeyi öğrenmek, onda ustalaşmak sınıf mücadelesinde belirleyici önemdedir. Devrimci bir teori ortaya çıktıktan sonra benimsenen teori ışığında siyasi hedeflerin gerçekleştirilmesi…