DAVAYA BAĞLILIK, SAMİMİYET

104 0

Haber Merkezi: (Ozan Emre) Devrim mücadelesinde sade yaşayıp sıkı çalışmanın altın kuralı komünizm amacına bağlılık ve samimiyettir. Davaya bağlılık ve sınıf savaşımında samimiyet devrime, sosyalizme ve insanlığın kurtuluşu olan Altınçağ toplumunu yaratacak düşünceye bağlılıktır. Geleceği bugünün karanlığı içerisinde inşa etmenin yolu; dava militanlarının ideolojik-politik ve kültürel temeli sağlamlaştırıp, devrimci çizgiyi pratiğe dökmesinden geçmektedir.

“Bir komünist her şeyden önce kafasını kullanmalı, olguların nedenlerini ve hangi koşulların ürünü olduğunu araştırmalıdır” der Mao. Proleter devrim mücadelesine katılmak da araştırma, sorgulama süreciyle başlar. Proleter devrim davasına bağlılık ise gözü kapalı sorgusuzca her şeye kafa sallayan burjuvazinin memur anlayışına benzer bir tarz ile örtüşmez. Araştırmayan, incelemeyen ve güncel-siyasal-sosyal gelişmelere karşı kayıtsız, emek harcanmadan sürdürülen bir devrimci mücadeleden söz edilemez. Maoist militan tarz; yaşanılan bütün gelişmeleri, sorunları Marksizmin bilimsel süzgecinden geçirerek, ince eleyip sık dokumak ve eleştirel, sorgulayıcı bir yaklaşım ile meseleleri ele almak demektir. Yeni Demokrasi kültürünü özümseyerek, devrimci samimiyetle sınıf mücadelesinin neferi haline gelmek; devrimci eleştiri ve sorgulama yöntemiyle sorunları aşma iradesini gösterebilmektir. Teorik bir berraklığa sahip olup bunları başarabildiğimiz zaman hem pratik hattın yolunu hem de ufkumuzun sınırlarını genişleteceğiz demektir.

Emperyalist kapitalist sisteme karşı yürütülen sınıf savaşımında karşılaştığımız tüm sorunları araştırıp, kavramaya çalışırken silahımız diyalektik materyalizm olmalıdır. Ancak bu devrimci çizgi ile Türkiye-K. Kürdistan’ın toplumsal gerçeğine dair net bilince sahip oluruz. Bu aynı zamanda MLM çizgiyi pratikleştirmenin yolunu açacaktır. Ezilen halk kitleleriyle kaynaşmak; kitlelerden devrimci tarzda öğrenme ve ilerlemenin, ileriye taşımanın manivela işlevini görür. İşçi sınıfı ve yoksul emekçi kesimlerle sıcak temas kurulmadan kitlelerin sorunları asla anlaşılamaz. Kitlenin öğrencisi olmayı başaramayan bir dava insanının öncülük misyonunu yerine getirmesi mümkün olmaz. Geniş halk kitlelerine yabancılaşmış, bürokrat, benmerkezci yaklaşım tarzı ne partinin, devrimin sorunlarına vakıf olabilir nede güncel-siyasal gelişmelere dair politika belirleyip çözüm üretebilir. Geleceğe yön verip mevcut duruma müdahale etme becerisini gösteremez, verili olana yabancılaşır dolayısıyla amaca bağlılıktan eser kalmaz. Bu durum bencilliği, samimiyetsizliği geliştirir. İster tek tek bireylerde olsun isterse komünist partinin kurumlarında olsun asla devrimci tarzda politik ve pratik çözüm yaratamaz ve zamanla bu anlayışın yeşerdiği ortam devrimci kültürü çürütür. Devrimci çizgi ve amaca yabancılaşmış bir anlayıştan; kolektif devrimci düşün ile üretmesi, değer yaratması ve kitlelerle sıkı, canlı bağlar kurması beklenemez.

Devrime, geniş halk kitlelerine yabancılaşmış küçük-burjuva yaşam tarzını ifade eden bencil, bireyci kültür; hatalı tarz ve alışkanlıklarla hareket eder ve yoldaşlarından, devrimci mücadele tarihinden öğrenmeyi beceremeyerek bir süre sonra proleter devrimci mücadelenin dışında kalır. Bu yaklaşım tarzı kurumuş bir dal gibidir ve eğer proleter devrimci kültürü, çalışma tarzını geliştirmek istiyorsak kurumuş olanı canlı gövdeden ayırabilmeliyiz. Komünist parti canlı, hareketli büyük bir gövdedir. Bu gövdenin canlı her bir parçası gelişime açık olmalı, dar bir düşünce kalıbı içerisine sıkışmamalı ve hatalı tarzları mahkum ederek onları aşmanın yollarını araştırmalıdır.  Zaaflı, geri olan yanlarımızla uzlaşırsak sınıf mücadelesinde tökezleriz. Sınıf savaşımı çetinliklerle dolu olduğu gibi çok yönlü bir mücadeledir. Bizde bu çok yönlü savaşımda teorik ve pratiğin diyalektik çizgisini özümseyip uygulayabildiğimiz oranda ileriye doğru adım atmış oluruz. MLM ideolojik, politik çizgi ile yetkinleşmiş, devrimci yaşamı içselleştirmiş dava militanları her koşulda gelişip devrimci tarzı hakim kılmanın teorik ve pratik misyonunu oynarsa görevlerini yerine getirmiş sayılırlar. Bu ele alış, yaklaşım biçimi aynı zamanda geri kültürün devrimci saflara yansıması olan dar yaklaşım tarzının panzehridir.

Sınıf mücadelesini yürüten militanlar görev ve ihtiyaçlar noktasında, inisiyatifli olup sorumluluk alamıyorsa, “bende çalışmalı, sorumluluk almalıyım” anlayışını hayata geçiremiyorsa zaman içerisinde tükenen, tüketen bir anlayışın ortaya çıkacağını söyleyebiliriz. Tüketicilik olarak tabir ettiğimiz şey geniş kapsamlıdır ve eleştirel bir yöntemle ele alınıp çözümlenmesinde yarar vardır. Bizim üzerinde ısrarla durup vurgulamaya çalıştığımız tehlikeli anlayış olarak tüketicilik, düşüncedeki ve üretmedeki tüketiciliktir. Tüketim; yoldaşlarına, partiye devrimci kültüre yabancılaşmak demektir. Eksik ve hatalı olanı gördüğü halde var olanı kabullenme ve yaşamın canlı akışına devrimci temelde müdahale etmemektir. Teorik, politik ve pratik seviyesini geliştirip tazelemeyen anlayış hem bireysel hem kolektif gelişimi sağlamada öncü misyonunu üstlenemez. Sınıf düşmanlarımız, devrimci mücadelenin tükenen, güvensiz ve moral olarak çökmüş bir ruh halinde olması için elinden gelen çabayı gösterir. Oysa ki proleter devrimcilik demek üretim demektir. Hayatta eksik olan ne varsa devrimci temelde ona yön verip müdahale etmek ve hem bireysel hem örgütsel olarak “çok daha fazlasını yapabileceğimiz” bilinciyle eksik olan her yanımızla amansızca mücadeleye tutuşmak demektir.

Türkiye-K. Kürdistan’da faşist diktatörlük tepeden tırnağa zor aygıtlarıyla kurumsallaştığı için sınıf savaşımını sürdürmek tabiatı gereği zorluklarla doludur. Faşizm, kendisine cepheden bayrak açıp mücadele eden komünistler bir yana en küçük bir demokratik hak talebinde bulunan muhalif, demokrat kesimlere dahi tahammülsüzdür. Böyle zorlu koşullar içerisinde, faşizmin en ağır saldırıları altında proleter devrimci mücadelenin uzun soluklu bir maraton olduğunu bilmeli, davaya bağlılık ve devrimci samimiyetle bulunduğumuz her alanda yetkinleşmeliyiz. Bunu başarmanın yolu her alanda eskiyen, çürüyeni isyan ateşinde küle çevirmekten ve Yeni Demokrasinin proleter devrimci kültürüyle kendi eksikliklerimize dair sürdürdüğümüz devrim mücadelesini kesintisiz ilerletmekten geçer. Eski, geri olanı yıkan, tükenen ve tüketen her şeye karşı devrimin özüne sarılıp proleter devrimci coşku ile sosyalizm ve komünizm amacı için daha yüksek seviyede emek harcayalım. Sınıf savaşımının ateşinde yenilenip ilerlemenin sorumluluğuyla öne çıkıp samimiyet ve bağlılıkla ilerleyelim.

Related Post

İDEOLOJİ ÇİZGİYİ BELİRLER

Posted by - 29 Kasım 2018 0
Makale: Ekonomik kriz, yoksulluk, artan işsizlik, şiddetlenen toplumsal çelişkiler, kapitalist tolumun tüm kötülüklerinin enfeksiyon gibi yaydığı kültürel çürüme ve egemenlerin daha…