24 Ocak Şafağı: Vartinik

142 0

Haber Merkezi: Vartinik kömü… 24 Ocak Şafağı… Ve 73 senesi…

İşte bütün bunlar ve daha birçok belirgin öğe, benim düşün dünyamda o en güzel günlere doğru tarihsel manada asla silinemez birer iz düşümüdür diyebilirim. Yarım asırlık tarihimizin kökü yeraltı sularından beslenen devrim ağacının o kalın gövdesine künye olup kazınan bu belirgin öğeler; tıpkı gerillanın korunağı olan dağlar misali sisler içinde bir görünür ve sonra tekrar kaybolur hayal dünyamda. Bu belirgin öğelerin bana onları her ansıdığımda; dağlarıyla, ormanıyla, sularıyla, rüzgarlarıyla ve her biri birer doğal mevzii olan kayalıklarıyla; yıllar geçtikçe ulaşamayacağım sanısı içimde baskın gelen o sevgiliye dair özlemin ağırlaştığı zamanları yaşattığı çoktur. Sevgiliyse bende halen ve her daim olmak üzere 73 senesinin 24 Ocak şafağındaki Vartinik ve oradaki Köm ile buradaki atılım ruhudur!..

Vartinik; gerçeğe yakın olanların özgür yarınlara varmak üzere dünden başlayarak katettikleri yol uçurumun kıyısından dolanırken, yaşamlarının 24 Ocak şafağında ölüm ve kalım ile alazlanan takip, kuşatma ve kıstırıldıkları yerde “vur emri”yle noktalanacağının ayırdında olanların cenk meydanıdır.

Vartinik; 24 Nisan güneşine varılma işareti 24 Ocak şafağında verilen uzun, zorlu ve bir o kadar da meşakkatli bir yolculuktur aynı zamanda. Ki, zemheriyi geçen yüreklerin sebatla ilerledikleri o tarihsel yürüyüşünde başlangıç noktasıdır bu anlamıyla.

Şafaktan önceki karanlık, karanlıkların en koyusudur. Yani adeta duvar gibi de kalındır bu karanlık. İşte bizimkiler bu karanlığın ortasında yaptılar son hazırlıklarını.

Fünyeyi, kibriti, yakılan sigarayı, o hengamede nasıl hareket edileceğini ve dahası, dönemin koşullarında “ne bulursan onunla eylem yap” çizgisinde hareket eden bunlar; ellerindeki en gözde silah olan kırma’nın çifte fişeğini bile hangi mesafeden itibaren ateşleyip menzile yollayacaklarını saniyeler içinde en ufak ayrıntısına dek hesap edebildiler.

Aydınlık günlere olan özlemle, günün koyusuna, gecenin kör karanlığında ve deyim yerindeyse adeta el yordamıyla hazırlık yaptılar. İşte bizimkiler aydınlığa gebe karanlığın doğum sancıları eşliğinde, oldukça çetin ve bir o kadarda kanlı bir kavgaya oturdular 24 Ocak şafağında. Direnişin ve dirilişin o betimsiz senfonisi Vartinikte 73’ün 24 Ocak şafağında silah ve bomba gürültüsüyle, sessizliğe seda olup yükseldi göğe!!!

Nasılki bir bomba patlamadan evvel içinde bir yığın karşıtlık barındırıyorsa, işte yoldaş Ali Haydar’da elindeki fitili tutuşturup kırmayı ateşlerken, iki yönlü bir görevle kuşalıydı diğerleri için. Bir yanıyla; düşenin kalkabilmesi, kalkıp ayrılabilmesi ve kurtulup uzaklaşabilmesi için saniyeleri adeta saatlere denk düşecek bir zaman dilimine uzatabilmekti o “an”ki görevi… Diğer yanıyla ise: çökmekte olan bir sistemin gittikçe yoksullaşan yığınlarını ayağa kaldırıp ileriye devindirecek olan bu kavganın ilk, tek ve kimbilir belkide son çakımlık kıvılcımını Nisan 72’de Kürecik dağlarında ateşleyen kasketli komünist ve yoldaşlarının o esnada çemberden çıkarak, “süreç” içerisinde öncülük misyonunu oynamasını sağlayabilmekti.

İşte bu pratiğin kendisi aslına bakarsanız ideolojisi ile askeri çizgisi arasındaki bağıntıyı kavramış olmanın da yalın kılıç bir göstergesidir aynı zamanda. Çünkü bir yanda Vartinikteki Köm ile bu Köm’ü çevreleyen o taş duvarın cismani varlığının yaydığı oldukça kasavetli bir atalet… Ve dahası an’daki karanlığın insanın ruhuna tıpkı duvar gibi kalın bir karamsarlık halinde yapışıp kalması ihtimali.

Fakat öte yanda tüm bunlara inat genç iken kuşanıp olmak istedikleri yere giden bizimkilerin durdukları çizgide, o an orada ve o mekan ile zamana riayeten yaratabildikleri bitimsiz enerji!..

Zaman 24 Ocak ve Mekan Vartinik. Çatışma akla gelebilecek tüm tahmin ve ölçüleri aşıpta o müthiş boyutlara ulaştığı vakit; birisinin kanı közdü ve yatıyordu yerde, öbürünün yolu buzdu ve yürüyordu karlı yolda. Diğerlerinin yönü ise karlı dağlaraydı. Neticede buz kırıldı ve yol açıldı bir kez. Buz içindeki kırmızı gül ise kar’ın üstüne iz düşüre düşüre yürüyüp ulaştığı Nisanın o güneşli 24’ünü ardında bırakarak Mayısın varmış olduğu 18’inci gününde yıldızlara uğurlandı. Vartinik ise mekanın içerdiği enerji ile evvel zamanın içerisinde yerini almış olan bu tarihsel olay sonucu, kendini tecritin pratikte sınandığı bir referans olarak taa bugünlere değin varedip sürdüregelmiştir. Yarım asırlık bu devinim ise, eşitsizlikler sürdüğü müddetçe hep varolacak. Ve dahası yatağını günden güne genişletip derinleştiren bir ırmak misali daima ileriye doğru akacak. Yol boyu temas edip kaptıklarını da sularının o derin girdabına çekip batıracak ve bilimin o engin ablukasına alıp sürüklemeye devam edecektir.

Vartinik’i kavramak ortak noktalarla harmanlayıp karmak iken kavganın harcını, aynı zamanda oldukça ciddi farklılıklara karşı ise amansız bir sık dokuyuşun ince eleme yöntemiyle yaklaşmaktır perspektife. Bir tırtılı düşünün mesela… Bu tırtıl kelebekli günlere olan özlemiyle o an bu olması gerekeni gerçekleştirmek üzere icra etmesi gereken kozayı, sabır ve itina ile en ince ayrıntısına varana dek hesap ederek sanat sanat örebilmektedir.

Düşünün ki beşbin altıyüz yedidir kelebek türü. Fakat maalesef ki buna karşın her bir kelebeğin ömrü yalnızca yedi gün yedi gecedir. Demek ondandır telaşla dolaşır kelebek nesli; çiçekten çiçeğe ot’tan dikene…

Bir kelebek, rüyasını/hayallerini gerçekleştirebilmek uğruna o yedi günde belki de yetmiş sene yaşamış gibi çalışıp didinir. Tıpkı taşı delen olgunun göz açıp kapayana dek akıp giden suyun sürekliliğinin olması gibi. Bu anlamıyla düşünürsek eğer Vartinik evrende eğerki dünyanın yüz ölçümü gözönüne alınacak olursa, şüphesiz ki gözle görülemeyecek kadar ufacık bir kara parçasından müteşekkil durumdadır. Fakat uzaydan bakıldığında haliyle teleskopik ölçeğin bilmem kaç milyonda birine denk gelen bu gözle görülmez kara parçasına anlam kazandıran gerçeklik ise, 24 Ocak şafağında patlayan o mermilerin ve bombanın halen dinmeyen yankısıdır! Bu sebeple, yıkılıp yeniden kurulası bu dünyada zerre kadar bir hacim kaplayan Vartinikte, koca bir kainat gizlidir aslında…

Vartinik “mis”li zaman ekiyle kod’lanarak tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya terkedilmiş bir nostaljik hadise değildir kesinlikle. Hiçbir küflü arşive sığmazlığıyla o ne eski bir dua’dır dudak kıvrımlarında dolanan, nede biz ardıllar birer mürit’iz onu sayıklayıp mırıldanan.

Eğerki hareketi savaşın karargahı durumuna getiremezsen, o halde kurum’un bir dergah yahut tekke veya kiliseye dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır. Ve sen ise dönemin yükünü omuzlamak üzere ileri atılan bir militan kadro olmaktan çok çok öte, kul tipi insan yetiştiren içe dönük/içe kapanmış bir cemaatin kendini mesih ilan etmiş tarikat şeyhine dönüşeverirsin. Bu olasılık her daim akılda tutulmalıdır. Bu vesileyle tarihsel ve teorik manada pusulamızın Vartinik olduğu asla unutulmamalı. Çünkü ona anlamını bahşeden 24 Ocak şafağında kıvılcımı çakılan kavgasının mahiyeti ve muhtevasıdır.

Popülist siyaseti deşifre eden bir niteliğe sahip olan Vartinik çıkışı, ilkeli siyasetin pratik politikada doğru bir mecrayı bulabilmesinde yön belirleyen bir işaret fişeğidir. Vartinik çıkışına rehber olan perspektif ise; sair halkların varlığını reddetmenin aksine onu bilmeye cesaret etmiş, din ile milliyetçilik olgusunun sınıf çelişkisinin üstünü örttüğü gerçeğini Milli Mesele ve Kemalizm tahlilleriyle deşifre etmiştir. Fakat ne yazık ki, perspektifi karar(+)anlar çözemez onun şifrelerini. Çünkü dünyaları halen 1600’lerin “Avrupa Merkezcilik” teorileriyle çalkalananların bulundukları yerden o bulanık gözlerle izledikleri bu ülkenin devrim stratejisini masa başında tasarlamış olmaları, açıktır ki bu temelsiz fikirleriyle Vartinik çıkışı’ndan bir şey anlayamadıklarının göstergesidir. Ve dahası bu netice onların kitlelerin bilincinde hiçbir olumlu mertebeye muvaffak olamadıklarını da işaret etmektedir.

Vartinik 24 Ocak şafağı, kemikleşmiş yapı ve donmuş teorik kalıpları tuzla-buz eden 72’nin 24 Nisan çıkışının bayraktarı olarak, şafak alazında başlanan uzun bir yürüyüştür aynı zamanda. Vartinik çıkışı irdelenip tartışılırsa anlaşılır ve geliştirilir. Aksi halde Vartinik olgusu efsaneleştirilmekten öte bir anlam ifade edemeyecektir. Eğer birşeyin tarihsel ve teorik gelişimi ile ortaya çıkış şartlarını bilemezsen, onu anlayamaz ve dolayısıyla geliştiremezsin de. Bu anlamıyla Vartinik yalnızca çarpışıp ölenin anısını yad etmek değildir ve olmamalıdır. O, yenilen fakat vazgeçip yılgınlaşmayanların düşün dünyasında manevi bir dayanaktır. Bu sebeple Vartinik mekânsal ve dönemsel olmanın çok çok ötesinde, tüm zamanlara dair tarihsel bir yer edinmiştir belleklerde.

Dahası bizleri kaybetmenin, geriliğin ve güvensizliğin karşısında ileriye doğru atılım ruhuyla atağa geçirecek politik bir maniveladır aynı zamanda!

Vartinik… Bir kitabı okumak, sonra dönüp yine bakmak ve yıllar sonra tekrar tekrar dönüp göz atmak; işte 24 Ocak şafağındaki Vartinik’in tarihsel ve teoirk özü budur. Yarım asırlık bu uzun yürüyüşün anlaşılması açısından; VARTİNİK PAROLAMIZDIR…

Related Post

Suriye Savaşında Son Halka Türkiye

Posted by - 26 Eylül 2018 0
Makale: Suriye Savaşında Son Halka Türkiye  Ortadoğu’da sular durulmuyor. Emperyalist kapitalist sistemin ağırlaşmaya devam eden krizi dünyanın her yerinde kaçınılmaz etki…

VENEZUELA’DAN SONRA HANGİ ÜLKE VAR.

Posted by - 13 Mart 2019 0
Haber Merkezi: İktisadi krizden bir türlü çıkamayan ve çok daha büyük tehlikenin ufukta belirdiğini gören emperyalistlerin saldırganlığı ivme kazanıyor. Kapitalizm çürümüş…