Örgütlenmeyi öğrenmek, onda ustalaşmak sınıf mücadelesinde belirleyici önemdedir. Devrimci bir teori ortaya çıktıktan sonra benimsenen teori ışığında siyasi hedeflerin gerçekleştirilmesi için yapılması gereken örgütlenmektir. Sınıf birinci taşıyan bir organizasyona sahip olmak, işçi emekçilerin sınıf bilinciyle tanışmış olanlarının mücadeleye çekilmesi, eğitilmesi ve geliştirilmesi özünde hedeflenen veya yaratılması için mücadele verilen toplumsal düzenin önder güçlerinin kendileridir. Sınıfın kendisi kaderini eline almak için bilinçlenip ayağa kalkmadıkça kimsenin onu kurtaracağı yoktur. İşçiler, emekçi köylüler, küçük üreticiler, aydın kesimler gücünü birleştirmedikçe kendilerini ezen sınıf düşmanlarını yenecek savaşımı veremezler. Bu nedenle birleşebilmek için örgütlenmenin öğrenilmesi, hatta sadece öğrenilmesi yetmez örgütlenmede ustalaşmak şarttır. Bu genel doğru bilinse de genel olarak Türkiye-Kürdistan’da sınıf mücadelesinde başarılı bir örgütlenme pratiğinin sergilendiğini söylemek güçtür. Dönem dönem belli başarılı deneyimler olsa da, önderlik ve örgütlenme sorunları aşılmış değildir.

Sorunun iki yönü vardır: Hatalardan kurtulmak ve kitlelerle birleşebilmenin işlevli araçlarını sağlamlaştırmak için uluslararası komünist sınıf hareketinin zengin deneyimlerinden öğrenmek kendimizi eğitmenin bir yanı iken, bir diğer yan ise uluslararası sınıf mücadelesinden koparılmayacak bir halka olarak Türkiye-K. Kürdistan’da sınıf mücadelemizin ortaya çıkardığı tecrübeleri iyi öğrenmektir. İster yerel, ister ise genel olsun mücadelenin deneyimlerinden doğru sonuçların çıkarılması ve toplumsal pratiğe uyarlanarak geliştirilmesi ancak etkin ve disiplinli bir inceleme ve araştırma ve elde edilen bilgilerin parti bilinci ve pratiğine dönüştürülmesiyle mümkün olabilecektir. Bu anlamda ister yakın süreçte, isterse daha uzak dönemlerde olsun tüm tecrübeleri önemsemeliyiz. Kurtarıcılarımız yoktur, sihirli bir değnekle bizleri kitlelerle kaynaştıracak ilahi bir kudret olmadığına göre kitlelere gitmenin yollarının bulunması, örgütlenmenin öğrenilmesi komünizm mücadelesine atılmış her yoldaşın görevidir. Yol ve yöntemlerin doğru saptanması, devrimci teorik berraklık ve net siyasi iktidar hedefinin saptanması ve çizgi sorununda birinci görev komünizm uğruna birleşmiş insanların biricik organı olan partiye düşmektedir.

1972’de komünist önderimiz İbrahim Kaypakkaya öncülüğü, teorik ve pratik perspektifi ile oluşturulmuş komünist çizginin bugün reformizme entegre edilmesine, geleneğin yolundan saptırılmasana karşı duran bir hareketiz. Temsil etme görevimizi yerine getirmede, komünist çizginin zorunlu kıldığı doğrultuda üzerinize düşeni yapma bakımından sorumluluğumuzun büyüklüğü derinden kavranmalı. İki yol var: Kaypakkayacı çizgi ya üçüncü kongrecilerin benimsediği rotada reformcu-parlamentarist kulvarda eritilecek, yada savunma görevini üstlendiğimiz proletaryanın komünist çizgisinde bir yeniden kuruluş ruhu ve perspektifiyle kendisini geliştirecektir. Reformist kulvara direksiyonu kırmış olan revizyonistlerin devrimci deneyimleri, sınıf mücadelesi tarihini öğrenmeye ihtiyacı yoktur, onlar devrimci tarihi ve deneyimleri tek yanlı ele alıyor ve çarpıtıyorlar ama bizim dünden çok daha fazla devrimci tecrübelerden öğrenme, tarihten ders çıkarmaya ihtiyacımız vardır. Bu doğrultuda tarihimizi kavramalı, tutarlılıkla savunmalı, kurumlarımızı günün ihtiyaçlarına yanıt olacak bir biçimde oluşturmalı, savunmalıyız. Örgütlenmeyi öğrenmek bu açıdan çok önemli ve tayin edicidir.

Meşruluğumuza, ideolojik teorik çizgimize inanıyoruz. Temsil ettiğimiz geleneğin bayrağını taşıma sorumluluğu daha cüretli ve atılgan bir bilimsel güçle hareket etmeyi emretmektedir. Mevcut koşullar bunu açık hale getirmiştir. Önderimiz Kaypakkaya yoktan bir örgüt yarattı ve yarım yüzyıla yaklaşan mücadele kesintisiz sürüyor. Hemde MLM ideolojisine sırtını dönen eğilimlerin varlığına, onca ayrılık, parçalanma ve sağ tasfiyeciliğe rağmen. Maoizmi reddeden revizyonist-oportünist Koordinasyon Komitesi (KK) ve Bolşevik partizan’dan yaklaşık kırk yıl sonra proletarya diktatörlüğünü programından çıkaran ve MLM’yi revize eden “3.Kongre”ciler Bolşevik partizan’ın yapmayı başaramadığı bir biçimde Maoist partinin kapılarını reformizme ve Marksizm, Leninizm, Maoizm ideolojisine düşman düşüncelere sonuna kadar açtı. Bu zararlı akıma karşı durmak sarsılmaz bir kararlılık gerektiriyor. Biz bu sarsılmazlığı önderimiz İbrahim Kaypakkaya’nın mücadele tarzından alıyoruz. Biz sarsılmazlığı Maoist partinin yenilmez bilimsel gücünü temsil eden yoldaşlarımızdan alıyoruz. Meral Yakarların, Ali Haydarların, M. Zeki Şeritlerin, Orhan Bakırçıyan, Manuel Demir, Baba Erdoğan, İsmail Bulut, Süleyman Cihan, Kazım Çelik, Cüneyt Kahraman, Cafer Cangöz ve 17’ler gibi önderlerimizden ve yüzlerce ölümsüz yoldaşımızın temsil ettiği çizgiden aldığımız bilimsel güç bizlere revizyonizme karşı durmayı, sınıf mücadelesine sarılmayı emrediyor.

Aksaklıklara, önlenebilir olan engellerin çıkmasına izin vermeyen inisiyatifli bir anlayışla kurumsal duruş ve tarzla hareket edilmesi gerekmektedir. Kurumsal temsiliyeti geliştirmek temel önemdedir. Kurumsal temsiliyet örgüttür. Dar pratiğe hapsolunmamalı, kurumları canlandırmak ve aktifleşmek örgütlenmek ve genişlemek ardışık bir dizgedir. Bütünlüklü düşünülmesi sınıf mücadelesinde her organın önemli olduğu düşüncesi akılda tutulmalı. Adım atılmadan ileriye gidilmez. Eksiklikler giderilebilir şeylerdir, aslolan görev almak, görevlendirilmek ve kurulmuş denetim mekanizmasıyla disiplinli bir kurumsal çalışmadır. Bunları başarmak için hareketimizin yeteri tecrübesi mevcuttur. Gereklerin yerine getirilmesi için iyi öğrenmeli, çalışmalı ve öne çıkmalıyız. Bu nedenle “kurumsal temsiliyette eksiklikler nelerdir” sorusu tüm çalışma alanlarında sorularak, tespit edilen eksikliklerin hızla giderilmesi yönünde hareket edilmesinin vurgulanmasının büyük bir anlamı ve önemi vardır.

Related Post

Esas Halkadan Tutmak

Posted by - 20 Eylül 2018 0
Devrimci objektif koşullar uygun ve gelişme seyri yükselişte olmasına rağmen sübjektif kuvvetler geri ve dağınık olabilir. Bu durumda sübjektif kuvvetlerin…