Makale: 24 Haziran Parlamento ve Başkanlık Seçimlerinde Devrimci Örgütlerin ve Reformist Partilerin Tavırları Üzerine

 Sınıf bilinçli proletaryayı HDP çatısına çağıranlar açıklayabilir mi?! Devrimci proletarya neden iki burjuva gerici kamptan birisine mahkum olsun? M. İnce yada M. Akşener yada CHP, İYİP açıkladıkları seçim programlarında Kürtlerin anadilde eğitim hakkını bile tanımıyorlar. Bunlar ulusal baskının şampiyonu olmaya devam ediyorlar. MHP’nin ikiz kardeşi İYİP yada CHP demokrasi meselesinde burjuva gericiliğin merkez partisi durumunu sürdüren AKP’den hiçte farklı olmadığını yeterince göstermediler mi?! Kaldı ki devrimci işçi sınıfının partisi en demokratı dahil hiçbir burjuva parti, yada burjuva bloğa yedeklenmez. Devrimci sınıf mücadelesinin görevi tüm bu burjuva parti ve kurumları tarihin çöplüğüne atmaktır.

AKP seçimin galibi olarak fiili olarak uyguladığı başkanlık rejimi denilen yeni sistemi arttırılan devlet baskısıyla sürdürüyor. AKP kaybetseydi de ilk dönemde kısmi rahatlamalarla gözler boyansa da şiddet ve baskı, demokrasi, özgürlük, eşitlik üzerine demagoji yapan CHP-İYİP-SP-DP ‘’millet ittifakı’’ tarafından sürdürülecekti. AKP’nin sürdürdüğü faşist sistemi devralarak işçi sınıfına, emekçi köylülüğe, Kürt ulusuna, dini topluluklara, azınlık milliyetlere karşı taarruz anlamı taşıyan faşist diktatörlüğün siyasi sorumluluğu üstlenilerek gereken ne ise o yapılacaktı.

Sınıf bilinçli işçiler için tek kural şudur; burjuvazinin hiçbir partisi ve temsilcisine güvenilmez ve onların arkasından gidilmez.

Yıllarca AKP ile pazarlıklarla Kürt sorununda çözümler arayan HDP’nin 24 Haziran seçimlerinde Türk burjuvazisinin bir diğer bloğuna yanaşarak ondan demokrasi beklentisi içine girmiş olması HDP’nin hatalı siyasetinde ısrar ettiğinin göstergesi oldu.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli –‘’yetmez ama evet’’çilerdendir – ‘’olası bir ikinci turda HDP’nin tavrı ne olur? Muhalefet partilerinin nasıl bir yöntem izlemesi gerekiyor’’ sorularına verdiği cevabı şudur:

‘’İkinci tura güçlü bir şekilde kalmak, parlamento dağılımını AKP-MHP aleyhine şekillendirmemiz gerekir. Ancak o zaman muhalefetten kalan adayın eli güçlenir. İkinci tura kalan adayla ilgili şimdiden kimsenin kaygısı olmasın. Hem biz hem de diğer muhalefet ‘’Tek adamdan ülke kurtulsun’’ diyor. Burada bir ortaklaşma gerçekleşmiş. 25 Haziran’dan sonra kalan aday üzerinden ortaklaşmayı sağlamamız lazım. Demirtaş’ın programı da, HDP’nin programı da bir geçiş programıdır. Geçiş dönemi yerel demokrasiyle güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmektir. Bu konuda ortaklaşma sağlanıyorsa ikinci turda kaygılanmayı gerektirecek bir şey yoktur.’’(34)

‘’Millet ittifakı’’ burjuva kampıyla bir demokrasi programının oluşturulabileceğine fazlasıyla kendisini inandırmış HDP kayıp eşyayı yanlış yerde aradığının farkında değilmiş gibi yapıyor.

‘’Olası ikinci turda ortaklaşmanın sağlanması için muhalefet partilerine yöntem öneriniz nedir?’’ sorusuna ise Sezai Temelli şu cevabı vererek devam ediyor:

‘’Bir protokole ihtiyaç var. Hiç teferruata boğulmaya gerek yok. Ya Erdoğan rejimi ya demokrasi… Nasıl bir demokrasi başlığının altını doldurmaya yönelik çağrı yapıyoruz. Diğer muhalif partilerinde de bu yönde çalışmalar olduğunu biliyorum. Eşit yurttaşlık temelinde çalışmalar var. Artık herkes ana dilinde eğitim konusunda bir konsensüsü ortaya koydu. Eşit yurttaşlık, inançlar meselelerinde ortaklaşma ortaya koydu. Temel başlıkları belli bir protokol çok hızlı bir şekilde hayata geçirilebilir. Buna göre kabine şekillenebilir. Biz 18 ay ile 30 ay arasında bu sürecin tamamlanabileceğine inanıyoruz. Ortada bir enkaz var. Ancak bu enkazı biz kaldırabiliriz.’’(35)

Sezai Temelli HDP Eş Genel Başkanı olarak cumhurbaşkanı adayı S. Demirtaş’la aynı yaklaşımı daha açık ve kazanılması planı çerçevesinde uzlaşmanın dayanması gereken zemini tanımlıyor. AKP-MHP ile ‘’millet ittifakı’’nın CHP-İYİP-SP-DP burjuva klikleri arasında gerçekte pek fark olmadığı olgusuyla pek alakalı değiller. Saadet Partisi’nin adayı M. Karamollaoğlu’nun ikinci tura kalma ihtimali bulunmuyordu. İYİP adayı ile CHP adayı arasındaki geçecek ikinci turda CHP adayı M. İnce’nin kalacağı beklenilmekteydi. Genel öngörülerin CHP adayının 25 Haziran sonrasında kalacağı yönündeydi. Sonuçta ‘’AKP tek adamdan kurtulma’’ sloganı altında bir demokrasi protokolü kapsamında milliyetçi, İslamcı, faşist, Kemalist, ırkçılık karışımı ‘’millet ittifakı’’ burjuva bloğun desteklenmesinin mümkün ve tek doğru politika olarak HDP tarafından savunuldu.

İsmini belirttiğimiz komünistlik iddiasında olan örgütler genel hatlarıyla aktardığımız HDP’de somutlaşan burjuva politikanın birer parçası oldular.

HDP Eş Başkanı millet ittifakı ile uzlaşma içinde Türkiye’nin enkazını kaldırabileceklerini söylemektedir. Neyi kaldırabilir Türk burjuvazisi ile yarı-sömürgelik siyasi yapıyı mı, Kürt ulusal baskısını mı, emek sermaye çelişkisini mi kaldırabilir?. Üretim araçları elinden alınan köylülüğün perişanlığını mı durdurabilir?. Yoksulluk, işsizlik, ucuz ücretli emek köleliğini mi durdurabilir?. Türkiye’nin enkazında baş sorumlu burjuvazinin kendisidir, onların temsilcileriyle enkazı kaldırmaya soyunmak, bunun mümkün olabileceğini söylemek açıkça halk kitlelerini aldatmak değil de nedir?. HDP’nin sistemin çarklarına dahil olma arzusu anlaşılırdır, ‘’demokratik cumhuriyet’’ paradigmalarına uygundur, sözümüz kuyrukçuluk siyaseti izleyen sosyalistleridir.

CHP-İYİP-SP-DP gibi burjuva gerici partilerle anadilde eğitim, eşit yurttaşlık, inançlar meselesinde belli taahhütlerin verilmesi veya bir demokrasi programında ortaklaşılabileceği siyasetini HDP’nin savunacak durumda olması Türkiye’nin gerçekleriyle pek uyumlu değildir. HDP’den milletvekili çıkaran ‘’sosyalistler’’in reformculuğa battıkları apaçık bir hakikattir.

HDP egemen ulusun burjuva siyasetine kendini oldukça hızlı uydurmaktadır. Eşit yurttaşlık kavramını ele alalım. Temel hak ve özgürlüklerde tüm uluslar, azınlık milliyetlerden insanların burjuva hukuk kapsamında biçimde eşitliğini ifade eder. Egemen Türk ulusunun olduğu Türkiye devlet sınırları içinde eşit yurttaşlık ancak ezilen Kürt ulusunun bağımsız devletini kurma hakkının tanınmasıyla, azınlıkların dil-kültür haklarına dair tüm eşitsizliklerin kaldırılması, farklı dinlerden olanların din ve inanç özgürlüklerinin tanınmasıyla, örgütlenme haklarının tanınmasını gerektirir. Gel gör ki Türkiye’de HDP bile Kürtlerin bağımsızlık hakkını savunmuyor. Bir ulusun siyasal kölelik altında tutulması eşit yurttaşlığın dinamitlenmesidir. Eşit yurttaşlık kavramının içi boşaltılmıştır, HDP bu konuda tutarlı değildir. Egemen Türk ulusu, ezilen Kürt ulusunun olduğu Türkiye’de eşit yurttaşlıktan söz edilemez. Anadilde eğitim hakkı kazanılsa bile bu olguyu değiştirmiyor.

Demokrasinin gelişmesi CHP-İYİP-SP-DP gibi halk düşmanı sicili bozuk burjuva partilere el uzatılarak mümkün değildir. Bilakis bu gerici partilerin tümünün geriletilmesi, kitleler üzerindeki etkinliklerinin kırılması tüm emekçi kitlelerin işçi sınıfının öncülüğünde birleşmesiyle ancak halk için demokrasi güvenceye alınabilir. AKP karşıtlığı ile sınırlanmış siyasetle muhalefetteki bir diğer burjuva kampa işçi sınıfının bilinçli öğelerinin safa dizilmesini reformist burjuva akım tarafından ‘’Marksist’’ retorikle demokrasi mücadelesi olarak sunulmasının devrimci siyasetle alakası yoktur. AKP’ye karşı durulmalı ama halk kitlelerinin devrimci gücü ve siyasal çizgisiyle… Gerisi reformculuk, sistem içiliktir.

                                                              ***

TİP ve EMEP’in 24 Haziran seçimlerindeki tutumlarını aktararak konuyu tamamlayalım. Türkiye İşçi Partisi (TİP) kurucuları arasında yer alan HTKP’nin milletvekili adayı Erkan Baş ‘’HDP’de milletvekili adayı olmanızın nedeni nedir?’’ sorusunu partisinin anlayışını özetler içerikte şöyle yanıtlıyor:

‘’HDP’nin desteklenmesi kararı aldık ve kamuoyuna duyurduk. HDP’li arkadaşlarımız bu desteği bir adım daha ileri götürmeyi ve Türkiye İşçi Partisi’ni meclise taşımayı arzu ettiklerini söylediler. Bu öneri TİP kurullarında değerlendirildi ve uygun görüldü’’ diyerek gerekçelerini ise şöyle sıralıyor Erkan Baş, ‘’Gerekçelerimiz ise çizdiğimiz tablodan rahatlıkla çıkarılabilir. Sadece Saray Rejimi’ne ve Erdoğan’a muhalefet ettiği için ‘’seni başkan yaptırmayacağız’’ sözünün intikamını alabilmek için tutuklu bulunan bir siyasetçi olarak Demirtaş’ın yanında olmamız gerekiyordu. Ayrıca cumhurbaşkanlığı adayları arasında sol kimliği ile bilinen bir aday da kendisi. Meclis seçimlerinde ise HDP’nin baraj altına itilmesine, böylelikle hem milyonlarca yurttaşın iradesinin buharlaşmasına, hem de AKP’nin haksız biçimde 60’dan fazla vekile sahip olmasına engel olmak düşüncesine yaslandık.’’ (36)

TİP’de dahil seçimlere HDP çatısı altında katılan parti, örgüt ve çevrelerin hiç biri AKP-Erdoğan-Saray karşıtlığı dışında bir gerekçe sunmuyor. HDP ile birlikte olunmasının gerekçeleri arasında Kürtlere uygulanan baskıyı da sayanların aksine HTKP (TİP) gerekçesini ‘’AKP-Saray rejiminin’’ gitmesi üzerine formüle etmektedir. Sosyalist sınıf mücadelesinin unutulmasını ise amaçlarına uygun buldukları anlaşılmaktadır. Ayrıca sadece S. Demirtaş hapishanede tutulmuyor. S. Demirtaş’ta dahil binlerce HDP’li milletvekilleri, Belediye Başkanları, çeşitli düzeyde yönetici ve çalışanlarıyla binlerce Kürt devrimcisinin hapishaneye konulması ‘’seni başkan yaptırmayacağız’’ sözünün şahsileştirilmiş intikamı değil, faşist Türk devletinin Kürtlere karşı yoğunluk almış stratejik saldırısının Ortadoğu’ya, Batı ve Güney Kürdistan’a yayılmasını kapsayan yok etme konseptinin bir parçasıdır. Sadece AKP-Saray’ın değil, hakim Türk burjuvazisinin emrindeki faşist Türk devletinin politikasıdır. AKP-Erdoğan bu devlet politikasının yürütücüsü, siyasi sorumlusu durumundadır.

Kürtlere uygulanan milli baskının karşısında Türk komünistlerinin cesaretle durarak, Kürtlerin diğer uluslar gibi kendilerini bağımsız bir devlet olarak örgütleme hakkını savunması gereklidir. İkinci dayanak ise Kürt ve Türk proletaryasının sınıf birliğini sağlama görevini yerine getirme teori ve pratiğine sahip olmaktır. Mecliste koltuk hesaplarıyla HDP’nin hatalı, uzlaşmacı burjuva reformcu politikasına komünistlik adına ortak olmak Kürtlere destek olmadığı gibi sınıf mücadelesini reformizme tercih etmektir.

Sanki bu parti ve örgütlerin mecliste koltuk kapma fikirleri yokmuş da, HDP’nin isteğini karşılamak için kabul etmişler gibi meseleyi ele almaları da işin bir başka çarpık yönüdür. Oysa pragmatizmin dik alası mevcut.

                                                                       ***

EMEP’e gelince HDP’yi destekleme açıklamasında bulunan ama HDP’den milletvekili adayı göstermeyen EMEP gerekçesini Genel Başkanı Selma Gürkan’ın ifadeleriyle şöyle deklere etti:

‘’Daha baskın seçim ilan edilmeden önce tek adam rejimine, OHAL’e, savaş politikalarına karşı ortak mücadele zeminleri oluşturmak için çaba harcadık. Seçim süreci başladığında da demokratik bir ittifak ve bu ittifakın çıkaracağı ortak adaylarla mücadele etmenin doğru olacağını düşünüyorduk, ancak bu kapsamda bir birlik olmadı.

Seçim sürecine girildiğinde de bu kez aday vermeden HDP’yi ve S. Demirtaş’ı desteklemeye karar verdik (…) Bizim HDP ile gösterilecek aday sayısında anlaşamadığımız için seçime adaysız girdiğimiz spekülatiftir. Biz HDP ile bir politik platform etrafında belirlenecek bir ittifak hukuku tartışması yaptık, aday tartışması değil. Bu hukuk kurulmadan aday vermeyeceğimizi de HDP yöneticilerine söyledik. Bakanlık tartışmasında olduğu gibi bizim için öncelikli olan adaylar, koltuklar vb. değil, öncelikli olan ilkelerdir.’’

Tuhaf EMEP ilkeleri hatırlamış! Peki hangi program ve ilkeye dayanarak HDP’yi destekliyorsunuz sorusunun cevabı yok!

Gazeteci çok yerinde bir soru soruyor EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan’a; ‘’Sizce sosyalistler seçime kendi programlarıyla ayrıca neden girmiyor?’’

Bu haklı soruya bakın sosyalist bir parti iddiasında olan EMEP G. Başkanı nasıl bir cevap veriyor:

‘’Biz sosyalist parti ve grupların adaylarıyla seçime girilmesini Türkiye’nin ihtiyacı olarak görmedik, görmüyoruz. Acil ihtiyaç tek adam tek parti rejiminin inşasını durdurmadıkça bu sosyalistlerle sınırlı olmayan emekten veya barıştan yana en geniş kesimlerle oluşturulacak bir demokratik birliği gerektirir. Sosyalist blok bu ihtiyacı karşılamaz.’’(37)

1995’te beri yasalcı bir parti olan sosyalist iddialı EMEP sosyalist parti ve örgütlerin kendi aday ve programlarıyla seçime girmelerini Türkiye’nin ihtiyacı olarak görmüyor. Yasallaşmanın, parlamentodan yararlanmanın mümkün olmadığını savunan bir komünist örgüt bunları söylemiyor, yasallaşan, parlamenter mücadele kararını neredeyse çeyrek asırdır sürdüren sosyalistlik iddiasındaki EMEP söylüyor. Sosyalistlerin kendi aday ve programlarıyla seçime girmesini ihtiyaç görmeyen EMEP Türkiye’nin ihtiyacını CHP arkasında dolanmak, CHP’de istediğini bulamayınca HDP’ye yanaşmak, orada da istediği şekilde ve aday meselelerinde tatmin olmayınca ve politik şartların genel atmosferiyle uyumlu olarak HDP’yi desteklemekle yetinmek olarak görüyor.

EMEP ‘’demokratik ittifakı’’nın kapsamını açıklamıyor. Lafı yuvarlıyor. Ama bunların demokratik ittifakının kapsamında ÖDP gibi CHP’ye el uzatma olduğu bilinmiyor değil.

Levent Tüzel’i önceki seçimlerde milletvekili adayı gösterdiğinde hiçte ‘’ilke, politik ittifak hukuku’’ arayışında olmayan EMEP bu sefer gerekçelerini hesaplarına göre sıraladı. İlke ile EMEP yan yana getirilemez. 2004 yerel seçimlerinde de EMEP yine ‘’AKP’ye karşı’’ SHP ile seçim ittifakı kurmamışmıydı?. Reformist, oportünistlerin ‘’geniş kesimleri kapsamak’’ kavramının içinde genel olarak burjuvazinin bir kesiminin dahil edilmesi vardır.

EMEP ezberlenmiş retorikle ‘’emek ve barıştan yana olan en geniş kesimlerle oluşturulacak birlik’’ siyasetinin sosyalistlerin, devrimcilerin kendi sınıf programı, amaç ve bağımsız sınıf siyasetinden vaz geçerek sağlayabileceği savunulmaktadır. Posası çıkmış reformistlerimize hatırlatalım ki burjuvazinin hiçbir eğilimi emekten yana değildir. Burjuvazi adı üstünde; onlar emek güçlerine karşı sermayenin güçleridir. Kaldı ki, kapitalizm savaşsız yapamaz. Barış politikanız olabilir, ama bunu sosyalistlik adına burjuvazi ile kuramazsınız. Bu mümkün değildir. En geniş demokratik birlik devrimde çıkarı olan sınıfların proletaryanın önderliği altında birlikle gerçekleşebilir. Emekçi kitlelerin işçi sınıfıyla birliğinin sağlanabilmesi için komünistlerin önderliğinde amansız bir sınıf mücadelesi ve örgütlenme çalışmasının verilmesi gerekir. EMEP’in CHP ardında dolanmasıyla olmaz.

Madem ‘’seçimlere sosyalistlerin kendi adayları ve programıyla girilmesine ihtiyaç yok’’ diyorsunuz, o halde EMEP ne diye yasal bir parti olarak var?!. Ne diye seçimlere giriyor?. Neden SHP gibi burjuva partilerle seçim ittifakı yapacak, CHP kuyruğunda seçim manevraları tertiplemek için dolanıp duruyor.

‘’AKP’den kurtulmak’’ adına CHP’ye umut bağlamak için mi EMEP siyaset yapıyor?. Hali hazırda bu durumda ezici çoğunluğu AKP, CHP, MHP+İYİP ve diğer burjuva partilerin etkisi altında olan işçi sınıfı ve tüm emekçi halk kitlelerinin bu burjuva partiler veya burjuva seçim blokları arasında seçim yapma meselesinde EMEP’in aracılığına ihtiyacı yoktur. Kendisi hükümet olmak için AKP’ye muhalefet eden CHP gibi burjuvazinin temsilcilerinin AKP’ye yönelik söylemlerine EMEP’in ekleyebileceği bir şey olmadığına, EMEP’in kendisi CHP’den medet umduğuna göre EMEP’in etki alanı bulunmuyor.

Burjuva parlamentodan yararlanma politikası belirlemiş sosyalistlik iddiasında olan bir parti kendi politikası, adayı ve programıyla kitlelerin karşısına çıkamıyor bu durum böyle bir tavra giren parti ve örgütün iddia ve amaçtan yoksun, koşullara göre şu yada bu burjuva eğilime yamanan bir yapı olduğunu göstermez mi?.,

Emperyalizmin pençeleri altında sermayenin en gerici eğilimi olarak faşizmin hüküm sürdüğü Türkiye’de CHP gibi komprador sermayenin partisinden, onun aracılığıyla burjuvaziden ‘’demokratik cumhuriyet’’ oluşturacak ve ‘’kurucu meclis’’in hazırlanacağı ‘’demokratik anayasa’’ hayalini kuran EMEP gibi partilerin bir siyasal organizasyonun sahip olması gerekli asgari görevleri yerine getirmeyen karakterde oldukları açıktır. İddiasızlık sarmalında kitleleri aldatmaktan ise geri durmuyorlar.

EMEP seçimde HDP’yi destekleyeceğini açıklasa da kitlesel çalışmalarda HDP ile ortak görüntü vermekten özenle kaçınarak kendince politik hal ve şartlara göre bir mesafeli duruş sergiledi.

Ayrıca Marksistlerin kendi program ve komünist adaylarıyla uygun koşullar altında seçimlere katıldığını, proletarya ve tüm emekçi kitleleri burjuva partilerden ayırmak için parlamento aracından etkin yararlandıklarını ‘’Marksist-Leninist’’ geçinen ama gerçekte E. Hocacı modern revizyonist EMEP unutmayı (!) seçmiştir.

EMEP, ÖDP gibi burjuva reformist demokratik partiler sosyalistlik iddiası ile ‘’devrim amacı uğruna parlamentodan yararlanma’’ taktiği ile kuruluşlarını ilan etmişlerdi. Büyük sözlerle illegal yapılarını koruyacaklarını söyleseler de yasalcı partiye dönüşmüşlerdi. Bu partiler, iddialarına rağmen politikaları iki gerici burjuva klik arasında en gerici faşist görünene karşı – ki koşullara göre bu klikler yer değiştiriyor – daha az gerici faşist olana yedeklenme şekline dönüşmüştür. İşin daha kötüsü EMEP, ÖDP kuruluşunda ve izledikleri reformist politikaya ateş püskürten bir çok devrimci örgütün EMEP, ÖDP’nin farklı versiyonları olarak onlarla aynı zeminde buluşmuş olmaları ve yasalcılığa, reformizme, parlamentarizme teslim olmalarıdır.

Sonuçta HDP üzerinden geliştirilen reformculuk devrimci sınıf hareketini çürüten boyutuyla varabileceği zirveye ulaşmıştır. Reformculuk bayrağını omuzlayan şu yapılar HDP bileşenleri olarak milletvekili çıkarmıştır. 24 Haziran’da HDP çatısı altında Devrimci Parti’den Musa Piroğlu, Rıdvan Turan, SODAP’tan Serpil Kamalbay, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden Saruhan Uluç, ESP’den Murat Çepni, SYKP’den Tülay Hatimoğulları, HTKP (TİP)’den Erkan Baş, Barış Atay, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) Dilşat Canbaz, Halkevleri’inden Oya Ersoy’dan oluşan çok renkli ‘’sosyalist’’ kafile milletvekili olarak meclise seçildiler.

Daha önce Ufuk Uras, Levent Tüzel, Ertuğrul Kürkçü, Erdal Ataş, Saruhan Uluç, Sezai Temelli, Figen Yüksekdağ, Sırrı Süreyya Önder’ler ne yaptılarsa yeni seçilenlerde farklı bir şey yapmayacaklardır.

Genel yönelim bu örgüt ve partiler özgülünde sınıf mücadelesinin geliştirilmesi yönünde değil, sınıflar arası barış ve uzlaşma temeline oturmuş politika ile reformistler katarının burjuva parlamentosunda buluşması şeklinde tecelli etmiştir.

Siyasal iktidarı kazanma nihai hedefiyle sınıf mücadelesi veren komünist hareket reformizmin tahrip edici bu durumunu dikkate alarak ve reformizme karşı mücadeleyi en baş sıraya koyarak ilerlemek durumundadır. (SON)

Kaynakça:

1)      V.İ Lenin, Tasfiyecilik Üzerine, S. 285, Sol Yayınları

2)        ‘’               ‘’                              S. 56,   Sol Yayınları

3)      V.İ Lenin Seçme Eserler, Cilt 11, S. 485, 486, İnter Yayınları

4)      V.İ Lenin Seçme Eserler, Cilt 11, S. 487          İnter Yayınları

5)      İbrahim Kaypakkaya, Bütün Eserleri, S. 391 Umut Yayıncılık

6)      İbrahim Kaypakkaya, Bütün Eserleri, S. 431 Umut Yayıncılık

7)      Özgür Gelecek gazetesi, Sayı: 168/2018 Sayfa 4

8)      Dimitrov, Faşizme Karşı Birleşik Cephe, S. 152

9)      Özgür Gelecek gazetesi, S. 168/2018 S. 4

10)   ‘’          ‘’                ‘’        S. 168/2018 S. 4

11)  Atılım Gazetesi, Sayı 326/2018 Sayfa 02

12)     ‘’             ‘’       Sayı 326/2018 Sayfa 02

13)  Halkın Günlüğü Dergisi, Sayı 14/2018, SF 9

14)  Halkın Günlüğü Dergisi, Sayı 14/2018, SF 10

15)  V.İ Lenin, Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastalığı, SF 25

16)  Özgür Gelecek, Sayı: 169/2018, SF 14

17)  Özgür Gelecek, Sayı: 169/2018 SF 14

18)  Birgün Gazetesi, 11 Mayıs 2018

19)  Birgün Gazetesi, 08 Mayıs 2018 SF 13

20)  Birgün Gazetesi, 11 Mayıs 2018

21)  Atılım Gazetesi, Sayı: 328/2018 SF, 09

22)  Özgür Gelecek gazetesi, Sayı: 170/2018 SF 4

23)  Özgür Gelecek, Sayı 169/2018 SF 23

24)  Halkın Günlüğü Dergisi, Sayı: 15/2018 SF 4

25)  Halkın Günlüğü Dergisi, Sayı 15/2018, SF 4

26)   ‘’           ‘’                  ‘’   , Sayı 15/2018, SF 7

27)    ‘’          ‘’                  ‘’   , Sayı: 15/2018, SF 9

28)  Birgün Gazetesi 07.06.2018, SF 8

29)  Cumhuriyet Gazetesi, 17 Haziran 2018, SF 7

30)  Cumhuriyet Gazetesi, 18 Haziran 2018, SF 7

31)  ‘’                        ‘’       ,         ‘’                 , SF 11

32)  ‘’                        ‘’       ,         ‘’                 , SF 6

33)  ‘’                        ‘’       ,         ‘’                 , SF 4

34)  ‘’                        ‘’       ,         ‘’                 , SF 7

35)  ‘’                        ‘’       ,         ‘’                 , SF 7

Related Post