Makale:  Sınıf mücadelesinde savaş kurmayı olan partinin önemi kavranmazsa yok edilmesi gereken sömürücü egemen sınıf diktatörlüğüne karşı proletaryanın mücadelesinin başarıyla taçlanması olanaksızdır. Komutanlıktan yoksun bir ordu nasıl ki her hangi bir savaşta düşmanına karşı galip gelme durumunu başta kaybetmiş oluyorsa, burjuvaziye karşı sınıf savaşında bir ordu disiplinine sahip olma niteliği kazanması gereken proletarya ve onunla birleşmiş emekçi köylülük, geniş halk kitlelerinin düşmanları karşısındaki başarısı öz örgütü olan komünist partisinin önderlik etmesine bağlıdır. Ezilenler ve sömürülen yığınları birleştiren ana halka partidir. Bu gönüllü ve bilinçli birleşme mucizeler yaratan gücün açığa çıkarılmasını sağlayan yegane kuvvettir. Bu temelde meseleye yaklaşıldığında örgüte bilimsel güç ve can veren ideoloji, örgüt bilinci, örgüt disiplini, örgüt kültürü vd. tüm ögeleriyle sınıf bilincine sahip her emekçi için parti gözü gibi korunması gereken biricik mücadele ve önderlik aracıdır. Durağan, donuk, hareketsiz değil, canlı, değişken ve sürekli hareketini sağlayan çelişmeler taşıyan dinamik bir organizma olan proletarya partisinin tüm proteini, hayat suyu, güneşi halk kitleleridir. Bu anlamda parti kitleler tarafından beslendikçe, dahası güçlendirildikçe, partinin birer parçası, çalışanı, gönüllü neferi olan emekçiler çemberi genişledikçe ve derinleştikçe proletarya partisi yenilmez bir güç olmasının yanında kitlelere önderlik etme yeteneğini kazanabilir.

Devrimin kitlelerin eseri olduğu, partinin ise kitlelerin geniş kesimleri tarafından benimsendiği oranda ancak proletarya devriminin önderlik kuvvetine dönüşebileceği ve bu tarihi görevini işçi sınıfının büyük özveri ve devrimci konumlanmasıyla yapabileceği bilgisine sahip sınıf bilinçli proleter ve proletaryanın en ileri kadroları olan komünist önderler bu doğrultuda partinin yığınların partisine dönüştürülmesi perspektifi ile hareket ederler. Proleter iç demokrasi, disiplin ve devrimci teorinin üretimini de içeren önderlik olmaksızın böyle bir parti niteliği de yakalanamaz. Bu nedenle örgütlenmek sınıf mücadelesinin dönüşen ve dönüştüren yeğene aracı partinin bilimsel kavranışı tayin edici önemdedir. Parti kendiliğinden, veyahut da vahiy yolu ile tanrıya aracılık eden peygamberlerin bilgisiyle inşa edilmediğine göre, proletarya partisini inşa edenler proletaryanın en ileri, donanımlı kadrolarından başkası değildir.

Komünist partisinin niteliği, amacı, sınıf karakteri, dayandığı itici kuvvetler, önderlik rolü vd. yönleriyle hakkında Türkiye devrimci hareketi içinde genel olarak tüm örgüt ve partiler bilgiye sahiptir. Lakin buna rağmen denilebilir ki komünist partisinin örgütlenmesi ve enternasyonal proletaryanın eşsiz örgütlenme deneyimlerinin içeriğinin bilimsel kavranmasında aynı devrimci, komünist hareketin derin bir kavrayışa sahip olduğu söylenemez. Her örgüt en iyi örgüt olduğunu ve komünist örgüt olmanın teorisi ilkelerine sahip olduğu iddiasında hiç geri atmasa da bu örgütlenmedeki yetersizliği ve çarpıcı yüzeyselliği ortadan kaldırmıyor. Mevcut gerileme ve dağınıklığa bakılarak bu tespitler yapılmış değildir. Aksine devrimci hareketin uzun yıllara yayılan kronik sorunlarında etkili olan önderlik ve örgütlenme tarz ve çalışma biçimleri dikkate alınarak sorunlara parmak basılmaktadır. Kurallara oturtulmuş biçimde (kongre-konferans dönemlerinde vs. vd.) özgürce tartışma kültürüne sahip olmaktan tutalım da, hatalarına karşı özeleştiri vermeye, örgüte üye yapma anlayışından tutalım da disiplin kavrayışına, mücadelenin teknik güvenlik sırları dışında halk kitlelerine açık olmadan tutalım da, dost, devrimci güçlere yaklaşıma varana ve burada sayamayacağımız birçok tutum, çalışma tarzı dikkate alınarak örgüt ve örgütlenme meselesi değerlendirildiğinde çok ciddi kavrayışsızlıklar olduğu, ilkesizlik ve önemli oranda yozlaşmanın varlığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu anlamda ciddi politik sorunlarla boğuşmaktan bir türlü kurtulamayan – bizde dahil – tüm parti ve örgütlerin ‘’nasıl bir parti?!’’ sorusunu sorarak Marksist politik bilimsel bakış açısı üzerinde derinleşerek sonuçlara ulaşmasının büyük bir ihtiyaç olduğu görülmeli.

 Toparlanmak İçin Daha Aktif ve Kararlı Çalışmak

 Bundan dört yıl önce 2014’te ‘’3.Kongre’’nin Maoist komünistler açısından yıkıcı bir darbeyle; ideolojik, politik ayrılıkla sonuçlanmasına neden olan ilkesizlikler dizisi dikkat çektiğimiz konu bağlamında en son örneklerden birine tanık olduk. Kliksel tarzla ve kurallara uyulmadan, gerekli tartışmalar yürütülmeden cemaat imamının müritlerine verdiği fetva gibi tepeden dayatma yoluna gidilmesi ve hiçbir karşı eleştiriyi dikkate almayan dışlayıcı, hot zotçu sekter yaklaşımla ‘’kabul etmeyen gider’’ yaklaşımıyla Maoist partide ayrılığa neden oldular. Parti tasfiye, parçalanma ve sert bunalım dönemine girdi. Darbeci klik politikada reformculuğa doğru evrildi, ideolojik olarak MLM’e aykırı yığınla teorik sapmanın (ki en başında da proletarya diktatörlüğünü programından silmeleri geliyor) yön verdiği kulvarda devrimci geçmiş birikimleri tüketmekle meşguller. ‘’3.Kongre’’cilerin partide tasfiyeciliği derinleştirmesinin yanında Kaypakkaya geleneklerinde kırılma yaşayan ve savrulanları da etki altına alarak parlamentarizm hattında bir odak olma, reformculukla birleşme adresi işlevi görmesi aynı zamanda öteden beri Kaypakkaya geleneğinde içte ve dışta birikmiş reformist potansiyelin yeni koşullarda alacağı biçimi de göstermektedir.

Partimizin 2014 ayrılığına yol açan revizyonist darbe ile legalizme, parlamentarizme, reformculuğa kayan kısmı belli olmasına belli, ama Maoist komünistlerinde bu geçen dört yıl içinde arzu edilen toparlanmayı henüz sağlayamadığı da aynı açıklıkla görülmelidir. Kendiliğindencilik, halinden memnunluk devrimci gelişmenin düşmanıdır. Unutulmasın ki, toplumsal koşulların yükselmekte olan devrimci durumunun ortaya çıkardıkları proletaryanın sınıf mücadelesinden uzaklaşarak reform ve demokrasi savunuculuğu ile sınırlı hata savrulan örgüt ve partileri çok daha çarpıcı bir biçimde mevcut düzenin sınırları içine hapseden politik şartları da doğurmuştur. Reformculuk devrimci saflardaki çözülmeyi varabileceği noktaya kadar derinleştirdi. Bu sağ savrulmayı kolaylaştıran faşist diktatörlüğün saldırıları da unutulmamalı. Lakin meselenin özü egemen sınıfın saldırganlığıyla açıklanamaz, asıl tehlike ve kırılmanın nedeni burjuva düşüncesinin etkisi altına girmek anlamına gelen ideolojik savrulmadan ileri gelmektedir.

Önderimiz İbrahim Kaypakkaya tarafından oluşturulan komünist mücadele çizgisinin sürdürülmesi uğruna partimizin ısrarcı ve can bedeli yürüyüşünde yaratılmış tarihe ve deneyime dayanarak bugünün nesnel toplumsal koşullarda komünist çizginin özü kavranarak çok daha kararlı bir mücadele azmine ihtiyaç vardır. Hareketimizin tabanında ve ileri kesimlerinde var olan dağınıklığın toparlanması sadece devrimci çizginin yeniden canlandırılmasıyla mümkündür. Bu devrimci çizginin canlandırılması ise ancak gerçekten komünist öğelerin toparlanmasıyla adım adım başarılabileceğini bilmek zor olmasa gerek. Geçmiş dönem, geldiğimiz aşama güçlerimizi toparlamaksızın, dağınık, kendiliğindencilikten kurtulamayan, beklemeci, adeta kurtarıcı beklercesine pasiflik ruh halinden sıyrılamayan ve bölünüp, parçalanmanın etkisinden bir türlü kurtulmayan bakış açılarının kırılmasının ancak yeni bir atılım, bilimsel gücü yaratmakla mümkün olduğunu bize göstermektedir. Tüm gücümüzü toparlanmaya harcamalıyız. Güçlerimizi toparlayıp, dağınık durumdaki bölünmüş her bir parçayı birleştirmeliyiz. Güçleri toparlayan ve onlara yol gösterecek bir merkezileşme olmadan mevcut dağınıklıktan kurtulmanın mümkün olmadığı çok net görülmüştür. Arzu edilen pratik adımların atılamamasının biricik nedeni de budur. Güçlere rehberlik edecek merkez olmaksızın kısa ve uzun vadeli olsun yada gündelik politik çalışmaların seviyesinin yükseltilmesi, etkin bir niteliğe büründürülmesi mümkün değildir. Partinin yeniden ayakları üzerine dikilmesi için sürdürülen görevlerin işaret ettiği adımların önceliğinin kavranması can alıcı önemdedir. Bu konuda belli düzeyde eksikliklerin olmasının yanında öncelik meselesinde kavrayışta yetersizliklerin yaşandığı görülmeli. Zincirin diğer tüm halkalarını tutacak ana halkanın oluşturulmasında yaşanan her gecikme, her başarısızlık partinin ayakları üzerine dikilmesi mücadelesini esasta sekteye uğratan öğe olduğu bilinmeli ve unutulmamalı. Dağınıklığın devam etmesi, sürecin uzaması, parti bunalımının mütevazi adımlarla aşıldığını gösteren pratiklerin yetersizliği revizyonist-oportünist tasfiyeciliğin yönelimini daha da kolaylaştırıyor. Tüm bunlar görüldüğüne göre temel görevlere odaklanmak ve eksiklikleri hızla aşmak zorunludur.

Partimizin tarihinde bölgesel dönemin yaşandığı, yenilgilerin, yenilgiye denk düşen ağır darbelerin alındığı dönemlerin olduğu bilinmiyor değil. Sınıf mücadelesinin kurmayı parti derli toplu önderlik kurumuna ve işleyen organlara sahip olduğunda genişlemesi ve gelişme ivme kazanmıştır. Güçleri toparlamak, örgütlenmek, en küçük ilişki hücresinde komiteleşmeye gitmek, buna yeni komiteler eklemek ve organlar, kurumlar yaratmak en önemlisi de yara almış, güçten düşmüş, enerjisi sağda solda heder edilmiş partinin yaralarının sarılması, kuvvetinin yeniden kazanılması mücadelesinde tüm organların seferber edilmesi dönemin ihtiyacıdır. Sıkı bir ilişki ağı, kolektif bilimsel güç ve çalışma, amaca uygun tartışma kültürü ve ortak düşünceyi ortaya çıkarmada eş güdümlü çaba gösterildikçe sorunların üstesinden gelinir.

Geçmişe değil geleceğe bakıyoruz. Geçmişin sorunlarına takılıp kalan ve günün görevlerini unutan anlayışlar bize uzaktır. Keza her dönem kimi olumsuzlukların yüklendiği günah keçilerinin bulunması tarzı da politik meseleleri açıklamaya yeterli değildir. Sadece başatılar değil, tüm ağır sorunlarda partinin kendi sorunudur. Bu manada en ağır sorunların aşılması, çelişkilerin devrimci çözümlere kavuşturulmasında kolektif irade belirleyicidir. Sorunların gizlenmesi değil, tüm çıplaklığıyla aşılması gereken engellerin, başarılması zorunlu vazifelerin partiye açıklanması ve çözüm talebinde bulunulması KP olmanın gereğidir. Teorik, politik ve stratejik meseleler dolaysız olarak partinin sorunu olup, her hangi bir organ yada dar ölçekte kadrolar arasında çözüme kavuşturulabilecek meseleler değildir. Bu bakış açısıyla hiçbir kaygıya kapılmadan mevcut bileşenlerle çözüm iradesinin ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Hareketimize yön veren komünist ideolojik öze ve proletarya diktatörlüğü siyasi hedefindeki netlik ve sınıf mücadelesinde sahip olduğu kararlı deneyime denk düşen adımların öz güvenle atılması duruşumuzun gerektirdiği zorunluluktur. Çünkü tasfiyecilik bayrağını omuzlayanların aksine biz tarihsel doğuşuna layık olacak biçimde partimizi içinde bulunduğu bunalımdan, maruz kaldığı yıkımdan kurtarmak istiyoruz. Diğer ifadeyle parti olmadan sınıf mücadelesinin asli öğesi olamayacağımıza göre, partinin inşa edilmesi bizim için stratejik görevdir.

Diğer tüm gelişmeler üzerinde etkide bulunacak bir şekilde tüm diğer gelişmeleri tetikleme niteliğine sahip çelişmenin çözümünü en başa koymak devrimci ilkesini esas alarak sorunlara yaklaşılmalı…

Related Post

ÇİZGİYİ TEMSİL ETMEK

Posted by - 10 Eylül 2018 0
Örgütlenmeyi öğrenmek, onda ustalaşmak sınıf mücadelesinde belirleyici önemdedir. Devrimci bir teori ortaya çıktıktan sonra benimsenen teori ışığında siyasi hedeflerin gerçekleştirilmesi…