DHP: YAŞASIN 1 MAYIS

112 0

Haber Merkezi: Devrimci işçi sınıfının iktisadi, politik ve siyasi alanda taleplerinin her bir ülkede kitlesel olarak üst seviyede dillendirildiği birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs yaklaşırken dünya emperyalist kapitalizmin krizden çıkamadığı koşullarda enternasyonal proletarya kapitalizme karşı emeğin ve aynı amaç doğrultusunda komünizmin şiarlarını gür sesiyle haykırmaya hazırlanıyor.

Dünyada emek ile sermaye arasındaki temel çelişmede emeğin gücünü haklılığını ve kurtuluşunun ancak proletarya sınıfının yine kendi elleriyle alabileceğini gösteren bir mücadele hattını ifade eder 1 Mayıs. Sınırlarla bölünmüş parçalanmış çok çeşitli etnik, kültür ve inançlardan oluşan dünya toplumlarında her bir ülkede aynı zaman diliminde 1 Mayıs dışında kutlanan başka bir gün yoktur. Bu durum dünya ya yayılmış kapitalizmin vahşi sömürü egemenliği karşısında sınırları aşan proleter sınıfın enternasyonal niteliğini ve sınıf çıkarlarının aynı olduğunu gösterir. 1 Mayıs’ta hangi ülkenin meydanlarına hangi işletme ve fabrikalara bakılsa emeğin havaya kalkmış nasırlı elleri görülür, işçilerin gürleyen sesleri duyulur. Proletaryanın gücünü birleştireceği ana halkası komünist parti önderliğinde dünya genelinde yetersizliklere bir önderlik krizi bulunsa da sermaye ye karşı ücretli emek güçlerinin sınıf mücadelesi sürmektedir.

Dünya ticareti ve üretiminde daralma sürüyor; en gelişmiş emperyalist ülkelerden en geri bağımlı ülkelere kadar işsizlik sürekli büyüyor. Her geçen gün yarı aç yarı tok ve aç kalan insanların sayısı artıyor, emperyalist işgal ve ambargolar nedeniyle Asya, Ortadoğu, Afrika ve G. Amerika’da kitlesel göçler yaşanıyor ve binlerce göçmen her yıl yollarda ölüp gidiyor. Emperyalist tekeller arası rekabetin kızıştığı ticaret savaşlarının, damping, yükselen gümrük duvarları, kur savaşları, ekonomik savaşın yerini gerçekten bir emperyalist dünya savaşına bırakacağı iktisadi ve siyasi şartların hüküm sürdüğü koşullarda gerçekleşen 1 Mayıs’ta enternasyonal işçi sınıfının ekonomik iyileştirmeleri de içerecek talepleri siyasi nitelikte olacaktır. Kapitalizmin iktisadi krizi baş gösteren siyasi istikrarsızlığa bir önlem olarak yeniden palazlandırılan faşizme karşı işçi sınıfı demokratik haklarını sınıfın siyasal talepli yönelimiyle gücünü birleştirip mücadele ederek koruya bilir. Sınıf mücadelesinin yeniden ivme kazandığı bir tarihi sürecin içinde olduğumuz gözden kaçırılmamalı. İşçi sınıfının devrimci siyasal gelişmesi kapitalizm için yok edici tehlike olduğu için kapitalistler sınıf yeniden faşizme sarılmaktadır.

Dünyadaki bu iktisadi ve siyasi durumun parçası olan Türkiye’de artan faşist devlet diktatörlüğünün baskısı dünyadaki baskın gerici faşist sınıfsal eğilim ve gelişmelerle uyumludur. Emperyalizmin uşağı komprador egemen bir avuç burjuvazi de sermaye yoğunlaşmasına bağlı olarak siyasal merkezileşmenin toplumu baskı altına alan devlet diktatörlüğünün daha da faşistleştirilmesi biçimiyle sürdürüldüğü, rekabet halinde olan burjuvazinin bir kesimi de dahil, orta ve küçük burjuvazinin bu siyasal merkezileşme baskısı altına alındığı koşullarda tabii ki kölece bir sömürü cenderesine sıkıştırılmış adeta nefes alamaz duruma getirilen Türkiye-K. Kürdistan işçi sınıfı 1 Mayıs’ta sadece iyileştirilmesini istediği iktisadi taleplerini değil, siyasi taleplerini de haykıracaktır. İşçi sınıfı birleşerek ve sınıf mücadelesi yürüterek ancak kendisi için sınıf olma bilinciyle hareket edebilir ve geleceğini kazanma adımlarını hızlandırabilir.

İşçi sınıfının yüzde onuna denk gelen bir buçuk milyonu ancak sendikalıdır. İşçilerden ziyade sermayenin emrinde olan bu sarı sendikaların egemenliği azami kar sağlayan sömürü düzeninin sürdürülmesinde önemli bir faktördür. Devletin siyasi pozisyonu ile uyumlu sendika bürokratlarının işçi sendikalarının başına oturtulduğu ve işçilerin birleşmesi sermayeye karşı mücadele etmelerinden ziyade, sistem ve işverenlerle uyumlu olması için elinden gelen her şeyi yapan sendikacılığın aşılması işçi sınıfının ileriye doğru gelişimi açısından zorunludur. Milliyetçilik ve islamın mümin itaatkarlığını işçiye aşılayarak zehirleyen ve işçilerin gücünü bölme tutumlarına giren sarı sendikaların sermaye ile olan işbirliği en çarpıcı biçimde iş kollarını saran grevler de ve 1 Mayıs’ta ki tutumlarında ortaya çıkmaktadır.

İşçi sınıfının 1 Mayıs’ta Taksim’de olmaması için her şeyi yapan TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ gibi sarı sendikalar diğer illerde baltalamaktadırlar. 2018 1 Mayıs’ında (Rojova) Batı Kürdistan ve Suriye’de Afrin’in işgal edilmesinde bu sendikalar destek vermiş 1 Mayıs’ı işgalci bir savaş yürüten faşist Türk ordusuna destek şölenine dönüştürmüşlerdi. Görüntüde 1 Mayıs Taksim alanıdır diyen DİSK ise sözünün arkasında duracak kadar tutarlı değil. Sarı sendikalar ve reformist partiler, bunların basıncına göre şekil alan kimi küçük-burjuva devrimci örgütlerin elbirliği ile İstanbul valiliğinin gösterdiği alana işçi sınıfını 1 Mayıs’a davet etmekteler. Böylece ruhsuz, sınıf direnişinden yoksun ve güçsüzlük ruh halini yayan etkinlikler ortaya çıkmaktadır. Sınıf işbirlikçi sendika ve partilerin hatalı kararlarına rağmen sınıf bilinçli işçiler, devrimci kitleler her yıl kendisine ruh ve güç katan tarihine sadık kalarak Taksim’e çıkmak için direnmektedir. Mesele işçi sınıfının kendi öz gücüne dayanarak sermayeye karşı kendi iradesini dirayetle taşıma, boyun eğdirme anlamına gelen devlet baskısı ve yasaklarına karşı boyun eğmeme ve gerektiğinde yumruğunu masaya koyarak demokratik, siyasal ve sınıfsal haklarını savunabilecek güçte ve bilinçte olduğunu ortaya koyma meselesidir.

Emek gücü üzerinde kurulmuş sermayenin mutlak egemenliği Türkiye-K. Kürdistan’da devlet diktatörlüğünün faşist zoruyla sürdürülmektedir. Ücretli emek güçleri kölelik koşullarında sömürülmektedir. Görece durumları iyi olan rüşvet verilen katmanlar dışında işçi yaşamında bu zorlukları iliğine kadar hissetmektedir. Yokluk, yoksulluk, işsiz kalma endişesi işçinin parçasıdır. Sermayeye azami kar işçiye düşük ücret denklemi çok daha ağır hale gelmiştir. Sağlıklı ve iş güvenliğine uygun çalışma koşulları yaratılmadığından her yıl ortalama iki bine yakın işçi kar uğruna ölüp gidiyor. Grevler yasaklanıyor. Sendikalaşma çalışması işten atılma gerekçesi olduğu gibi örgüt üyesi olmak suçlamasıyla yılları bulan ağır cezalara çarptırılma gerekçesidir. İşçilerin birleşmesi, mücadele etmesi ve sınıf bilinciyle siyasallaşmasının engellenmesi için devlet ve işverenlerin uyumlu ortaklığı sistemleşmiştir. Özcesi işçi sınıfının ağır sömürü koşulları çok boyutlu ve derindir.

Dil, din, ırk, ulusal fark, cins ayrımı yapmaksızın işçi sınıfının sermayeye karşı sınıf mücadelesinde gücünü birleştirmesi çağrısını yapan ve komünistlerin bu doğrultudaki çalışmasına karşı sömürücü sınıflar ve onların meslekten burjuva siyasetçileri işçileri, emekçi köylülük ve geniş halk kitlelerini dil, din, cins, ırk ve ulusal farklılık üzerinden böler; karşıtlıklar oluşturur ve işçilerin birleşmesinin önündeki engeller haline getirilir.

Tepeden dayatılan faşist sistem içinde işçiler gaddarca sömürülmektedir. Demokrasinin dışlandığı bu faşist sistemde işçi sınıfı sadece yaşam koşullarını bir nebze olsun iyileştirmeyle sınırlanmış başka toplumsal olay ve gelişmelerle ilgilenmeyen ekonomizm anlayışının aksine ekonomik talepleriyle birlikte demokratik ve siyasi taleplerle ortaya çıkmak zorunda. İşçi sınıfının kendisi için sınıf olabilmesi demek kapitalizmi yok etmek ve yerine komünist sınıf iktidarını kurmak bilincine erişmek bu yönelimle sınıf mücadelesi yürütmek demektir. Bu bakış açısıyla sınıf bilinçli proletarya sınıfın ekonomik mücadelesinin kopmaz ve tayin edici parçası olarak 1 Mayıs’ta siyasal talepleri ileri sürecektir.

Seçilmişlerin yerine kayyum atayan, tüm demokratik hakları tırpanlayan, her türden devlet baskısı ve gücüyle seçim sonuçlarını lehine çevirmek için oyun ve hilelere yeltenen devlet partisi AKP hükümetine gerçekte ancak sınıf bilinciyle örgütlenmiş işçi sınıfı karşı durabilir. Tarihi tecrübelerin gösterdiği gibi faşizm karşısında yeni demokratik cumhuriyet, sermayenin karşısında emeğin kurtuluşu proletaryanın önderliğinde birleşmiş devrimci halk kitlelerinin örgütlü sınıf mücadelesi ile savunulabilir ve geliştirilebilir.

Komünist hareketin devrimci işçi sınıfının siyasal talepleri dışında ayrı talepleri yoktur. İşçilerin 1 Mayıs’ta haykıracağı talepler bir günle sınırlı olmayan sınıf mücadelesinin ana meselesidir.

–          İnsanca ücret ve çalışma koşulları, asgari ücretin işçi temsilcileri tarafından belirlenmesi ve vergi dışı tutulması, vergilerin gelire göre – artan oranda – alınması, taşeronluk, esnek ve güvensiz çalışmanın ve işten atılmaların yasaklanması, işsizlik fonunun yağmalanmaması ve iş verenlere peşkeş çekilmemesi, işçi kurum ve temsilcilerinin denetimine verilmesi, kıdem tazminatına dokunulmaması, işçilerin çalışma saatlerinin haftalık 35 saate düşürülmesi, ücretsiz izin uygulamalarının yasaklanması, iş cinayetlerinde sorumluluğu olan işverenlerin yargılanıp cezalandırılması, sendikal örgütlenme üstündeki baskı ve yasakların kaldırılması, grev yasaklarının sonlandırılması, kadınlar için eşit işe eşit ücret, kadın sağlığına zararlı işlerde ve gece işlerinde kadının çalıştırılmaması, işletmelerde çocuklar için kreş, emzirme odaları, doğum izni ve çocuk yardım ve sağlık hizmeti, mülteci işçilere eşit haklar ve eşit ücret vergilerin düşürülmesi ve ücretlerin acilen arttırılması, küçük köylü üreticilerin borçlarının silinmesi gerekli ekipman, tohum desteği ve ürün alım merkezlerinin oluşturulması ve faizsiz kredi ile üretimin desteklenmesi gibi yaşam koşullarını kısmen iyileştirilmesini sağlayacak taleplerin karşılanmasını istiyor işçiler.

–          Politik özgürlükler alanında basın ve yayım, fikir hürriyeti, toplantı ve gösteri yapma özgürlüğüne yönelik baskı ve yasaklara son verilmesi;

–          Egemenler işçiler arasına Türk ve Kürt ayrışımını yaratmakta milliyetçiliği körüklemektedir. Kürt ulusunun özgürce ayrılma ve kendi devletini kurma hakkının tanınması her koşulda savunulmalı. Asimilasyon politikasına son verilsin. Tüm azınlık milliyetlerin eğitim, dil, kültür ve temsiliyet sorunlarında engeller kaldırılsın. Irak, Suriye, Batı Kürdistan ve tüm Kürdistan’dan Türk ordusu geri çekilsin.

–          Silahlanmaya değil eğitim, sağlık, iletişim ve ulaşım, barınma –konut – ihtiyacına harcamalar yapılsın. ABD ve diğer yabancı emperyalist ülkelerin ve NATO üstleri kapatılsın.

–          Devlet görevlilerinin maaşlarının kalifiye bir işçinin ücretiyle eşitlenmesi, vali, hakim ve diğer devlet görevlilerinin halk tarafından seçilmesi istenildiğinde seçmenler tarafından görevden alınması;

–          Emperyalist ve yerli tüm özel bankalar, kumar ve spekülasyon merkezi borsanın kapatılması gibi talepler sınıf mücadelesinde demokrasinin geliştirilmesi açısından devrimci proletaryaileri sürmekten vaz geçmeyeceği taleplerdir.

Bu talepler etrafında sınıf mücadelesinde birleşmeliyiz. Faşist devlet iktidarı karşısında halk için demokrasi, kapitalizm karşısında emeğin kurtuluş davasının büyütülmesi için 1 Mayıs’ta alanlara akalım, emeğin, komünizmin şiarlarını hep bir ağızdan haykıralım.

Yaşasın 1 Mayıs!

Biji 1 Gulan!

Demokratik Haklar Platformu

Related Post