Ayrılık ve Birlik Meselesinde Perspektifimiz; Marksizm, Leninizm, Maoizm! (2)

58 0

 


Haber Merkezi: (Seyfi Çelik)
Görmezden Gelinen, İdeolojik-Siyasi Sorunlara Neden Olan Küçük-Burjuva İdeolojisi

Y. Demokrasi, Ö. Gelecek ve H. Günlüğü’nde örgütsel sorunlara yol açan gerçek nedenler dürüstçe, açık ve net bir tartışmaya kaynaklık edecek şekilde ele alınmıyor. Sorunların toplumsal, sınıfsal kökenleri ideolojik muhtevasıyla açığa çıkarılması görevinin yerine getirilmesi yerine üstü örtülerek ötelenmekte, dahası sorunlular var ama sorun yokmuş gibi gösterilmektedir. Herkesin kendisini tek doğru ilan ettiği ve kendisini kapattığı, proletaryanın genel çıkarlarının korunması doğrultusunda birleşebilecek kuvvetlerin birleşmesinin stratejik öneminin kavranmadığı politik atmosferde sınıf güçlerinin hiçbir sorunu doğru ele alınamaz. Oysa gerçeklere dayanan, tutarlı, bilimsel ideolojik tartışma, eleştiri-özeleştiri anlayışını ve pratiğine çok büyük ihtiyaç vardır. Dağılma, kuvvet kaybı, örgütlere artan güvensizlik, bölünmeler, bırakmalar, ideolojik, kültürel yozlaşmadaki artış, tasfiyecilik ayan beyan ortadayken tüm bunlar ve daha fazlası sorunlar yokmuş gibi davranılması, sorunların toplumsal kaynağına inmeyen kongreler ile dogmatik, ezberlenmiş sol sloganlar ile sanki daha güçlenmişçesine, yüklerinden arınmışçasına nutukların atılması, tasfiyeciliğin örtülmesi çabasından başka bir anlama gelmez. Yığınla hata, suç, yozlaşma, tasfiye, güçlerin dağılması var, ama ortada ne hatalı olan, ne hatalı çizgi ve düşünce, nede özeleştiri var!!! Sadece ve sadece birbirini suçlayarak kendisini haklı çıkarmaya çalışanlar var. Bu tablo başlı başına büyük bir sorunun varlığını göstermeye yeterlidir.

Sağ ve sol çizgilerin hatalı ve tasfiyeci tahribatlarından korunmak ve doğru taktiklerle politikanın yürütülmesi için toplumsal ve ekonomik durumun doğru analiz edilerek, sınıf çelişkileri ve güçlerinin doğru saptanmış olması, bu sınıf ilişkilerine uygun düşen mücadele ve örgüt biçimlerinin yaratılması gerekmektedir. Bu bağlamda ön yargılardan uzak kapsamlı tartışmaların yürütülmesine ihtiyaç olduğu açık olmasına rağmen toplumsal, iktisadi ve sınıfsal nedenlere eğilmeksizin, sadece sonuçlar üzerinden kısır çekişme ve tartışmalara girilmektedir. Söz konusu ettiğimiz yapıların somut durumun doğru tahliline sahip olmadıkları, Marksist, Leninist, Maoist ideolojik-siyasi çizgisinden uzaklaşarak sınıf kuvvetlerinin ilişkileri ve değişkenlik gösteren dalgalanmalara ilişkin sübjektif değerlendirmelerde bulunanlar olduğu gibi, somut sosyal ve ekonomik koşulları hiç tartışmadan en doğru taktiklerin uygulayıcısı örgüte sahip olunduğunu ileri sürenlerde aynı eğilimin içinde bulunmaktadır. Buna dogmatik düşünüş ile sübjektif düşünüşün kardeşliği de denilebilir.

Örgütlerimiz neden bölünüyor? Buna neden olan çizgi sorunları mı var?. Demokratik işleyişle özgürce tartışma kültürü ve bunun sağlanması için gerekli olan önderlik mi mevcut değil? Somut toplumsal koşullara uygun düşmeyen taktik belirleme ve politika yürütme şekli mi ağır örgütsel sonuçlara yol açmaktadır? Bunlar ve çok daha fazla sorulara doğru cevaplar verildiği düşüncesinde değiliz. Doğru sonuçlara varılması ve sorunların çözümü için düşünceye sınır konulmadığı tartışma platformu ve süreçlerin yönetilmesine ihtiyaç vardır.

Proleter Demokrasi Ve Fikir Mücadelesi Yerine Kutsallaştırılan Öğeler        

Türkiye ve K. Kürdistan genelinde ezilen ve sömürülenleri baskı altında tutan sömürücü hakim sınıf düşman güçleri çok ciddi krizlerle boğuşmalarına rağmen, dağınık durumda ve ihtiyaç duyulan önderlikten yoksun olan proletarya hareketinden güçlüdür. Stratejik olarak devrimci proletaryanın güçlü, sınıf düşmanımızın ise güçsüz olması, taktik, olanak ve araçlar bakımından verili durumda hakim sınıf egemenliğinin güçlü olmasını dıştalamıyor. Faşist azgın saldırılar ile toplum üzerine örülen demir ağları parçalayacak devrimci sınıf güçlerinin büyük oranda etkisizleştirilmesi, sübjektif güçlerin taşıdıkları zayıflıkların açığa çıkarılması ve yeniden toparlanarak ilerlemenin olanaklarını ve teorik sorunları üzerine yoğunlaşılması görevi görmezden gelinemez. Tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye-K. Kürdistan devrimci hareketi önderlik kabiliyetiyle ve doğru MLM çizgiyi uyguladığında gelişebileceği uygun devrimci koşulların yokluğu değildir-bilakis koşullar uygundur- esas mesele ideoloji ve siyasi çizgi sorunlarının giderilememiş olması, sağlam bir örgüt ve önderlik merkezinin yaratılamamış olmasındadır.

Örgütün birliğini sağlama anlayışı kusurlu, ayrılık meselesinin ele alınışı da hatalı olan söz konusu yapılardan toplumsal, sınıfsal koşulların doğru tahliline dayanılarak isabetli taktik politikalar tespit edilmesi, sınıf savaşımında olası bütün müttefik güçleri birleşme zeminine çeken bir politika izlemeleri de beklenemez. Çünkü komünist çizgi yamalı bir bohça değil, bütünlüklü bilimsel teori ve pratiği ifade eder. Proleter sınıfın en ileri birleşmiş güçlerinin tasfiye edilmesi, dağıtılmasını ifade eden çizgiyi temsil edenler devrimci sınıf güçlerine önderlik edemezler, bilakis bu öğeler ayak bağı olurlar. Burjuvazinin proleter sınıf güçlerini tecrit etme siyasetine olabilecek en üst seviyede birleşerek karşı çıkılması yerine çeşitli gerekçe ve savunularla özellikle de ayrılıkların yaşandığı süreçlerde “büyük parça” tarafından görece daha küçük devrimci parça, örgüt ve oluşumların tecrit edilmesi siyasetinin izlenmesi, küçük-burjuva devrimci örgütlerin bu hatalarda aynı pozisyonu almaları hem ortak çalışmaları hem de ideolojik mücadeleyi zehirlemektedir. Öyle ya “sopa varken ikna, teorik tartışmaya ne gerek var”!

Bu durum proleter demokrasi ve fikir mücadelesi anlayışının geriliğini gösteren çok önemli veriler içermektedir. Baskı aygıtı devlete tapınılası kutsallık atfedilen, hatta köklü burjuva partilere de benzer kutsallık yüklenen ve eleştiri karşısında dokunulmaz kılınan ve cezalandırmalarda şiddet metotları devreye konulan, Türk burjuvazisinin demokrasiden yoksun egemen anlayışının etkisinden kurtulamayan devrimci hareketin önemli bir kesiminde mücadele araçlarına kutsallık atfedilebilinmektedir. Partiyi bilimsel kavranması gereken bir mücadele aracı olarak görmek yerine, burjuvazinin devlete yüklediği gibi örgüte kutsallık yüklenmekte ve her hangi bir ayrılıkta taraflar karşılıklı ağır ve kabul edilemez suçlamalarda bulunmakta olup, yasakçılığa kalkışmakta, hatta silahlar devreye konularak devrimcilerin kanı akıtılmıştır. Toplumun ileri kesimlerinin demokratik bilincinden çok çok geride olan bu siyasal tutum ve anlayış ne yazık ki hala Türkiye’de birçok örgütte aşılmış değil.

Eleştiri konusu yaptığımız yapılar örgütsel siyasi çizgideki hataları görmek istemiyorlar. Marksist, Leninist, Maoistler “kitlelerden kitlelere” çizgi gereği parti dışı kitleler ile sıkı bağların kurulabilmesi için, parti içi birliğin sağlanması, yönetici organlar ile üyeler ve onu saran tüm kitle çemberi ile sıkı bağların kurulması gerektiğini bilirler. Kitlelerin çıkarı birleşme esası üzerinde yürür. Örgüt içi birliğin sağlanmadığı – sağlanamadığı durumda olası ayrılıklarda karşı tarafın düşmanmış gibi ele alınması sol sapmadır ve tasfiyecidir.

Kadroya, üye ve genel olarak tüm fonksiyonerlere değer verilmesi, önemsenmesi, siyasal demokratik kültürün korunması yerine çeşitli malzemeler, sandalye, masa, dergi bürosu “değer” olarak öne çıkarılmaktadır. Oysa sandalye, masa, bilgisayar, büronun ayarlanması her zaman sağlanabilir, çalışma araçlarıdır, ama Türkiye koşullarında bir kadro on beş, yirmi yılda yetişmektedir. Kadrolar olmadan parti politikasının uygulanamayacağı teorik olarak söylenmesine rağmen bu çarpık anlayış aşılmamıştır.

Hatalı örgütsel çizgi mevcut güçlerin birliği korunamadığı olgusuna rağmen hatalı siyasi çizginin ağır örgütsel sorunların nedeni olabileceği gerçeği üzerine hiç tartışma yürütülmeden ideolojik “siyasi çizgimiz doğru” denilip meselenin kriminal vakaya dönüştürülmesi politik sorunları anlamaya yeterli gelemez. Çünkü genel olarak örgütasel çizgi sorunları, hatalı siyasi çizgilerin sonucudur. Kendisini isterse “komünist” isterse “Marksist, Leninist, Maoist” olarak tanımlasın, bir parti burjuva fikirlerin etkisi altındaysa, öznelci ve dogmatik düşünce siyasal çizgiye yön veriyorsa orada örgütsel çizginin doğru olması beklenemez.

Darbeci yöntemlerle maceracı şekilde programsal değişikliğe gidilerek MLM ideolojik-siyasi çizgiden sapılması, derin bir sübjektivizm ile eskimiş burjuva teorilerin ağızda sakız gibi çiğnenmesi örneği (H. Günlüğü) keza dışarıdan fazla söze yer bırakmayacak şekilde karşılıklı kendi tespitleri ile örgüte egemen olduğu söylenen öznelci, dogmatik düşüncenin (Y. Demokrasi ve Ö. Gelecek) egemenliği dikkate alındığında neden örgütsel sorunlarda sol sekterizmin ortaya çıktığı da anlaşılır.

Kaypakkaya çizgisinin devamcısı iddiasında olan örgütlerde en çarpıcı ve bariz politik sekterizm ayrılık dönemlerinde görülür. Yıkıcı hal alan bu tutum parti güçlerini her seferinde öğütmüş, ileri kitleleri örgüte, mücadeleye yabancılaştırmış, güvensizliği büyütmüştür. Buna rağmen doğru dersler çıkarılamamıştır. Çünkü soruna neden olanlar ayrılsalar bile hatalı kavrayışlarını korumuşlardır. Kelimenin gerçek anlamında bir komünist parti anlayışı ve tutumundan ziyade, egemen olan klik, grup neredeyse her söyleme başvurulması suretiyle grubun, kliğin siyasi etkisinin arttırılması ve düşman gibi gösterilen ayrılıktaki diğer kesimin yok olması arzusu ile daha önce savunulmuş önemli siyasi ilkelerden, ideolojik savunulardan çark edilmesi çizgi halini almıştır. Kabul edilmese de durum budur.

Oportünizme, Tasfiyeciliğe Karşı Her Koşulda İlkeli Olmak Zaruridir

Parti içinde birlik, dost müttefik kuvvetler ile birlik, kitleler ile birleşme çizgisinde ilkeli olmak iddiasında olan örgüt, ayrılıklarda dahil sınıf hareketinin bütünündeki sorunlara ideolojik mücadele yürütme, kazanma ve ilerletme anlayışı ile yaklaşmalı. Ayrılıklarda ideolojik eleştiri, hatalı tutumların düzeltilmesi, ikna ve dönüştürmenin esas alınması gerekirken, bir grubun etkisinin, siyasi nüfusunun arttırılması adına çeşitli eksik ve zaaflar abartılarak, yalan ve yanlış eklemeler yapılması gibi basitliklere tenezzül edilerek, tek tek devrimcilerin, grubun, örgütün teşhir sahnesine oturtulması ve düşmanmış gibi sunulması ve bundan da siyasi sermayenin arttırılmasının hedeflenmesi düşüncesi oportünizmin örgütsel çizgideki tasfiyeci siyasal davranışıdır.

Uluslararası komünist hareketin tecrübelerinde sınanmış ve proletaryayı zafere taşımış doğru örgütsel çizgilerin dogmatikçe kopyalanması değil, özünün kavranmasına ihtiyaç olduğunu açıkça belirtiyoruz.

Parti içi sorunların doğru ele alınması eleştiri ve özeleştirinin can verdiği iç demokrasi ruhunun canlandırılması, demokratik merkeziyetçilik ilkesinin lafızda değil gerçek içeriğiyle kavranması ve sadık kalınması, fikir özgürlüğü ve tartışma platformlarının bu temel ilkeye bağlı işlevleştirilmesi ancak doğru bir önderlik ile mümkündür. İç mücadelenin doğru yöntemlerle yürütülmesi, klikçi, grupçu, dağıtıcı eğilimlerin yaratacağı tahribatı engeller. Aksi taktirde grupçuluktan, çok başlılıktan kurtulunamaz. Her tasfiye dalgası “temizlendik”, “daha güçlü yolumuza devam ediyoruz”, “önemsiz kopmalar” vb. vs. demagojisiyle devrimci kadrolar, üyeler değersizleştirilmeye devam edilir. Marksizm, Leninizm, Maoizm ideolojisinin parti içinde geliştirilmesini sağlayacak canlı tartışma ortamının yaratılması yerine, demokrasi ilkesinin kötürümleştirilmesi ve fikirlerin dondurularak toplumsal gerçeklikten kopuk şekilde dogmatik kalıplar ile tekrar edilmesi, öznelci düşünceye dayalı bir örgüt içi birlik sağlama anlayışı tarihimiz boyunca darbecilik, grupçuluk, klikçilik ve sekterizm üretmiştir-üretir.

Hatalı Örgütsel Çizgilerin İdeolojik Kökleri Açığa Çıkarılmalı   

Yanlışlığı apaçık örgütsel çizgilerin tasfiyeci sonuçlarının ideolojik toplumsal kökleri vardır. İdeolojik mücadele bir kenara atılarak kaba saba ve temelsiz suçlamalara vardırılan yaklaşımlar örgütsel sorunları çözmez, bilakis daha da derinleştirir. Sorunların kaynağına inilmesi bakımından öncelikle MLM ideolojisi, diyalektik materyalizm felsefi bakış açısıyla Türkiye-K. Kürdistan objektif toplumsal gerçeklerinin, iktisadi koşullarının incelenmesi ve araştırılması görevinin yerine getirilmesinde somut yetersizliğin olduğunun kabulü gereklidir. Bu kabul gereklidir çünkü; Marksist diyalektik materyalizmden hareket ederek Türkiye-K. Kürdistan toplumsal koşulları üzerine yeterince araştırma ve inceleme yapılmadan değişen nesnel gerçeklere rağmen bir dönem geçerli olan, yada başka koşullarda geçerli ve doğru olan formüller, her dönem doğruymuş gibi dogmatik biçimde savunulabilmektedir.

Bu öznelci düşünüş hatalı örgütsel çizgiye yol açmaktadır. Özetle bu yıkıcı durumun ideolojik kökenini şöyle açıklayabiliriz: Marksist, Leninist, Maoist diyalektik materyalizmden hareket etmemek, biçimde hareket edildiği savunulsa da özünü kavramamak, ve Türkiye-K. Kürdistan toplumsal ve iktisadi objektif koşulları yeterince incelemeden, sosyal gerçeklere sınıf tahlillerine dayanmadan, halk kitlelerinin durumu, işçi sınıfının gelişimi, birleşme yönünde gereksinimlerinin doğru tespiti ve tahlili yapılmadan sübjektif düşüncelerin toplumsal gerçeklerin yerine konulması ve devrimci sloganlarla süslenip sol bir jargonla, dogmatik kalıplara sıkıştırılmış şablonlar ile “Marksist ilkelerin savunulması” biçiminde özetlenebilir.

Kaypakkaya yoldaşın görüşlerine dayanan çizginin devamcısı iddiasında olan ve daha da çok parçalı hale gelmiş durumdaki yapılardaki hatalı örgütsel çizginin ideolojik kaynağı esas olarak dogmatizm ve öznelciliktir. Türkiye-K. Kürdistan devriminin toplumsal gerçeklerinin objektif biricik zemini olan ekonomik biçim, mülkiyet ilişkileri ve sosyal yapım analizi ve tartışılması isteklerine neredeyse yarım yüz yıldır “kongre sorunudur, tartışamayız” denilen ve ancak 48 yıl sonra kongre yapabildiğinde ise iktisadi ve sosyal yapının gerçek koşullarının tartışılmadığı, sınıf güçlerinin doğru tahlil edilmesine ihtiyaç duymayan yapılar – (Y. Demokrasi ve Ö. Gelecek) – keza Maoist partide de özgün farklar olsa da bu konuda süreç çok farklı ilerlememiştir, dogmatik düşünce sağ oportünizme evrilmiş ayrılığa yol açmıştır. Kaypakkaya yoldaşın düşüncelerini dogma seviyesine çıkaran bu hatalı tasfiyeci eğilimden “kurtulma” propagandasına yaslanılarak yenilik ve değişim rüzgarı estirilirken (H. Günlüğü) 42 yıl sonra gerçekleşen “kongre”de ne yazık ki Marksist diyalektik materyalizme toplumsal ve iktisadi koşullara bakılması görevi başarılamadı. Ekonomik yapı ve sınıfların durumunun sürekli incelenmesi ve araştırılması görevinin dondurulması örgüt çizgisinde nasıl tasfiyeciliğe yol açtığı için hatalı ise MLM teorisinden, diyalektik tarihi materyalizmden uzaklaşılarak mevcut toplumsal gerçek koşulların incelenmesi de aynı hatalı sonuca ve tasfiyeciliğe götürür.
Mao yoldaş “dogmatizmin niteliği, gerçek durumdan hareket etmek yerine, kitaplardan alınmış bazı sözcüklerden ve cümlelerden hareket etmesidir” demektedir. Diğer ifadeyle dogmatik düşünce, gerçek koşullardan kopmaktır. Koşullara uygun olup olmadığına bakılmaksızın bir takım formüllerin tekrar edilmesinin terk edilerek sosyalist teorinin özünün kavranması, toplumsal koşullara uygulama kabiliyetinin kazanılması gereklidir. Kendi deneyim ve bildiklerini yeterli ve dünyadaki tek geçerli doğru gören, araştırma, inceleme yapmaksızın bildiklerini her dönem tekrar eden ve toplumsal değişimlere yönelik fikirlere kulaklarını tıkayan, hatta bu fikirlerden ürken, eleştiriyi önemsemeyen, koşulların gerisinde kaldığını göremeden kıdemlilik ve uzun bir mücadele geçmişi sermayesine yaslanan düşünce eğilimi de, keza toplumsal gerçeklerden kopuktur. Örneğin Maoist iddiasında olan örgütlerde parti içi birlik ve ayrılık sorununa yaklaşımda farklı anlayış ve tutumlar mevcuttur. Kime sorulsa kendi deneyimlerini ve tavrını biricik doğru olarak savunmaktadır. Fakat partimizin tarihi ise birlik ve ayrılık sorununda açığa çıkan sol sekterizmin yıkıcı sonuçları itibarıyla bu meselede örgütsel hatalı çizginin varlığına işaret etmektedir.

Açıklamaya çalıştığımız ve eleştirimize konu olan yapıların iç sorunlarda (dışa taştığında görünenler yetiyor) örgütsel çizgi sol sekter iken, sömürücü sınıf egemenliğine karşı siyasal mücadele çizgisi sağdır. Proletaryanın sınıf güçleri arasında ideolojik baş tehlike reformizm-parlamentarizm ve sosyal-şovenizmdir. Siyasal eğilimleri küçük-burjuva ve orta burjuvazi siyasal eğilimi olan reformculuktur. Düşünce yöntemi ise, nesnel gerçeklerin yerine kendi düşüncelerini koyan, gıdası idealizm olan öznelcilik ve gerçeklerden kopuk biçimde MLM devrimci söylemlerin arkasına gizlenmiş donuk, ekonomik temelden yoksun biçimde ve her dönem için geçerli görülen plan, program ve sloganların tekrar edilmesini ifade eden dogmatizmdir. Keza yenilik ve değişim rüzgarı estirip bir gün söylediğini bir sonraki gün değiştiren ve unutan eğilimin bir yanı dogmatik düşüncenin, diğer yanı ise öznelcilikten beslenen ve burjuva düşüncesinin etkisini ifade eden revizyonizm-oportünizmdir. Legalizm, iddiasızlık, kültürel yozlaşma, disiplinsizlik, yabancılaşma, güvensizlik, mücadeleyi bırakma, devrimci teoriye ilgisizlik vb. örgütlerde ortaya çıkan eğilimlerin tümü komünist çizgiyi yozlaştıran oportünizm çizgisinin birer sonuçlarıdır.

Enternasyonal devrimci proletaryanın tecrübeleri hatalı örgütsel çizgilerin düzeltilmesinin ancak bu hatalara kaynaklık eden ideolojik-siyasi çizgide hataların düzeltilmesi ile olanaklı olduğunu göstermektedir.

Ayrılıklarda takınılan tavır ve yürütülen politika parti içi birlik ve sınıf kuvvetleriyle birleşme anlayışının ölçütüdür. Örgütsel ayrılıklarda kimse adına karar verme yetkisini kendimizde görmeyiz. Örneğin proletarya diktatörlüğü ilkesi gibi Marksist devlet teorisi başta olmak üzere daha başka birçok MLM anlayışı reddeden, revize eden üçüncü “kongre”cileri Maoist Komünist Partisi’nin proleter çizgisinin devamcısı olarak görmüyoruz, ama onlara “partimizin ismini kullanamazsınız” diyemeyiz, bunun gibi geri, yasakçı ve işe yaramaz bir tartışmanın içine giremeyiz, girmedik. Proletaryanın sınıf mücadelesi hareketinin ittifak güçleri arasında olan bu ve benzer yapılarla kitlelerin çıkarları, demokrasi mücadelesinin geliştirilmesi, iktisadi ve demokratik hakların kazanılması, baskılara karşı durulması yönünde ortak çalışma prensibine uygun ilişkilenmeyi esas alıyoruz.

Türkiye-K. Kürdistan toplumsal gerçeklerinin doğruya en yakın değerlendirilmesi ve tespitlere uygun olarak kendini yenileyerek Maoist partinin komünist çizgisinin geliştirilmesine yönelik çabamız aynı zamanda devrime önderlik etme çıkışını köklü mücadele geçmişiyle gösteren partimizin çizgisinin temsil edilmesi iddiasını ifade etmektedir. Çünkü Maoist parti Marksist, Leninist, Maoist diyalektik materyalizmi hareket noktası olarak alan ve Türkiye-K. Kürdistan devrimine uygulama çabasını gösteren ve revizyonizm-oportünizmi reddeden bir partidir. Partimizin ideolojik içeriğini boşaltan revizyonist fikirlere sarılanlar Maoist parti çizgisini temsil edemezler, ismini kullanmaları temsil ettikleri anlamına gelmez, partimiz ancak Marksist bilimin Türkiye-K. Kürdistan devrimine uygulama kabiliyetinde olanlarca temsil edilebilir.

Parti içi birlik ve örgütsel birlik her biri farklı olduğu gibi devrimci, demokratik dost güçlerle kurulan eylem birlikleri ve ittifaklar farklıdır. Parti içi birlik düşünce özgürlüğü, eleştiri ve özeleştiri, denetim, hesap verme ve hesap sorulmasının güvencesi olan demokratik-merkeziyetçilik ilkesine bağlı olarak sağlanır ve sürdürülür. Üst yönetici organların eleştiriyi dikkate almaması, iç fikir mücadelesi, esasta konferans -kongreler- olmak üzere tüm organlarıyla eleştir-özeleştiri mekanizmalarının tıkatılması, tüzük ve işleyiş dışı yönetme çabaları parti ve iç birliği parçalar, klikller, gruplardan geçilmez, bölünmelere neden olur.

Örgütsel birleşmelerde Maoist partinin anlayışı açık ve nettir, çokça açıklanmıştır; işçi sınıfının egemen bir sınıf seviyesine çıkmasını ifade eden proletarya diktatörlüğü ilkesine bağlı ve bu amaç doğrultusunda görevlerini yapmak için yürütülen mücadele de devrimci proletaryanın programı, stratejisi, taktiği ve örgütlenme ilkeleri üzerine MLM ideoloji ve öğretinin temel prensiplerinin benimsenmesi, bu temel üzerinde ortaklaşmakla birlik olur. İdeoloji, program, strateji, temel taktik yönelim ve örgütlenme ilkelerinde düşünce birliği varsa birleşmemek proletaryanın kurtuluş görevi ve davasına karşı işlenmiş suçtur.

Maoist parti ayrılıktan yana değil, birlikten, birleşmekten yana olan esas anlayışı ilkeler üzerine kuruludur. İkiyi bir edenlerden değildir. Bugün iç birliğini koruyamayan ve derin savrulma içinde olan Maoist güçlerde hatalı siyasi ve örgütsel çizgilerde değil, Marksist, Leninist, Maoist ilkeler temelinde birleşmeye ihtiyaç vardır. Bu bağlamda hataların görülmesi, özeleştiri yapmaktan çekinilmeden kapsamlı değerlendirme ve çalışmaların yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır… (Bitti)

 

 

Related Post