DEVRİMCİ ALTERNATİF SINIF MÜCADELESİDİR

39 0

Haber Merkezi: Burjuvazinin kendi arasındaki çelişkinin sertleşmesi ve rekabetin şiddetlenmesine bağlı olarak birbirlerinden çok ayrı ideolojik söylemlerle hareket edenlerde dahil, söylemde görece yakın olan klikler “millet” ve “cumhur” ittifakları şemsiyesinde toplaşmış iki siyasi kamp şeklinde ayrışma gerçekleşmiştir.  “Cumhur ittifakı”nın AKP “millet ittifakı”nın başını ise CHP çekmektedir. Faşist diktatörlüğün zalimane baskı, tutuklama, yasak, katliam, savaş ve ulusal baskı politikasının siyasi ve hükümet etme sorumluluğunu taşıyan AKP-RTE faşist uygulama ve yönetim biçiminin savunucusu durumundadır. CHP’nin başını çektiği kamp ise muhalefette olduğu için AKP’nin yönetme biçimine itiraz etmekte, özellikle CHP toplumsal özgürlükler, eşitlik ve adaletten yana olduğunu – kavramların içeriğini doldurmadan – savunduğunu gösterme gayretindedir. Baskı altında olan Kürt ulusu ve mevcutta Kürt ulusal hareketinin parlamentodaki kolu HDP, keza orta burjuva demokratik reformcu ÖDP, EMEP gibi partilerde AKP’nin faşist baskıcı yönetim biçimine karşı CHP-İP “millet ittifakı” denilen burjuvazinin kampına yedeklenmişlerdir. Daha da kötüsü HDP-HDK çatısı altında konumlanan kimi devrimci örgüt ve çevreler AKP-MHP kampına karşı CHP-İP kampına yedeklenen ve CHP’ye “demokrasi bloğu” tanımlaması ile yaklaşan HDP-HDK’nın son derece hatalı politik, siyasi çizgisinden kendini ayıramadıkları ve egemen burjuvazinin kamplaşmış bu iki büyük gücü arasında ilerici, demokratik reformcu muhalefet yanı sıra proletaryanın ileri katmanları devrimci halk kitleleri saflaştırılmak istenmektedir.

İktisadi krizin krizle karşılık bulduğu ve egemen sömürücülerin yönetmekte alabildiğine zorlandıkları koşullarda ayrışmış burjuva kliklerin kıya sıya birbirlerini alt etmeye çalışmalarında şaşılacak bir yan bulunmuyor. Dikkat çekici olan ise hükümette olan AKP’nin başını çektiği burjuva faşist kampa karşı, onlardan kurtulma çaresi olarak CHP-İP faşist kampına yanaşan, CHP’den medet uman bir hayli kendisine “komünist”, “sosyalist” diyen ama gerçekte komünizmle alakası kalmayan legal tasfiyeci reformist demokratik partilerin olmasının yanı sıra, çeşitli devrimci yapı ve çevrelerinde bu sömürücü burjuva güçlerin keskin ayrışımı arasında sıkışıp kalmaları durumudur.

Kimileri CHP’ye yedeklenen reformist legalist tasfiyeci demokratik partilere “emekçi sol güçlerin kafa karışıklığı” olarak bakmaktadır. Bu partilerin emekçi kitlelerin sınıfsal çıkarlarıyla ilgileri bulunmuyor. Sınıfsal içeriği olmayan “sol” kavramı ise ideolojik yozlaşmanın imdadına yetişen bir torba gibidir. Onun için burjuvazinin köklü gerici partisi Kemalist CHP’den Kemalist TKP’ye kadar bir dizi parti, çevre, oluşum atılmaktadır. CHP’nin etrafında toplaşmaya ise hiçte bir “kafa karışıklığı” olarak bakılamaz. Aksine AKP-MHP ittifakına karşı muhalefette olan CHP-İP ittifakının cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra 31 Mart yerel seçimlerinde desteklenmesi tutumu ne EMEP, ne ÖDP, ne TKP nede HDP-HDK için bir kafa karışıklığının ifadesidir, aksine son derece açık bir biçimde iki burjuva gerici kamp arasında muhalefette olan kampın desteklenmesi politikası benimsenmiştir. Üstelikte faşizmin bir devlet diktatörlüğü sistemi olduğu Türkiye’de AKP’nin seçimlerde yenilgisi faşizmin yenilmesi olarak propaganda edilmektedir. İşçi sınıfının sosyalist güçleri olarak kendilerini tanımlayan ama gerçekte reformcu olan bu tasfiyeci partilerin yaptığı şey: işçi sınıfının ileri yığınlarının iki gerici burjuva klikten birine yedeklenmesi politikasıdır.

Seçimlere endeksli politikanın vardığı sonuç sistem içi arayışlarda iki gerici klikten birine yedeklenmek olmuştur. Küçük-burjuva devrimciliğin pusulası şaşmış kuyrukçu yapıların halâ Türkiye ve K. Kürdistan proletaryası ve tüm emekçi halk kitleleri için HDP-HDK’dan “üçüncü cephe” de devrimci bir alternatif olarak söz etmeye devam etmeleri tümüyle egemen burjuva klikler arasında birine yedeklenme politikasının tek geçerli tutum olduğu politik ortamdan kendilerini kurtaramama, çözüm üretememe gibi pozisyonlarını meşrulaştırmaya çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Bir yandan HDP-HDK eş başkanlığı görevlerini üstlenecekler, HDP-HDK devrimci, ilerici, yurt sever halk kitlelerine AKP’yi geriletme adına egemen sınıfın bir diğer gerici partisi CHP’yi 23 Haziran ve 31 Mart seçimlerinde (CHP-İP ittifakının adaylarını) destekleyecek, diğer taraftan sanki bu sınıf uzlaşmacı, düzen içi çözüm arayışları ve egemen güçler arası dengelere oynayan politik tutumların AKP-MHP ile CHP-İP kamplaşmasında CHP’ye doğru kayma tehlikesinden falan söz eden cümleler gevelemektedir.

İyi de bu risk uyarısını yapanların dönüp kendilerine bakmaları gerekmez mi?. Parçası oldukları HDP-HDK seçimlerde CHP-İP  bloğuna destek vermeyi demokrasinin bir gereği olduğu yanılsamasını normalleştirerek bilinçli kitleler başta olmak üzere Kürt ulusal hareketinin devrimci yığınların bağımsız siyasal çizgilerini korumaları gerekliliğinin önemini aşındırıp bir kenara attı. İlerici, devrimci kitlelerin CHP’ye doğru kaydırılması politikasına sarılan sadece EMEP, ÖDP, TKP gibi reformist tasfiyeci parlamentarist partilerle sınırlı değildir, ESP, Partizan (Özgür Gelecek) ‘ında parçası olduğu HDK genel seçimlerde SMF, SODAP, TİP, HE ve daha başka “komünist sosyalistler”in ittifak kurdukları HDP’nin seçim taktikleri CHP’yi “demokrasi bloğu” gücü olarak değerlendiren anlayışları emekçi halk kitlelerinin CHP gibi gerici egemen sınıf partisine yedeklenmesi ve düzün ile barışık yaşama, mevcut çelişmelerin devrimci metotlarla nihai olarak çözüme kavuşturulmasında tayin edici olan sınıf mücadelesinden uzaklaşma eğilimine çok daha fazla katkı sunmaktadır. Demek ki devrimci proletaryanın sınıf mücadelesinin gelişimi ve her türden burjuva düşünce ve parti ile aralarına derin bir mesafe koyma zarureti yönünden risk yaratan öğelerin oldukça arttığı apaçıktır.

Sömürülenler ile sömürenler, ezenler ile ezilenler, zenginler ile yoksulların olduğu toplumsal koşullarda proletarya ile burjuvazi temel çelişkisi aynı zamanda iki ana cephenin varlığı anlamına gelir. AKP-MHP ve onlarla nüans farkı olan CHP-İP kampları burjuvazinin cephesindedir, bunlardan birine yedeklenen her politik tarz, tutum ancak sömürücüler sınıfına yarar. Klikler birliğinden oluşup ayrışmış bu iki siyasi kutup iki ayrı cepheden ziyade burjuvazinin sınıf cephesinin öz temsilcileridirler. Diğer cephe ise tüm emekçi halk kitleleri ile birleşerek özel mülkiyete dayanan faşist diktatörlüğü yıkma mücadelesi veren devrimci proletaryanın cephesidir. Üçüncü cephe ise yoktur. Seçimlerde burjuva partilerin arkasına takılarak değil, proletaryanın bağımsız siyasal çizgisi önderliğinde kitlelere dayanılarak ancak demokrasi kazanılabilir ve sınıf savaşımı ileri mevziler kazanabilir. Devrimci hedefler doğrultusunda örgütlenmeli, mücadele vermeliyiz. Başka alternatif yoktur…

    

       

Related Post